31 Aralık 2016 Cumartesi

ÖZET 2016


2016 yılının da sonuna geldik. Her şey gibi, bu yıl da bitti. Peki Salıncak 2016’yı nasıl geçirdi?

Öncelikle 108 post yazmışım. Bu 108 posttan 84’ü kitap yorumu. Geri kalanı da film, yaşamdan kareler başlıkları altında dağılmış.

Ayda 7 kitap okumuşum. Toplam 84 kitap ve 28.666 sayfa. Bu da günlük 78 sayfaya tekabül ediyor. En çok sayfa okuduğum ay Şubat: 4.324. En az ise Ağustos, hiç okumamışım. Nedenini devamında anlatacağım. 👇



Bloga girdiğim kitap yorumları dışında, Death Note serisini okudum. İlk kez manga okumama rağmen çok sevdim. Animesini de izlemek istiyorum ama önce Naruto’yu bitirmem lazım. Umarım 2018’e kadar biter. 😄 Not: Seri 13 kitaptı.

Bir de bu sayılara eklenmeyen Birhan Keskin’den Fakir Kene var. Kim Bağışlayacak Beni kitabının hemen ardından okumuştum ama bloga girmeyi unutmuşum. Kendisi sevdiğim şairlerden birisi, biliyorsunuz.

Mangaları ve Fakir Kene’yi eklersek 98 kitap oluyor.

Blogda en çok görüntülenen postum Uzak Doğu Mutfağı / Sopung- Kore Pasta ve Yemekleri olmuş.

 

Blogumun instagram adresine bakarsak:


Takip etmek isterseniz: kagitsalincak

 

İstatistiklerimiz buraya kadardı. 😇 2016 genel olarak benim için iyi bir yıldı. Çocukluğumdan beri hayalim olan şeyleri, gerçeğe dönüştürdüm. Genel olarak bakarsak:

 

Hayatımın bir döneminde adada yaşamak isterdim. Bunu yapamadım ama kalmaya gittim. Büyükada’da güzel anılar biriktirdim.

 

Masumiyet Müzesi’ni merak ediyordum, kitabı okuyup müzeye gittim.


United Kingdom, kağıt salıncak, gezi


Ve yılın en büyük olayı iki aylığına İngiltere’ye gitmem oldu. Beş yıldız veriyorum. 💫 Harry Potter okumaya başladığımdan beri –çocukluğum demek oluyor- İngiltere bilinçaltıma yerleşmişti. Bu iki ay içinde, elimden geldiğince gezdim. Harry Potter Studio’ya gittim, Hogwarts’da olmaya en yakın deneyimimdi. İskoçya hep görmek istediğim bir ülkeydi ve Edinburgh’a gittim. –Edinburaaooooh şeklinde bir telafuzu var ki öğrenene kadar, okuldaki İskoç hocamız atarlanmıştı.- Edinburgh en beğendiğim şehirlerden biri oldu ve HP’nin yazıldığı yeri görmek harikaydı. Sonuç olarak: Bath, Oxford, Brighton, Durham, Ely, Canterbury, Londra, Salisbury ve York’u gezdim. Dostluklar kurdum. En sevdiğim öğretmen olan Alex’le tanıştım. 😏



İngiltere’den dönerken yanımda Harry Potter’ın 4 kitabını ve Cursed Child’ı getirdim. Böylece orijinallerini okuma isteğimi gerçekleştiriyorum.

Fantastic Beasts çıktı ve benim için yılın filmi oldu. HP temalı bir yıl geçirdim. 💙

Kitap Eylemi, Kero ve ben Ferhangi Şeyler’e gittik. Kitaplarımızı imzalattık. İyi ki gitmişiz.



Eveeet, 2016 özetim böyle. Ülkem için güzel bir yıl olmasa da; benim sevindiğim anlar, üzüldüklerimden fazlaydı.

Umarım 2017 daha güzel olur. Bol kitaplı, gülmeli olur…


2015 sonu düşüncelerime bakmak isterseniz: Tık


29 Aralık 2016 Perşembe

84) SATRANÇ - STEFAN ZWEIG

kağıt salıncak, kitap

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Ahmet Cemal
83 sayfa


Zweig, okumak istediğim yazarlardan biriydi ve bu yıl okuduğum 49. Kitap ona ait.

O yazımda da söylediğim gibi, Zweig kitaplarına Satranç’la devam ettim. Karşınızdayım. 😇

Yazar, Goethe’nin “klasik öykü kuramına” bağlı kalmış ve bu kuramın temel koşulu olan “duyulmadık bir olayın sanatsal düzlemde işlenmesi” ilkesiyle Satranç’ı yazmış. (bknz: sonsöz)

Kitap, bence yazarın hayatından da parçalar taşıyor. İkinci Dünya Savaşı gibi, Gestapo gibi… Ayrıca intihar etmeden önce yazdığı son eseridir. Bir günde okunuyor, hatta tek oturuşta bitirilebilir ancak malum final haftam.

kağıt salıncak, kitap yorumu


Satranç’a başlamadan önce, konusu hakkında fikrim yoktu. Arka kapağını da okumamışım. Farklı bir konu bekliyordum. Zweig konusunda yüksek umutlarım oluyor ama beklediğimden daha değişik şeylerle karşılaşıyorum.

Kitap aynı zamanda alegorik bir eser. Kişilerin, ülkeleri temsil ettiğini düşünüyorum.

Sonuç olarak, ‘Zweig ne yazsa okurum’ tarzı okurlar arasına katılamıyorum ama yine de eserlerini okumaya devam edeceğim.

Not: Yılın son kitabı da Satranç olacak gibi görünüyor. 😊

“… çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir.”

“… bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.”

“Anlaşıldığı kadarıyla beynimizde düzenleyici işlev gören esrarlı güçler var ve bunlar ruhu rahatsız edici ve tehlikeye sokucu şeyleri kendiliğinden devre dışı bırakıyor…”





28 Aralık 2016 Çarşamba

83) AH'LAR AĞACI - DİDEM MADAK

kağıt salıncak

Metis Yayıncılık
73 sayfa


Ah’lar Ağacı 2002 yılına yayınlandı ve Didem Madak’ın ikinci kitabı.

Benim de okuduğum ikinci Didem Madak kitabım.


Şairimiz, yine içten yine samimi… Bu sefer, ah dökülecek dudaklarımızdan ve iç sesimize kızacağız.

“İç ses! Bu bahsi kapa!”

Her şiirde Didem Madak’ın yaşamından bir iz, kendimizden bir benzerlik bulacağız.

En sevdiklerim: Ah’lar Ağacı, Siz Aşktan N’anlarsınız Bayım?

“Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.”

“Sözler…
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan.”

“Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı Pollyanna
Çimento, demir, çamur…
Duvarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.”

“Kardeşim, biriciğim
Bazı yaralar yaralıdır buna inan,
Bazı yaraların ortasından küçücük bir el,
Sanki geçmişine çiçek uzatır,
Bazı yaralardan sızan kanla,
Tüm geleceğin yıkanır.”

“Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım

da çiçekler açsın ruhunuz.”


26 Aralık 2016 Pazartesi

82) GRAPON KAĞITLARI - DİDEM MADAK

kağıt salıncak

Metis Yayıncılık
68 sayfa

Grapon Kağıtları, Didem Madak’ın ilk kitabı ve İnkılap Kitabevi Şiir Ödülü’nu almış. Bende üç kitabı da var, ilk olanla başlamak istedim.

Didem Madak’ın şiirlerini genelde dinlerim. -Şiir dinlemeyi en az okumak kadar severim.- Bu nedenle kitaptaki birkaç şiiri biliyordum. –neredeyse ezbere- bkz: dinlemek isterseniz

Üçüzleri okumayı yazın niyetlenmiştim ve köye gittiğimde fotoğraflarını çekmiştim. Evdeki hesap, çarşıya uymadı ve kışa kaldılar. Bu yüzden size hem yazla, hem de Didem Madak’la geldim.

Şairimizin hayatına kısaca değinirsek, 8 Nisan 1970’de İzmir’de doğmuş. 6 yıl aradan sonra Işıl, kardeşi dünyaya gelmiş. Annesi Füsun, şairimiz 13 yaşındayken hastalanıp ölmüş, bu nedenle Didem Madak’ın çoğu şiirinde annesi vardır. Dokuz Eylül Üniversite’sinde Hukuk okumuş. Üç şiir kitabı: Grapon Kağıtları, Ah’lar Ağacı, Pulbiber Mahallesi. 2011 yılında ise Didem Madak’ı kaybettik.

Didem Madak’la tanıştığımda bodrum katındayım. Bu yüzden mi şiirlerini bu kadar sevdim, bilmiyorum. Kendisi de 3 yıl bodrumda yaşamış.
“Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum.”


Şiirleri öyle samimi ki… İçten. Beraber konuşurmuşçasına.

Bu kadar sade şiir yazıp, içine duygu katabilen nadir şairlerden.

En sevdiklerim: Enkaz Kaldırma Çalışmaları, Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım!, Çalıkuşu’nun Z Raporu


“Bazen ölmek istiyordum
Beni yeniden doğurman için”

“Canımın acısıydın.
Ben bit tek o canı unutmamak için her şeyi hatırlamıştım.”

“Sonra gittin.
Çocuk oldum bir daha, ağladım.
Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
Kitaplar, aşk, her şey.”

“Bir çılgınım,
Kedilerin ruhlarımızı okuduğuna
İnandırmaya çalışan herkesi.
Bir elimde tabanca,
Bütün dualarım delik deşik”

*Hayatı hakkında daha fazla bilgi istersiniz, tık


24 Aralık 2016 Cumartesi

81) PRENS - NICCOLO MACHIAVELLI

kağıt salıncak, kitap

Can Yayınları
Çeviri: Kemal Atakay
154 sayfa


Prens, İtalyan düşünür Machiavelli’nin önemli bir eseri. Kendisi siyaset kuramcısı, yazar ve devlet adamıdır. Siyaset ve tarih hakkında başka yapıtları olmakla birlikte, Machiavelli denildiğinde Lorenzo de Medici’ye ithaf edilen Prens ön plana çıkar.

Geçen seneden beri Machiavelli adı, derslerimden eksik olmuyor. Prens aşağı, Prens yukarı… Ben de geçtiğimiz kış, kitabını aldım ama okumak bu yılın sonuna kaldı.

Kabul ediyorum ki okumam uzun sürdü. Bunun en bariz nedeni, ders çalışırken verdiğim aralarda roman ya da şiir okumayı tercih etmem… Kitabı daha sakin kafayla okumaya çalıştım.

Machiavelli, Prens’te siyasetçilere tavsiyeler veriyor ve kendi düşüncelerini açıklıyor. Başarılı tarihi kişilerin taklit edilmesi ya da sonuca ulaşılırsa bu yolda yapılanın çok da önemli olmadığı gibi…



Kitabı okuyunca, günümüzdeki ‘prensler’in de geçmişten pek farklı olmadığını gördüm.

Son olarak Machiavelli Prens’i 1513 yılında yazmış olsa da, talih konusundaki yorumuyla tepemin tasını biraz hoplattı.
“Kesin kanım o ki, atılgan olmak temkinli olmaktan daha iyidir; çünkü talih dişidir ve ona hükmetmek isteniyorsa, onu dövmek ve zorlamak gerekir.”

Tarihte olan olmuş, bunlardan ders alınıp, günümüzde kadının hak ettiği yeri alması dileğimle… İyi okumalar.

“… çünkü bir değişim, daima başka bir değişimin oluşumuna zemin hazırlar.”

“…üç tür beyin vardır: Biri kendiliğinden anlar, öteki başkalarının açıkladığını anlar, üçüncüsü ise ne kendiliğinden anlar ne başkaları aracılığıyla; bunlardan ilki çok iyi, ikincisi iyi, üçüncüsü yararsızdır.”


19 Aralık 2016 Pazartesi

80) FANTASTIC BEASTS AND WHERE TO FIND THEM THE ORIGINAL SCREENPLAY - J.K ROWLING

j.k rowling, kağıt salıncak, kitap yorumu

Little, Brown
293 sayfa


Fantastic Beasts’i izlediğim zaman bayıldığımı biliyorsunuz. Tekrar tekrar izlemek istedim. 🙈

Ardından Screenplay’ini alayım temalı tilkiler kafamda dolaşmaya başladı. Düşündüm, düşündüm ve siparişini verdik.

Gelmesini de bir hafta kadar bekledim. Elime aldığımda ‘dünyanın en güzel kitabı’ nidasıyla koklamaya başladım. 😂

Kitap, filmin birebir senaryosu. Ben bazı eklemeler olur umudu gütmüştüm, boşa çıktı. Sayfalar çok dolu değil, bolca çizim var ve bu da okumayı hızlandırıyor. Bu çizimlerin çok güzel olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Kitabın cildine ve şömizine bayıldım. Tasarımı oldukça ilgi çekici.



Bir sürü sticker yapıştırarak fantastik canavarlarımızın isimlerini belirledim. Niffler/burnuk favorim oldu, hatta Ron’un Ateş Kadehi’nde dediği gibi: “Fazladan para kazanmak istedikleri için Fred’le George’u suçlamıyorum. Keşke ben de kazanabilseydim. Keşke bir Burnuk’um olsaydı.”

Okuduğum diğer İngilizce Harry Potter’lara nazaran Fantastic Beasts’in dili benim için daha zordu. Sözlükle biraz fazlaca haşır neşir oldum.

Fantastic Beasts’i izlediğimde de okuduğumda da İngiliz büyücüleri özlediğimi düşündüm. New York’un katı kurallarından ve yaratıcılık düzeylerinin az olmasından hoşlanmıyorum. Bknz: Muggle yerine No-Maj demeleri. Tabii ki bu durum Jacob ve Queenie’yi kapsamıyor.



Bir de, keşke diyorum, senaryo romanlaştırılsaydı.

Yine de yıllar sonra HP dünyasına dönmek paha biçilemez. O müziği duymak… Eddie Redmayne’ı Newt olarak görmek… Daha uygun bir oyuncu bulunamazdı kesinlikle.

Filmi izleyip, ardından senaryoyu merak edenlere tavsiye ederim. 💫

“The No-Maj! No-magic – the non-wizard!”

“My philosophy is that worrying means you suffer twice.”





14 Aralık 2016 Çarşamba

79) BİLGE ADAMIN KORKUSU - PATRICK ROTHFUSS

patrick rothfuss, kitap, kağıt salıncak

İthaki Yayınları
Çeviri: Cihan Karamancı
1139 sayfa


Bilge Adamın Korkusu, Kral Katili Güncesi’nin ikinci kitabı. İlk kitap yorumu için tık.

Seriyi arkadaşımdan ödünç alarak okudum ve keşke kendime alsaydım diye bir pişmanlık içindeyim.

Kitaba başladığımda kahramanımız Kvothe’yi özlemiştim, kendisi çokça sevilecek şahsına münhasır karakterlerden birisi.

Bilge Adamın Korkusu’nu, ilki kadar hızlı okuyamadım. Buna vakitsizliğimi bahane gösterebiliriz ya da ilk kitabı daha çok beğenmemi.

Bu kitapta Rüzgarın Adına kıyasla daha çok olay var. Daha fazla aksiyon, hareket mevcut… Ama bir bölümde takıldım ve beni yavaşlattı. (bkz: Felurian)

Tabii bu demek olmuyor ki, kitabı sevmedim! Benim gözümde hala birçok seriden üstün konumda. Yazarın üslubunu, konuyu ince ince döşemesini, betimlemelerini seviyorum.

Fark ettiğim üzere, Kvothe’nin üniversite anılarını okumaktan daha büyük keyif alıyorum.

Kitap 1139 sayfa, -beni yavaşlatan 200-250 sayfa dışında- su gibi akıyor. Bittiğinde, üçüncü kitabı okuma isteğiyle yanıp tutuşuyor insan. 😂

Yazarımıza buradan seslenmek istiyorum: Sevgili Patrick Rothfuss, sence de üçüncüye kavuşmamızın zamanı gelmedi mi?



“Biz insanlar bir şeyi sevdik mi severiz. Mantığın bunda yeri yoktur. Hatta mantıksız sevgi pek çok açıdan gerçek sevgidir. Sevmek için bir sebep oldu mu herkes sevebilir. Böyle bir şey cebinize bir peni koymanız kadar doğaldır. Ama bir sebep olmadan sevmek… Kusurları bilip onları da sevmek… İşte bu nadir, saf ve mükemmel bir şeydir.” /66

“Biliyorum, (…) yüreğinde bir taş var ve bu bazen çok ağır geliyor. Ama onun yükünü tek başına taşımak zorunda değilsin. Bana gel. Ben halinden anlarım.” /94

“Bazen düşmek de bize bir şeyler öğretir. Rüyalardan uyanmadan hemen önce çoğunlukla düşersin.” /417

“Unutma, her bilge adamın korktuğu 3 şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.” /423

“Doğru düzgün dinlemeyi öğrenmeden önce insanlardan epey uzaklaşmalısın.” /680

“Sadece bir budala kontrol edemeyeceği şeyler için endişe duyar.” /755


“Bazen bir insanın alabileceği en iyi yardım, başka birine yardım etmesidir.” /998


10 Aralık 2016 Cumartesi

Mim: 2017'ye Doğru Hayaller, Dilekler ve Hedefler


Bloga uğrayamadığım şu günlerde, mim ilaç gibi geldi. Teşekkürler İlkay 💕

Durum Raporu: Elimde Bilge Adamın Korkusu ile Prens var. Şu sıralar ikisine de yeterli vakit ayıramıyorum. Bitik kitabım da olmadığından yorum giremiyorum. 😂 AÖF vize sonuçlarımın tekme atması yetmezmiş gibi, üniversitem final tarihlerini açıklayarak da yumruğu yapıştırdı. Ayın 26’sında finallerim başlıyor –aynı güne iki sınav koymasalarmış keşke-. Ben de durumlar böyle.

Şimdi sizi benim süper fantastik düşüncelerimle baş başa bırakıyorum 💫




1. Kimse mükemmel değildir ama yine de eksiklikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

Zor bir soru olmuş. 🙈
2017’de daha umursamaz olmak istiyorum. Şu günlerde her şeyi kafama takıyorum, eh haliyle mutlu bir insan da olamıyorum.



2. Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu da kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

1. Hogwarts’a gitmek. (Lamba kucağıma düşebiliyorsa, ben de Hogwarts’a düşebilirim bence)
2. İstediğim tüm kitapları almayı ve tabii onları okuyabilmek için geniş zaman diliyorum.
3. Kendim ve sevdiklerim için mutluluk.

Alaaddin beni çok sevip, dördüncü hak vermek isterse de, tüm sınavlarımdan geçmeyi dileyeceğim. 😇 Tabii o zamana kadar ilk dileğim gerçek olur ve ben platform   civarlarında olurum.



3. Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Kedim için… kedim olsun istiyorum. 😹 Daha fazla kitap okumak istiyorum. Mutlu olduğum insanlarla daha çok vakit geçirmek istiyorum. Seyahat etmek istiyorum. Bu kış bolca kar görmek istiyorum. :D
Salıncakta istekler sonsuz, fakat kaynaklar kıt… İktisat tanımından farkım yok. 👽



4. Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok para şart mı? Belki de değildir. 

Adadan ev almak isterdim ki bunun için para şart. 👀İstediğim tüm kitap ve funkoları alırdım. Aç kedi kalmasın diye bir kısmını kedi mamasına ayırırdım. Bilge’yle interrail yapardık… ya da direk taşınsam mı? Bilemedim. 🚀



5. Para, para, para.. Para harcamadan da Gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

Şu an ki hayalim: Günlerimi evde, kitap okuyarak geçirmek. Kısaca tatil istiyorum. 



Cevaplamak isteyen herkes mimlenmiştir 😇


1 Aralık 2016 Perşembe

78) HARRY POTTER AND THE PRISONER OF AZKABAN - J.K. ROWLING

j.k. rowling, kağıt salıncak, blog yorumu

Bloomsbury
462 sayfa


Harry Potter serisini İngilizce olarak okuma girişimime üçüncü kitapla devam ediyorum: Harry Potter and the Prisoner of Azkaban.

Kitaba Bilge’yle başladık –ben birazcık geç kalmış da olabilirim-. O Türkçelerini okuyor, ben de İngilizcelerini okuyorum. Bu yüzden de bitirmem daha uzun sürdü.

Azkaban Tutsağı, çok sevdiğim iki karakterin seriye girmesi açısından benim için önemlidir. Tahmin ettiğiniz gibi bu kişiler Sirius ve Lupin. Ayrıca Hogwarts okul hayatını da anlatan en iyi kitap bence.

Dile değinecek olursam, ilk iki kitaba oranla beni biraz daha zorladı. Rowling git gide büyüklere hitap etmeye başlıyor… 😺

Kitabı bitirmemin ardından filmi de tekrardan izledim.

HP dünyasıyla hala tanışmamışsanız çok şey kaybediyorsunuz. Hemen başlayın 😍



“Don’t let the Muggles get you down!”

“That suggests that what you fear most of all is- fear.”

“Never trust anything that can think for itself, if you can’t see where it keepsits brain.”


“People can be a bit stupid abou’ their pets.”


29 Kasım 2016 Salı

77) EJDERHALAR İÇİN EVCİL İNSAN BAKIM KILAVUZU - LAURENCE YEP & JOANNE RYDER

kağıt salıncak, kagit salincak, kitap yorumu, fonko

Altın Kitaplar
Çeviri: Funda Akkaya
173 sayfa


Ejderhalar İçin Evcil İnsan Bakım Kılavuzu bir çocuk kitabı. Ve evet, ben çocuk yaşımı geçtim. Bu bana engel oldu mu? Olmadı!

Fantastik Canavarlar’ın seansını beklerden Bilge’yle markette dolaşıp, kitaplara bakıyorduk. EİEİBK indirimdeki kitapların içindeydi ve bir tane kalmıştı. Adını ve rengi değişen kapağını çok beğenip, almaya karar verdim. 😄

Kitap şu farkındalığı sağlamaya çalışıyor: Bizim evcil hayvan olarak gördüğümüz dostlarımız da bizi evcil hayvanları olarak görüyorsa? Bu sefer olaylara bir ejderhanın gözünden bakıyoruz.

Çocuklar için güzel bir kitaptı. Verilmek istenen mesaj eğlenceli, sade bir üslupla işlenmişti. Ayrıca bu kadar büyük puntolu kitap okumayalı asırlar olmuştu, gözlerim bayram etti 👀

NOT: Ayrıca ejderhamız Bayan Drake’in eski komşunun adı William. Ne tesadüf ki bu William, yaz gecesiyle ilgili komik bir oyunun yazarı… Tanıdık geldi mi?

👇👇👇

“Eğer mutluluğunuza ve akıl sağlığınıza değer veriyorsanız, hiç acele etmeyin ve evcil hayvanınızı akıllıca seçin.”

“Evcil hayvanınızdan beklenmeyeni yapmasını bekleyin.”

“Sihir bazen böyle bir şeydir işte. Arzularınızı alır ve onları hayata geçirmeniz için sizi cezp eder.”


“Bir evcil hayvan için zor durumda kalmaya değer mi? Kesinlikle değer! Evcil hayvanınızla aranızda bir bağ varsa, sizi siğillerinize rağmen ve eğer şansınız varsa siğillerinizle birlikte de sevecektir.”


24 Kasım 2016 Perşembe

76) DELİ KADIN HİKAYELERİ - MİNE SÖĞÜT

kağıt salıncak kagit salincak kitap yorumu

Yapı Kredi Yayınları
172 sayfa


Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt’le tanışma kitabım oldu.

İçinde 21 hikaye var. Biraz sert, öfkeli ve delirerek ölen kadınlara ithaf edilmiş hikayeler bunlar…

Kadınlar niye delirir? Neden kendini öldürmek ister? Onu dibe iten nedir? Her hikayede farklı bir yanıtla karşılaşıyoruz.

Okuyacaklarımız bazen korkunç olabilir.

Karamsar olabilir.

Hatta bize benzeyebilir.

Başlangıçtaki hikayelerde bir alışma evresi geçirsem de, Mine Söğüt’ün dilini sevdim. Özgün bir kalemi var.

Ayrıca kitabın içinde eşi Bahadır Baruter’in çizdiği resimler var. Eşiyle ilk ortak çalışmalarıymış. Mine Söğüt, Bahadır Baruter’e hikayelerin temasını söylemiş. Eşi de hikayeleri okumadan, kendisi kadın ve delilik üzerine ne hissediyorsa çizmiş.

Resimlerin çok etkileyici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bir örneğini kapakta görebilirsiniz.

Hikayelerden en çok “İçinde Ateşe Yakın Bir Şey Olan Kadın”ı sevdim. “Madam Arthur Bey” hikayesi ise yazarın Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey kitabını almama neden oldu. Yakın zamanda başlamak istiyorum.

İyi okumalar. 😺

😊😊😊

“Nasıl bir dünya burası? Herkes nereye gitti. Dilimi konuşan yok mu?” /30

“Kendini öldürme fikrini bu kadar çok seven biri kendini de çok seviyor demektir… kendini ve deliliğini.” /44

“Sezgisel bir bilgiyle kediler insanların söyledikleri her şeyi; hatta söylemediklerini de anlıyor. Hayatlarına giren bu garip misafiri kendilerinden biriymiş gibi seviyorlar.” /53

“Yarım… yarım… yarım.
Her şey yarım.
Oysa ben tamım.” /55

“Tanrı bugüne kadar kimin sözünü inledi ki seninkini dinlesin bre kafir! Her şey istediğimiz gibi olsaydı Tanrı’ya ne gerek kalırdı. Yalvarmalarla kendini var hisseden Tanrınız sizi yalvartmayacaksa, eteklerine kapatmayacaksa neden yaratmış olsun. Tapının diye yarattı sizi, isteyin ve elde edemeyin ama yine de öfkelenmeden boyun eğin diye yarattı sizi!” /77

“Bu şehir öyle bir şehir ki, küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse… hiç kimse umursamaz.” /111

“Gelecekle ilgili güzel hayaller kurmak insanı iyileştirir. Geleceği umutsuz insan, çok geçmez, ölür.” /147


“Bu şehir yüzyıllardır erkektir ve kadınları sevmeyi bilmez.” /171


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...