30 Temmuz 2017 Pazar

68) WALİZ BİR - KÜÇÜK İSKENDER

can yayınları

Can Yayınları
148 sayfa


Küçük İskender, uzun zamandır merak ettiğim bir şair/yazardı.

Kendisini lisedeyken Ağır Roman filmiyle tanımıştım. Ardından birkaç şiirine göz atmıştım.

Geçenlerde, memlekete dönmek için otogarda bekliyorum. Kitap otomatı dikkatimi çekti ve içinde Küçük İskender’in Waliz Bir kitabı da vardı. Artık daha fazla ertelemeyeyim deyip, kendime yol arkadaşı olarak aldım.

Waliz Bir, şiir-metin ve günlüğün birleşimi. 14 Ekim 2015’te başlayıp, 15 Eylül 2016’da son buluyor.

Küçük İskender’in kitabı beklediğim gibiydi. İşaretlediğim pek çok yer oldu. Farklı kişilikleri kabul etmeyen, dışlayan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu nedenle kitap yayınlanmadan düzenlenmiş.

Bana göre, Waliz Bir herkesin severek okuyabileceği bir kitap değil. Merak edenlere tavsiye ederim. :)

“Yalnızlık sessizlikten değil boşluktan oluşuyor.”

“Biliyorum; herkes kabahatleri kadar mutlu. Herkes ümitleri kadar mutsuz.”

“Teslim olmayı inanç, arzulamayı aşk, içtenliği sanat sayıyoruz. Birbirimizi yormakla geçiyor ömrümüz.”

“Geceyi iyileştirmeye çalışırsan sahip olduğun gündüz hastalanabilir. Mikrop kalıcıdır. Yok olma yeteneği yoktur.”

“Ülkede olağanüstü hal ilan edildi; bir gün gerçeküstücüler de gerçeküstü hal ilan ederse algılara iyi gelecek.”


“Çevremiz kötülükle çevrili. Biz de kötülük olarak başkalarının çevresindeyiz.”


28 Temmuz 2017 Cuma

67) THIRTEEN REASONS WHY - JAY ASHER


10th Anniversary Edition
Razorbill – Penguin Random House
226 sayfa


“Everything affects everything.”

Thirteen Reasons Why ile tanışmam Netflix tarafından yayınlanan dizisiyle oldu. Değişik bir konusu vardı, her izleyen seviyordu ve sanırım ben de biraz karamsardım. Ruh halimin dizeye uygun olduğunu düşündüm, diziye başladım.

İlk bölümünü izleyince, o merakla devamı izleniyor. Oyuncuları da sevdim. Clay Jensen, Dylan Minette; Hannah Baker ise Katherine Langford tarafından canlandırılmış. Christian Navarro,  sevdiğim karakterlerden biri olan Tony’ydi. 

“The point is, when you hold people up for ridicule, you have to take responsibility when other people act on it.”

Konusuna çok kısaca değinirsem, Hannah arkasında 7 kaset 13 kayıt bırakıyor ve bu kasetlerin Clay’e ulaşmasıyla hikaye başlıyor.

dizi, kitap, yorum, blog yorumu, kağıt salıncak


“No one knows for certain how much impact they have on the lives of other people.”


Diziyi bitirdiğimde, kitabını da merak ettim. Sipariş verirken almayı planlıyordum. Ardından aklıma uzun süredir İngilizce kitap okumadığım geldi ve Harry Potter and the Goblet of Fire’a başlamaya cesaret edemedim, hem kalın hem yazıları küçük! E-book okusam daha kolay olur derken, Thirteen Reasons Why’a başladım. Böylece bitirdiğim ilk e-book oldu kendisi.

Dilimize Ölmek İçin On Üç Sebep olarak çevrilmiş.

“Sometimes we have thoughts that even we don’t understand. Thoughts that aren’t even true –that aren’t really how we feel- but they’re running through our heads anyway because they’re interesting to think about.”

İngilizceleri e-book olarak okumak gerçekten kolaylıkmış, kelimenin üzerine dokununca anlamı çıkıyor, böylece okuma aksamıyor. Baskılı kitap tadı da vermiyor tabii orası da ayrı…

Tony


Kitap diziyle birebir gitmiyor. Öncelikle daha detaysız, karakterler üstünkörü geçilmiş gibi. Bu nedenle belki de, dizi daha etkileyiciydi. Diziyi izlerken, Hannah’nın nedenlerini yeterli bulmamıştım. Kitapta daha basit kaldı. Dizi ve kitabın sonu da farklıydı.

“You can’t get away from yourself. You can’t decide not to see yourself anymore. You can’t decide to turn off the noise in your head.”

10. Yıl Özel Basımı’nı okuduğum için, içinde orijinal sonu ve kitaba eklenmeyen kısımları vardı. Orijinal son, editörler tarafından düzenlenmemiş, yazarın başta uygun gördüğü bitiş şekli.

Sonuç olarak, ben diziyi daha çok sevdim. Kitap geliştirip, daha etkili bir senaryo yaratılmış. 2. sezonu için beklemedeyim!


“You don’t know what went on in the rest of my life. At home. Even at school. You don’t know what goes on in anyone’s life but your own. And when you mess with one part of a person’s life, you’re not messing with just that part. Unfortunately, you can’t be that precise and selective. When you mess with one part of a person’s life, you’re messing with their entire life. Everything… affects everything.”


26 Temmuz 2017 Çarşamba

66) ŞATO - FRANZ KAFKA

öteki yayınları

Öteki Yayınevi
Çeviri: Gürkan Başar
380 sayfa

Yine bir Kafka kitabıyla merhabalar! Bu sefer –Bilge’yle beraber- okuduğum eseri, bitiremeden öldüğü Şato.

Şato, diğer eserleri gibi daha ilk cümlesinde Kafka havasını hissettiren bir kitap –ki bilen bilir, ben Kafka’nın giriş cümlelerini çok severim.

K. karlar altındaki köye akşam saatlerinde ulaştı.

Evet, kitap kış mevsiminde geçiyor. Sıcaklardan bunaldığım bu günlerde bana çok iyi geldi. Aslında Şato’da, Dava gibi, Dönüşüm gibi absürt ve yer yer insanı irkilten bir roman. Yabancılaşma, yalnızlık gibi duyguların yanında, ben Şato’da bir umut da gördüm.

Bürokrasi eleştirisinin yapıldığı bu kitabı da, semboller içeriyor. Spoiler olmasın, bu kısmı kendime saklıyorum.

Ben kitabı konusunu hiç bilmeden okudum, böylece Kafka’nın yarattığı merak unsuruyla çok uzun sürmeden bitti.

Ayrıca sanıyorum ki Öteki Yayınevi'nden okuduğum ilk kitap. Depo Kitap Fuarı'nda ciltli basımıyla dikkatimi çekmişti. Çok hoş görünüyorlar.

Çeviriden de genel olarak memnun kaldım ama -yine- bir kelimeye takıldım. "Barmaid" kelimesi olduğu gibi kullanılmıştı. Bilge, İthaki Yayınları basımından okudu ve onunkinde "içki servis eden kız" şeklinde çevirmişler. Bana daha uygun göründü.

Kafka sevenler, Şato’yu da es geçmemeli.

kitap, kitap yorumu, öteki yayınevi, kağıt salıncak


Okuduğum Diğer Kafka Eserleri:
·        Milena’ya Mektuplar
·        Dönüşüm
·        Dava
·        Babaya Mektup

“…siz yabancısınız. Her an ve her daim yollarda olanlardansınız. Sürekli olarak sorun yaşatanlardan birisiniz.”

“Bazen gereksiz yere saygı göstermek, saygı gösterilen olguyu küçültür.”

“Bu dünya öylesine kötüydü ki, bunun karşısında insanın kendi kötülüğü anlamsızlaşıyor ve eriyip gidiyordu.”


24 Temmuz 2017 Pazartesi

65) TESPİH AĞACININ GÖLGESİNDE - HARPER LEE


Sel Yayıncılık
Çeviri: Püren Özgören
239 sayfa



Bülbülü Öldürmek kitabını yılın başında severek okumuştum. Yorumumu burada bulabilirsiniz (tık) Şimdi ise ikinci kitabıyla buradayım.

Tespih Ağacının Gölgesinde, Bülbülü Öldürmek’in devam kitabı olsa da aslında ondan önce yazılmış.

Bence –iyi ki- Bülbülü Öldürmek’ten önce basılmamış çünkü yanında sönük kalıyor ve aynı etkileyiciliğe sahip değil.

Kitapta Jean-Louise ‘Scout’ Finch artık genç bir kadın ve hayatı ilk kitaptakinden farklı. Tespih Ağacının Gölgesinde kitabını bana sevdiren, Scout’un küçüklüğüne döndüğümüz bölümler oldu, çok keyifliydi.

Kitapta zaman zaman dağılmalar yaşadım, konuya odaklanamadım. Bazen de elimden bırakamadım.

Tespih Ağacının Gölgesinde’yi okuduğum için memnunum ama Atticus’u ilk kitaptaki gibi hatırlamak istiyorum.

Keyifli okumalar :)

“Beyler, bu dünyada inandığım tek bir slogan varsa, o da şudur: Eşit haklar herkese, özel ayrıcalık hiç kimseye.”

“Tarih, zaman kadar keskin bir biçimde kendini tekrarlıyor ve insanın insan olduğu ne kadar kesinse, şurası da o kadar kesin: İnsanoğlunun ders çıkarmak için bakacağı son yer tarihtir.”

“Bir insan düşmanlarına lanet okuyabilir, onları yok sayabilir, oysa onları tanımak çok daha akıllıcadır.”

“Her insanın adası, Jean Louise, her insanın bekçisi vicdanıdır.”

kitap yorumu, sel yayıncılık, kağıt salıncak






22 Temmuz 2017 Cumartesi

64) YİRMİ ALTI ADAM VE BİR KIZ - MAKSİM GORKİ


Cumhuriyet Dünya Klasikleri
Çeviri: Ataol Behramoğlu
111 sayfa


Yirmi Altı Adam ve Bir Kız’ı Bodrum’dan aldım. Çıktığımız Akdeniz – Ege turunda iki gece Bodrum konaklaması vardı. Biz de ilk akşamımızda şehri yürüyerek gezmeye karar verdik.

Yürürken, karikatüristlerin bulunduğu alanın önündeki ikinci el kitap standı dikkatimi çekti. Dünya Klasikleri’ni incelerken, kitapçı amca da bana Hasan Ali Yücel tarafından çevirtildiğini ve çevirilerinin çok iyi olduğunu anlatıyordu –bilsem de dinlemenin keyfi başka. Bilgili kitapçıları severim, bilirsiniz.

Yirmi Altı Adam ve Bir Kız üç hikayeden oluşuyor ve adını da son hikayeden alıyor. Bu öykülerde Gorki yaşamını anlatıyor.

Hikayelerin içinden en çok Konovalov’u sevdim.

Gorki realizm akımından olduğu için, hikayelerin içeriklerini de tahmin edebilirsiniz. Genel olarak ekmeğini kazanmaya çalışanları -kendisi dahil- konu almış.

camel beach, kağıt salıncak, kitap, yorum


Öyküler yazıldığı dönemi yansıtsa da, kadınlara olan bakış açısı beni rahatsız etti. Bknz: “Kadınların aklına parlak düşünceler pek seyrek gelir ya, gördüğünüz gibi yine de geliyor işte…” Belki günümüzde de böyle düşünen bir grup olduğu içindir.

Neyse efendim, Gorki seviyorsanız Yirmi Altı Adam ve Bir Kız’ı es geçmeyin. Bodrum’a yolunuz düşerse de, kitapçı amcaya benden selam götürün. :)

“İnsanlık yüksek bir kültür düzeyine ulaştı. Bu bakımdan ruhunuzun açlığını karnınızın açlığından daha kolay giderebilirsiniz.”

“Sokak insan dolu. Bir sürü insan geçer oradan. Onları görürsün, fakat ilgini çekmezler… Umrunda bile değillerdir… Geçip giderler… Ama kitapta okuyunca öyle acırsın ki, yüreğin duracak gibi olur…”

“İnsanoğluna niye inanmayayım? Yalan bile söylese inan ona, dinle, niçin yalan söylediğini anlamaya çalış. Yalan, insanı kimi zaman gerçekten daha iyi açıklar…”

“İnsanlar kentler kurmuş, evler kurmuş, kümelenmişler orada. Toprağı bozuyor, havasızlıktan boğuluyor, birbirlerini bunaltıyorlar… Yaşamak mıdır bu?”


“Her şeylerini söylemiş, konuşacak hiçbir şeyi kalmamış olanların suskunluğu ne kadar acı ve korkunçtur.”


20 Temmuz 2017 Perşembe

63) YENİ ATLANTİS - FRANCIS BACON

alfa felsefe

Alfa Kitap
Çeviri: Çiğdem Dürüşken
109 sayfa



Kitap Eylemi’yle ütopyalar hakkında konuşurken, Yeni Atlantis’i okumadığımı fark ettik. Bu eksiği tamamlamak uğruna hemen ondan kitabı aldım.

Yeni Atlantis ‘İngiliz devlet adamı ve filozofu’ Bacon’ın ünlü ütopyası. Önce İngilizce yazıp, ardından Latince’nin daha kıymetli olduğuna karar verip eklemelerle Latince’ye çevirmiş. Sekreteri ve editörü Dr. Rawley, Bacon’ın ölümünden sonra kitabı yayınlatmış. Ayrıca Dr. Rawley eserin tamamlanmadığını söylemiş.

Francis Bacon, bilimsel keşif merkezi kurmak amacıyla ideal bir devlet yaratmıştır. Ama benim okuduğum kadarıyla, bilimden çok dinin baskın olduğu bir devlet olmuş.

Halkın, bozulmamaları için adadan dışarıya çıkmaları yasak, belli koşullar altında Solomon Evi’nden belli seçilmişler dış dünyaya gidiyor ve neler olup bittiğini öğreniyorlar. Sanırım bana kuralları çok kısıtlayıcı geldi. Kadınlara karşı tutumu da –şenlikte duvar kenarında oturmaları- hoşlanmadığım noktalarındandı.

Tabii ben bunları diyorum ama yazıldığı çağa göre başarılı bir eser. Üsttekiler kitabı okurken aklımdan geçenlerdi.

Yeni Atlantis rahat ve hızlı okunan bir ütopya oldu benim için, son 20 sayfası hariç.

Önsözden bir alıntı:
“[Z]aten utopialar hiçbir zaman tamamlanmamış eserlerdir. Tamamlansa utopialarını yitirirler.”




19 Temmuz 2017 Çarşamba

62) KÖTÜ GÜNLER BAŞLARKEN - LEMONY SNICKET (Talihsiz Serüvenler Dizisi #1)

Talihsiz Serüvenler Dizisi

Doğan Egmont
Çeviri: Nurettin Elhüseyni
162 sayfa



“Mutlu sonla biten öykülere meraklı biriyseniz, başka bir kitap okumanız daha iyi olur. Bu kitapta mutlu son olmadığı gibi, mutlu başlangıçta yok ve arada çok az mutlu şey var.”

Talihsiz Serüvenler Dizisi Kero’nun sevdiği bir seri. Ben de filmlerini izlediğim için konusu hakkında fikrim vardı.

Kero dizisi çekildi deyince, tabii ona hemen ‘izleyelim mi?’ diye sordum. O da önce diğer dizilerini bitirmesi gerektiğini ama sonra izleyebileceğimizi söyledi.

Ben de bu arada ilk kitabını okuyup, fikir edinmeye karar verdim.

Kötü Günler Başlarken, üç öksüz çocuğun hikayesini anlatıyor. Başlarına gelen kötü olaylarla baş etmeye çalışıyorlar.

Kitap 9 yaş üzeri olduğu için biraz basit ama keyifle okunuyor –yine de çocuk kitaplarını sevdiğimi göz önünde bulundurun.


“Dünyada karşılaşılacak en berbat ortama bile katlanabilir insan, yeter ki içinde bulunan kişiler ilginç ve sevecen olsun.”


17 Temmuz 2017 Pazartesi

61) AYNADAKİ GÖZ - KEZBAN ŞAHİN TAYSUN


Yitik Ülke Yayınları
120 sayfa


Aynadaki Göz kitabıyla merhabalar! Yazardan daha önce Kelebekten Sığınak kitabını okumuştum. Tekrar teşekkür ediyorum kendisine, imzalı kitapları için.

15 hikayeden oluşan Aynadaki Göz, kadın ve doğayı konu alıyor.

Hikayelerde kadının yaşamdaki yerine, doğayı nasıl katlettiğimiz, dengeyi bozduğumuza değiniliyor. Yani her biri, toplumsal bir sorunu ele almış.

Böyle kitaplar yazılmalı ki, gerçekler gözler önüne serilmeli. Topluma ayna tutulmalı. 

Tüccar Pri ile Pendik’te Bir Adsız Kahraman favori hikayelerim oldular.

Hikaye sevenlere, sorunlarımızla yüzleşmek isteyenlere tavsiye edilir, keyifli okumalar.. :)



“Yaşam gün kurtarma ve bir boşluğu doldurma çabasıydı belki de… Ama doldurulamayan, boşlukta kalanlar da oluyordu. Zamanında yaşanmayanlar, bir gün en savunmasız anında bir hançere dönüşüp saplanırdı insanın yüreğine.”

“Gelinlik tenine battığında ailesinin namusu temizlenmiş ama ruhuna eklenerek yapışan kirler yıkamakla çıkmamış her geçen gün.”


“Dinlenme dediğin, böyle bir şey olmalı. Sadece kendini taşımalısın gittiğin yere. Yaşamın dertleri arkanda kalmalı…”


15 Temmuz 2017 Cumartesi

60) MAJESTELERİNİN EJDERHASI - NAOMI NOVIK

pegasus yayınları

Pegasus Yayınları
Çeviri: Gürkan Genç
399 sayfa

Majestelerinin Ejderhası’nı kış okuma şenliğinin “herhangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap” maddesi için almıştım. Kendisi 2007 yılında Hugo ödülüne aday olup kaybetmiş.

Temeraire Serisi, 9 kitaptan oluşuyor ve ilki Majestelerinin Ejderhası. İlk 4 kitabı Pegasus tarafından çevrilmiş ve ardından seri yine yarım bırakılmış. Tamamını çevirseler şaşırtırlardı zaten. -.- Pegasus’u buradan kınamak istiyorum.

Neyse. Kitap, Napolyon Savaşları zamanında geçiyor. Yazar, tarih ve fantastiği ustalıkla harmanlamış, gerçekten ejderhalar varmış gibi hissediyorsunuz. Fantastik unsurlar bile normal geliyor.

İngiltere ve Fransa arasında savaş var ve biz İngilizlerin açısından savaşa bakıyoruz. Kitapta birçok değişik ejderha türü var. Hatta “Ejderhaların ateş püskürttüğü doğru mu?” sorusuna verilen cevabı beraber okuyalım:

“…bu yetenek aşırı derecede nadir. Şahsen ben sadece bir kere gördüm: Nil savaşında bir Türk ejderhasında ve işe yaradığını gördüğümde Türklerin bizim tarafımızda olmasına çok sevindiğimi söyleyebilirim.”

Majestelerinin Ejderhası’nı genel olarak sevdim, konusu harikaydı –biliyorsunuz, ejderhaları seviyorum-. Sadece anlatımı durgundu. Belki sıcaklardan dolayı bana böyle gelmiş olabilir ama heyecanlı olması gereken yerleri bile durağandı.

Çok aksiyonlu bir kitap beklememenizi tavsiye ederim. Büyük kısmı eğitimlerini anlatıyordu.

383’üncü sayfadan sonra serinin ikinci kitabı Yeşim Taht’tan bir bölüm vardı. Basım hatası olarak 388’inci sayfayı basmak yerine 398’i basmışlar. Böylece Pegasus benden bir eksi daha aldı.

Sonuç olarak, ben seriyi sevdim, Temeraire adlı ejderimizi sevdim ama devamı çevrilmediği için ikinci kitabını alma konusunda tereddütteyim.


Keyifli okumalar 🐉


12 Temmuz 2017 Çarşamba

59) LENİN - RICHARD APPIGNANESI & OSCAR ZARATE

yeni başlayanlar için

Yeni Başlayanlar İçin
Agora Kitaplığı
Çeviri: Osman Akınhay
169 sayfa


Lenin – Yeni Başlayanlar İçin fuarlarından birinde gözüme çarpan, ardından inceleyip aldığım bir kitap –ki bu fuarın üstünden biraz(!) zaman geçmiş olması muhtemel. :D Benim için kitap fuarlarının en güzel yanı, farklı kitapları keşfetme şansı. Lenin’de bunlardan biri oldu.

Kitap, illüstrasyonlarla zenginleştirilmiş, aslında çizgi roman tarzında diyebiliriz.

Rus Devrimi Takvimi’yle başlayan kitap, 1870’de Vladimir İlyiç Ulyanov yani Lenin’in doğmasıyla devam ediyor. Marksizim, enternasyoneller, bolşevikler, menşevikler, devrim hepsi içinde var. Ayrıca içinde diğer tanıdığımız isimler Troçki, Stalin, Bakunin, Çernişevski, Gorki vs. mevcut.

Alırken kitabın çizimlerden dolayı rahat okunacağını düşünmüştüm ama fazla açıklama olmaması ve her sayfada farklı olay olması nedeniyle okumam uzun sürdü. Bazı bilgileri durup, 2-3 kez okuduğum da oldu.

Keyifli okumalar :)


“Burjuvazinin devrilmesi ancak proletaryanın yönetici sınıf olmasıyla başarılabilir.”



10 Temmuz 2017 Pazartesi

58) KAN BÜYÜSÜ - NORA ROBERTS ( The Cousins O'Dwyer Triology #3)


Epsilon Yayınları
Çeviri: Gözde Soykan
415 sayfa


Kan Büyüsü serinin üçüncü kitabı. Böylece bir seriyi daha bitirmiş bulunuyorum.

Üçüncü kitap, ilk ikisine göre daha iyiydi.

Tabii yine de siz şaşırtıcı bir son, aksiyonlu bir savaş falan beklemeyin. Diğer iki kitabı gibi asıl olay son 17 sayfada anlatılıyordu.

Üçlü grubun aralarında geçen sohbetler de standarttı, sadece Fin’i sevdiğim için daha güzel gelmiş olabilir.

Seriye genel olarak bakarsak, yazarın çok özen göstererek yazdığını düşünmüyorum. Birbirine çok benzeyen 3 kitap yazıp, seri yapmış. Bu da bazen aynı şeyleri okuyormuşsun gibi hissettiriyor.

Serinin diğer kitapları:

“Aşk güçlüdür ve çok önemlidir ama her şey anlamına gelmiyor.” /168

“Suçlu olanların uykusu çok az kaçar.” /355


“Unutma, sevginin büyünün de ötesinde güçleri vardır.” /362


8 Temmuz 2017 Cumartesi

57) HAYALİ CEMAATLER - BENEDICT ANDERSON


Milliyetçiğin Kökenleri ve Yayılması
Metis Yayınları
Çeviri: İskender Savaşır
227 sayfa


Kitabın varlığını Political Sociology dersimde öğrendim. Sınavda sorumlu olduğumuz makalelerden biri de Imagined Communities’di –yani kitabın giriş kısmıydı.

Makaleyi okuyunca ilginç geldi, ardından kitabını okumaya karar verdim.

Hayali Cemaatler, milliyetçiliğin aslında varolmadığını, inşa edildiğini anlatıyor. Hayali, kurgulanmış anlamında kullanılıyor.

Benedict Anderson ulusların oluşumu ve yayılmasını; kitapların, yayınların milliyetçiliğe etkisi, dil, emperyalizm gibi açılardan açıklamış.

Kitabın dili biraz ağır ve sürekli verilen örnekler benim konudan uzaklaşmama neden oldu. Uzun İngilizce cümleler, bölünerek mi çevirilse daha iyi olurdu diye düşünmeden edemedim.

Alıntılarıma bakacak olursak:

“Ulus sınırlı olarak hayal edilir, çünkü belki de bir milyar insanı kapsayan en büyüğünün bile, ötesinde başka uluslara mensup insanların yaşadığı, esnek de olsa sonlu sınırları vardır. Hiçbir ulus kendisini insanlığın tümü ile örtüşüyor olarak hayal etmez.”

“Budizm, Hristiyanlık ve İslam’ın düzinelerce farklı toplumsal oluşumda, binlerce yıl şaşırtıcı bir şekilde varlık sürdürebilmesi, insanoğlunun büyük ıstıraplarına –hastalığa, sakatlığa, keder, yaşlılık ve ölüme- gösterdiği hayali tepkinin bir kanıtıdır.”

“Belli diller ölebilir ya da yeryüzünden silinebilir ama insanlığın dilsel birleşmesinin imkanı yoktur ve yoktur.”

“Dil dışlayıcılığın tam tersine, temelde içericidir ve içericiliğini sınırlayan tek şey Babil’den devraldığımız yazgıdır: Kimse bütün dilleri öğrenebilecek kadar uzun yaşamıyor. Milliyetçiliği icadeden belli bir dilin kendisi değil, yayın dilidir.”





5 Temmuz 2017 Çarşamba

56) GÜZEL VE ÇİRKİN FİLMİN ÖYKÜSÜ


Uyarlayan: Elizabeth Rudnick
Doğan Egmont Yayıncılık
Çeviri: Tuğba Kırca Alptekin
269 sayfa


Kütüphaneniz bu küçücük dünyamızı kocaman hissettiriyor.

Güzel ve Çirkin; geçenlerde izleyip, çok beğendiğim, Emma Watson’ın oynadığı filmin öyküsü… Film yorumu için: Beauty and the Beast.

Kitabının çıktığını gördüğümde, dayanamayıp aldım. İnternetten sipariş olduğu için, elime ulaştığında biraz şaşırdım, çünkü puntosu oldukça büyük!

Yani yine bir çocuk kitabıyla karşınızdayım. 😇



Güzel ve Çirkin, filmle neredeyse* birebir gidiyor. Kitabı okurken film müzikal olmasaydı, daha güzel olurdu diye düşündüm. *Kitap ve film arasında gözüme çarpan tek fark, filmin sonunda görülen eş cinsel aşkın olmamasıydı.

Kitabın senaryodan uyarlanmasını da başarılı buldum. ‘Uyarlanma’ gibi değil, roman gibi hissettirdi.

Verdiği mesajlarla, hikayesiyle çocuklar gibi büyüklerin de sıkılmadan okuyabileceği bir kitap olmuş.

Keyifli okumalar 💚

“Görünüşe aldanmamalısınız (…) Güzellik insanın içindedir.”


“Geçmişte kalmak, keşke demek sadece zaman kaybıydı.”


4 Temmuz 2017 Salı

Mim: Elimin Gitmediği Kitaplar


Bir kısmını gördüğünüz bu kitaplık, okunmuşlar kitaplığı 😊

Elimin Gitmediği Kitaplar mimiyle herkese merhaba! Beni KitapEylemi mimlemiş, ona teşekkür ediyorum. :D

Okunacak çok fazla kitabım var ve gün geçtikçe azaldığı kadar, artıyor da. Belki de denge noktamı bulmuşumdur? :D



Kargaların Ziyafeti’ni seriyi okurken okumamıştım çünkü içinde Arya yoktu, şimdi ise seriyi unutmuşumdur diye okumaya çekiniyorum.

Aynı neden Kana Susamış’da da geçerli. İlk kitabı Cehennem Taşı’ydı ve lisede okumuştum.

Ted Dekker’dan Siyah’ı okumuştum ama seriyi tamamlamayı düşünmüyorum. Yeşil de ilk ve son kitap olabiliyor. Okuma konusunda tereddütteyim.

Sol Ayağım’ı neden bilmiyorum ama pek sevmemiştim, ikincisine de elim gitmiyor.

Mutsuz Çocukların Tanrısı’nı ne zaman aldığımı hatırlamıyorum bile. :D



Bu raf da uzun zamandır okumadığım ve ertelediğim kitaplar. Aslında okunacaklar kitaplığımı size çekmek isterdim ama o kadar dağınık ki, toplamak boşuna bir çaba gibi göründü.

Elimin gitmediği bir diğer kitap ise Silmarillion idi. Birkaç yıl önce başlayıp, yarım bırakmıştım ama bu yaz tatilimi Tolkien’e ayırmayı planladığım için, yakın zamanda başlayacağım.

Umarım Tolkien maratonumu başarıyla tamamlarım çünkü önümde yaz okulu gibi bir engel var. -.-



Mimlenenler:

Ve mimi cevaplamak isteyen herkes :)

3 Temmuz 2017 Pazartesi

55) GURUR VE ÖNYARGI - JANE AUSTEN


Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Hamdi Koç
424 sayfa


Gurur ve Önyargı / Aşk ve Gurur’un bu sefer de İş Bankası versiyonunu okudum. Değişik çevirilerini okumaktan keyif alıyorum.

Hamdi Koç çevirilerinden pek hoşlanmasam da, ‘herşey’ sürekli birleşik yazılmış olsa da Gurur ve Önyargı yine bir harika!

Kitap hakkındaki düşüncelerimi daha önceki okumamda uzun uzun yazmıştım, tıklayıp okuyabilirsiniz: Aşk ve Gurur – Jane Austen

“Kimseyi yargılamak konusunda acele etmek istemem; ama düşündüğümü de her zaman söylerim.” /18

“Ben de gururunu kolayca affedebilirdim, benim gururumu yaralamasaydı.” /23

“Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır,  gösteriş ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize.” /23

“İnsanların ahmaklıklarını, kötülüklerini gereğince çabuk unutamıyorum, ya da bana yönelik kabalıklarını. Kimse duygularımı kolay kolay kışkırtamaz. Yaradılışım için kinci diyebiliriz belki. –Birinden bir kez soğuyunca ilelebet soğurum.” /67

“Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.” /153

“Boşuna mücadele ettim. İşe yaramayacak. Duygularım bastırılır gibi değil. Size ne büyük bir tutkuyla hayran ve aşık olduğumu söylememe izin verin.” /212

Okuduğum Diğer Austen Kitapları:




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...