![]() |
11
Domingo Yayınları
Çeviri: Duygu Dalgakıran
278 sayfa
|
Kitap okumanın en güzel yanlarından biri kişiyi alıp belki de
hayatında hiç yaşayamayacağı bir maceranın ortasına bırakması…
Orijinal adı The Wolf Wilder olan kitapla birlikte Çarlık Rusya’sında
bir seyahate çıktım. Dondurucu soğuk iliklerime işlerken, kurt vahşileştiricisi
Feo ve arkadaşı İlya’yla tanıştım. Aristokratların vahşi hayvanları kendi
zevkleri için evcilleştirmeye çalıştıkları ve sıkılınca evden attıkları bir
dünyanın içine düştüm. Bu durumda benliklerini kaybeden kurtlar doğal ortamlarına
nasıl uyum sağlayacaklar? İşte vahşileştiriciler burada devreye giriyor.
Daha önce yazarın Gökyüzü Çocukları kitabını da okumuş olarak
söyleyebilirim ki kitapların konuları oldukça özgün. Merakla okudum.
Özgürlük temasıyla işlenmiş olaylar, insana kurt
vahşileştiricisi olma isteği aşılıyor. Soğuk ve çetin koşullara rağmen, kitabın
içindeki umut, direnme gücü ve kurtların saf sevgisi mutluluk veriyor.
Büyük puntosu ve içindeki çizimlerle hızlıca okunuyor. Ciltli
olmasını ve kapak resmini ayrı bir sevdim.
Günlük hayatın yoğunluğundan, karmaşasından uzaklaşmak için
biçilmiş kaftan Feo ve Kurt! Hem çocuklara hem de yetişkinlere uygun olduğunu
düşünüyorum. Okumaya başlamadan battaniyenize sıkıca sarının, Rusya’nın
soğuğuna yolculuk edeceğinizi unutmayın.
Not: Umarım yazarın diğer kitapları da yakın zamanda dilimize
çevrilir.
“Korku
bazen nefret kadar tehlikelidir.”
“Tek
istediğimiz kendi hayatlarımızı yaşamaktı. Başka bir şey değil. Sadece kurtlar,
kar ve annem. Ve kitaplar ve sıcak böğürtlen şurubu içmek… Sadece biz.
Mutluyduk.”
“Marx
okunmasını istemediklerini biliyorum ama kitabı daha bitirememiştim ve en iyi
kısmının sonu olduğunu duymuştum. İnsan bir kitabı bitirmeden onu elinden
almak, insanlık dışı bir şey.”
“Hikayeler
devrimleri başlatabilir.”
“Geleceğimizi
korumak zorundayız. Çünkü gelecek kırılgan bir şeydir. Onu korumak için
elimizden ne geliyorsa yapmamız gerekir.”
