31 Aralık 2015 Perşembe

Yaşamdan Kareler 3 / Yeni Yıl


“Fiyat artarsa talep azalır. İkame malların fiyatları…”

Vesaire vesaire…

Boş verin bunları. Burada kar yağıyor. Bundan daha önemli ne olabilir?

Kar ya-ğı-yor!

Zaman durmuş ve hareket eden tek şey kar taneleri… Havada süzülerek, dans ediyorlar. Vals yapıyorlar belki de.

Sadece bir an durun ve izleyin. Yokluğunuzu hissedeceksiniz. İnsanlığın bir önemi yok, dünyanın bir önemi yok.

Şehirlerimizin çirkinliğini görün ve karın masalsı yönünü… Bu dünyaya ait olamayacak kadar hassas olduğunu… Duymanın zor, vazgeçmenin imkânsız olduğu melodisine kulak verin!

Seveceksiniz.


Yeni bir yıla girerken, bizi yalnız bırakmayıp taaa İstanbul’a kadar gelmiş. Alıp alabileceğim en güzel hediyelerden birini bana vermiş. 2015’i mutlu bitirmeme sebep olmuş.

Daha ne yapsın?

2016’da bolca yağsın! Karı izleyip, elimde kahvem, kitap okuyabileyim!


2016’dan ne bekliyorum?

Hogwarts mektubumun gelmesini bekliyorum! Tamam tamam. Günlüğümün mutlulukla dolup, sayfalarından gülümseyen suratlar çıkarmasını istiyorum. Biraz da karamsar ruh halim değişse fena olmaz tabii.

Bugün kedileri kardan korumak için, kulübe yapan bir amca gördüm. 2016 da böyle ‘insan’lar çoğalsın istiyorum.

Fazla bir beklentim yok sanırım. Beklentiyi yüksek tutmak, memnuniyetsizlik yaratır.

Böylece yeni yılın sürprizlerine kapımı açıyorum.

Tombala oynamayı unutmayın!


Ha, bir de… Seneye görüşürüz!



29 Aralık 2015 Salı

Mim: Merak Ediyorum?


Bilimsel Araştırma sınavını da atlattıktan sonra, sıra mimi cevaplamakta! Beni mimleyen Kore Fenomeni ve Kalem Fili’ne teşekkür ediyorum. J

“Merak ediyorum!
Takıntılarınızı, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz genel şeyleri.”


·        Kitaplar konusunda takıntılıyım. Kapağı kıvrılsın ya da sayfası kırışsın çıldırıyorum. Bu yüzden pek paylaşabildiğim söylenemez.

·        Etçilim. Ot yemeyi pek sevmem, baklagiller problem değil.

·        Semizotundan nefret ederim!

·        Sabahları erken kalkmayı hiç sevmem, hatta gündüzleri sevmem. Yarasa kıvamında bir insanım.

·        Dağınığım. Dağınıklığın içinde bir düzenim var.


·        Her şeyden çabuk sıkılırım ve sevmediğim işlerde başarılı olmam. Bir şeyi iyi yapıyorsam, seviyorumdur.

·        Mantığımı ön plana çıkarmaya çalışırım ama sanırım, hala duygularım tarafından yönetiliyorum.

·        Bir sürü kupam olsun ve her içtiğim içeceği farklı bir kupayla içeyim isterim.

·        Oyuncaklara bayılırım. Gece Neco’yla birlikte uyuruz. (Neco aslında Necdet, adını Hatırla Sevgili’deki Necdet’ten almakta.)


·        En sevdiğim hava durumu kar yağışıdır. Karın etraftaki kötülüklerin üstünü örttüğünü düşünürüm.

·        Kar kürelerini severim ve kar yağarken dışarıdaysam, kar küresinde olduğumu düşünürüm.

·        İlk okuduğum roman Çalıkuşu’dur, o zaman dördüncü sınıftaydım. Benim için çok özel bir kitaptır.

·        Yaşamın anlamını keşfedemedim, bu yüzden saçma yerlerde varoluşumu sorguluyorum.

·        Kalabalığı çok fazla sevmem.


·        Okuduğum kitaplardan, izlediğim filmlerden etkilenirim. Into the Wild’ı izleyip, “Neden ben de yapamıyorum?” diye bir hafta kafamda soru işaretiyle gezerim.

·        Yaşadığımız dönemi sevmiyorum. Seçme şansım olsa kesinlikle 2000’lerde yaşamazdım.

·        Ses tonları benim için önemlidir, sesini sevmediysem o kişinin anlattıklarına odaklanamam.

·        Kıvırcık ve kabarık saçları severim. Bu nedenle kendi saçlarımı sevmem.

·        Çoğu zaman kafamın içinde yaşıyorumdur. Mesela okula giderken, Diagon Alley’de yürüyorumdur. Tramvay Hogwarts ekspresidir. Kaba olan insanlar org, kibarlar elftir. Vampirleri de unutmayalım.

·        Kedilere bayılırım. Her gördüğüme selam verirdim ta ki bir sokak satıcısı miyavlayana kadar. Artık içimden selam veriyorum. :D


Ve daha neler neler :D Dünyayı sevdiğim ve sevmediklerim olarak ayırdığım için bu liste hiç bitmez. O yüzden burada kendime dur demeliyim. J

Mimi yapmayan kalmadı sanırsam. Kaldıysa da quaffle’ı size atıyorum J

28 Aralık 2015 Pazartesi

KOMÜNİST MANİFESTO - KARL MARX, FRIEDRICH ENGELS

Can Yayınları
Çeviri: Celal Üster – Nur Derviş
133 sayfa

Komünist Manifesto aslında bir broşür. Elden ele dağıtılan, sıralara bırakılan broşürler var ya, onlardan işte.

Komünist Manifesto dilimize geç çevrilmiş ve yasaklardan nasibini almış bir kitap. Tekrar başına bir şey gelmeden, okumakta fayda var.

Engels ve Marx’ın yazdığı manifestomuzda, Marx daha baskın. Ama ikisini de birbirinden ayıramayız.

Toplumların tarihini ne oluşturur? Tarih insanın insanla ve insanın doğayla olan ilişkisidir, çatışmasıdır. Marx'a göre sınıf mücadelesidir. 

Geçmişten günümüze, her dönemde sınıf ayrılıkları olmuştur. Eski Roma’da patrisyenler, Orta Çağ’da feodal beyler…

Burjuvazi ve proletarya arasındaki ayrım, bu mücadeleyi oluşturur. Konumuz ana hatlarıyla bu.

Kitapla birlikte günlük hayatta rastgele kullandığımız kavramlar bir anlama bağlanıyor.

Okuması kolay mıydı? Dili beklediğimden sadeydi, anlaşılırdı. Lakin benim gibi siyasi kitaplar konusunda acemiyseniz, çok hızlı gitmeyeceğini söyleyebilirim.
“Tüm toplumların bugüne kadarki tarihi, sınıf savaşımlarının tarihidir.”
“Her çağın egemen düşünceleri, her zaman o çağın egemen sınıfının düşünceleri olmuştur.”
“Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmekte kullandığı örgütlü güçten başka bir şey değildir.”
“Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur.”



26 Aralık 2015 Cumartesi

GÖL EVİ - JAMES PATTERSON


Eve gittiğim hafta, ne okusam diyerek kitaplığımı incelerken, gözüme çarptı Göl Evi.

Kitabı indirimden alıp, bir ara okurum diye kenara koymuşum ama iki şehir arasında mekik dokurken aklımdan çıkmış.

Göl Evi’ne evde başlayıp, İstanbul’a dönüş yolculuğunda devam ettim. Normalde, otobüslerde maksimum yarım saat kitap okuyabiliyorum. İlginçtir ki bu sefer böyle olmadı. İki saat doya doya okudum. Tarihe altın harflerle yazılmalı. J

Kitabımız bilim kurgu tadında bir macera. Bilim adamları kuş ve insan genini karıştırıp kuş-insan yaratıyor ve bunları kafeslere kapayıp gözlemliyor.

Peki, kuş-insanlar kaçarsa ne olur?

Kitap konu itibariyle ilginçti ama bölümleri çok kısaydı. Bir bölümün üç sayfa olması, akıcılığına ket vurmuş.

Yazarın Maximum Ride serisi de kuş-insanlar hakkındaymış ama tüm kitapları Türkçeye çevrilmemiş.

“…kahramanlar sizi yaralayabilir ya da öldürebilirlerdi.”

24 Aralık 2015 Perşembe

Kış Okuma Şenliği 2015 / Listem


Eveeet, sonunda kış okuma şenliği listemi temize çekebildim. Tüm kategorileri doldurdum ve olmayan kitapların siparişini verdim.

Finallerim bitsin, kitaplara bodoslama dalmayı planlıyorum.(Bu finaller bitince, ikinci üniversite finallerinin başlayacağını unutabiliyor muyuz? Lütfen, unutalım.)

Ne kadar okursam bana kar deyip, şenlik açılış kurdelemi kesiyoruuum!! Fighting!! 

20 Mart 16 Güncelleme

*Altı çizili kitaplar okunanlar


1. Yabancı Yayınları'ndan çıkmış bir kitap. (10 puan)
Kurucunun Kızı, Amy Engel, 267.


2. İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların kışın geçtiği bir kitap.

Kış Güneşi, Jennifer L. Armentrout, 316.



3. Liseye başladığınız yıl ödül almış bir kitap veya o yıl ödül almış bir yazardan bir kitap. (10 puan)

2009 Orhan Kemal Armağanı: Son Ada, Zülfü Livaneli, 183.



4. Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap. (10 puan)

Kara Kraliçe Kösem, Demet Altınyeleklioğlu, 799. (İlk şenliğim olduğu için, uzun zamandır kütüphanemde bekleyenlerden birini seçiyorum.)



5. Herhangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap. (10 puan)

2007 Hugo Ödülü Adayı: Majestelerinin Ejderhası, Naomi Novik, 400.



6. Yasaklanmış bir kitap. (10 puan)

Kavgam, Adolf Hitler, 543.



7. Kitap Ağacı kulüplerinden birinde okunan bir kitap. (10 puan)

Sisle Gelen Yolcu, Jean-Christophe Grange,677 .


8. Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (10 puan)

Devlet, Platon, 368.



9. 2015 yılında çıkmış bir kitap. (10 puan)

Kadın, Yılmaz Özdil, 324.



10. Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap. (10 puan)

Son Seferad, Beyazıt Akman, 652.



11. Bilim kurgu ya da fantastik kurgu türünde bir kitap. (10 puan)

Halka, Sara Bergmark Elfgren – Mats Strandberg, 512.



12. Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap. (10 puan)

Decameron, Giovanni Boccaccio, 954.



13. Hem beyaz perdeye aktarılmış, hem de tiyatro veya müzikal adaptasyonu olan bir kitap. (10 puan)

Operadaki Hayalet, Gaston Leroux, 291.



14. Türk kadın bir yazardan bir öykü kitabı. (10 puan)

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt, 172.



15. Romantik türde bir kitap. (10 puan)

Yabancı, Diana Gabaldon, 752.



16. Karakterlerden birinin bulunduğu kitabın isminde geçtiği bir kitap. (10 puan)

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör, 58.



17. Size hediye gelen bir kitap. (10 puan)

Kumral Ada Mavi Tuna, Buket Uzuner, 499.


18. 150 sayfadan kısa 4 kitap. (Her kitap 5 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 40 puan)

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü, 65.

İçerdeki Kedi, Williams S. Burroughs, 101.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş, 124.

Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir, Emma Goldman,138.



19. İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 30 puan, toplamda 60 puan)

Tanrı kelimesini seçtim.
Tanrı’nın Unutulan Çocukları, Craig Silvey, 448.

Tanrı ile Sohbet 1, Neale Donald Walsch, 237.

Sineklerin Tanrısı, William Golding, 261.



20. Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı ve bir kadın, bir erkek olacak şekilde. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 60 puan)

Türk Erkek: Sonrası Kalır 1, Edip Cansever, 664.

Türk Kadın: Bir Odadan Bir Odaya, Elif Güney Pütün, 171.

Yabancı Erkek: Göğü Delen Adam, Erich Scheurmann, 110.

Yabancı Kadın: Gökyüzü Çocukları, Katherine Rundell, 269.



21. Birinin isminin bir kelimeden, diğerinin iki, diğerinin üç, diğerinin dört, diğerinin 5 veya daha fazla kelimeden oluştuğu 5 kitap. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan)

Utopia, Thomas More, 244.

Northanger Manastırı, Jane Austen, 252

Genç Werther'in Acıları, Goethe, 169.

En Güzel Aşk Hikayemiz, Mario Levi, 194.

Kavalier ve Clay’in Akıl Almaz Maceraları, Michael Chabon, 726.



22. Kendi temanı kendin yarat, dört kitap belirle. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan)

Seri devam kitapları: 

Kanlı Seçim, Yasmine Galenorn, 396.

Buzlar Ülkesi, John Flanagan, 304.

Ejderin Tutkusu, G.A Aiken, 500.

Yıllar Sonra, İpek Ongun, 344. 




Kış Okuma Şenliği Sonucu:

28 kitapla şenliği tamamlamış bulunmaktayım. Toplamda 10.259 sayfa okumuşum.
Bunların 8 tanesi 10 puanlık kategoriden yani 80 puan.
18. kategori 5x4=20 ve ekstra puanla birlikte 40 puan.
19. kategori 30+30=60
20. kategori 60 puan
21. kategori 90 puan
22. kategori 80 puan

Toplamda: 410
Sayfa sayısını eklersek = 410+102=512


20 Aralık 2015 Pazar

YANAN KÖPRÜ - JOHN FLANAGAN


Beyaz Balina Yayınları
Çeviri: Selcen Yüksel Arvas
276 sayfa

Gölgelerin Efendisi 12 kitaplık bir seri.

Yazar, oğluna cesaret vermek amacıyla bu seriyi yazmaya başlamış. Oğlunu, kitabımızın ana karakteri Will’le eşleştirebiliriz sanırım.

Yanan Köprü’de serinin ikinci kitabı.

Seri Kero’nun(kuzenim). Kendisi on iki kitabı sıkıldıkça okur, bu nedenle en küçük ayrıntıyı bile bilir. Onun önermesiyle, geçen sene ilk kitabını okumuştum. Geçenlerde “Hani bu seriyi okuyacaktın? Aradan bir yıl geçti, ne zaman devam edeceksin?” sorusuyla, Yanan Köprü’ye başladım.

Tembelliğin de bir sonu olmalı. :D


Kitabımız Orta Çağ şartlarında geçiyor. Yani tüfeğin icat olmayıp, mertliğin bozulmadığı yıllar.

Kahramanımız Will, Orman Muhafız çırağı olarak yeni görevine başlıyor ve kitap heyecanlı bir yerde bitiyor.

Okuduğum iki kitabı da fantastik edebiyata giriş niteliğinde. 

Dilinin basitliği, puntoların büyüklüğü gibi nedenlerle on yaş üstünün rahatlıkla okuyabileceği bir seri.

Üçüncü kitabına merakla başlayacağım. Yakın zamanda. Umuyorum.


15 Aralık 2015 Salı

FELSEFENİN KISA TARİHİ - NIGEL WARBURTON


Öncelikle itiraf edeyim, kitabı bir ay önce bitirdim ama ancak yorumunu yazabiliyorum.

Felsefenin Kısa Tarihi, felsefeye giriş niteliğinde. Kronolojik olarak filozofların hayatlarını özetliyor ve önemli düşüncelerinin altını çiziyor.

Ben lisedeki felsefe dersini kopyayla geçmiştim. Bu nedenle filozoflar hakkında pek bilgim yoktu ve bölüm derslerimde zorlanıyordum. Şimdi en azından isimleri geçince “haaa ben bunu hatırlıyorum şunu şunu demişti.” diyebiliyorum.

Bu da benim için büyük bir gelişme.

Hatta sanırım felsefeye karşı ön yargılarımı yıkıyorum.

Kitap, felsefe severler için fazla basit kaçabilir.

Genel olarak, kitabın ilk bölümlerinin anlatımı daha iyiydi. İlerledikçe filozoflara dair daha gereksiz bilgilerle dolmaya başladı. Açıkçası bu durum da beni biraz sıktı.

Kitaba göre, kafa yapımın en uygun olduğu filozof Schopenhauer. Tabii, öncelikle filozofun kendi kitaplarını okuyup, kararımı somutlaştırmam gerekli.


Sonuç olarak, felsefeye giriş için güzel bir kitap. Devamını getirmek de bana kalmış durumda… 




10 Aralık 2015 Perşembe

Yaşamdan Kareler 2


Memleketimden bir kare. Başa dönelim.

Saat 7.30’da alarmımın çalmasıyla gözlerimi araladım. Alarmımı kapattım ve sadece beş dakika diye düşünerek uykuma döndüm. Uyanabildiğimde yarım saat geçmişti. Bu uykuyla neden anlaşamıyoruz bilmiyorum. Beş dakika dediysem beş dakikadır. Kabullenmeli.

Koşturarak giyindim ve evden çıktım. Tramvayda, her zaman yaptığım gibi, “Neden bu kadar kalabalııık?” diye kendi kendime söylendim.

Tramvaydan inip, fakülteye doğru gözlerim yarı kapalı yürürken, kafamı neden yukarı kaldırdım bilmiyorum. Böylece ağacın üstündeki dubayı gördüm. Gözlerimi ovuşturdum, daha fazla açmayı denedim ama sonuç değişmedi. Hööönnnkkk!! O dubayı kim koydu ağaca ya da fırlattı mı demeliyim?

Uykum da açıldı haliyle. Sonra o turuncu şeridin, duba değil delinatör olduğunu öğrendim. Yeni bir kelime daha.
Birkaç gün sonra da ağaçlar budanırken, o delinatörü ağacın dallarıyla birlikte yerde gördüm.


Bugünse yine sabah saatlerindeyiz ama dersim normal bir zamanda. Bense okuduğum kitapların yorumlarını yazmak yerine bunu yazıyorum.

Neden?

Çünkü üşeniyorum. Hem de aşırı.

Yapmam gereken birikmiş çok şey var. İkinci üniversite sınavlarım bu hafta sonu, finallerim 21’inde başlıyor. Vizelerde yamulduğum için finallere daha çok çalışmam gerek. Quizler ve ödevlerim var.

Zaman az, yapılması gerekenler çok. Daha önceden başlamam gerekirdi ama o sıralarda dil kursu için danışmanları geziyordum ve derin bir kararsızlık içindeydim. Düşünüp taşındım, kararımı verdim ve anlaşmalar yapıldı. Yaz tatilinin iki ayını İngiltere’de geçireceğim!!

Evet neyse, ben de durumlar böyle. Yumurtanın kapıya dayanmasını beklemek alışkanlıklarımın arasına girmiş sanırım.


Şimdi, biraz daha uyuyayım. Sadece beş dakika.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...