21 Ocak 2020 Salı

AĞAÇLAR - HERMANN HESSE

4
Kolektif Kitap
Çeviri: Zehra Aksu Yılmazer
101 sayfa

Ben neden daha önce Hesse okumamışım? Özellikle de Ağaçlar’ını?

Siparişim elime ulaştığında, Ağaçlar biraz ince göründü gözüme, sonra açıp içini inceledim ve basımının şahane olduğuna karar verdim. İçindeki çizimler muazzam! Bu ilk izlenimimdi kitaba dair. Sonra açıp ilk yazıyı okumaya başladığımda kitabı seveceğimi anladım.

“Hiçbir şey daha kutsal, hiçbir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan.”

Bu kitaptaki metinler ve şiirler Hesse’nin tüm eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan derlenmiş. Hepsi insana o kadar huzur veriyor ki, Hesse’yle birlikte doğayı gözlemliyormuş gibi hissettiriyor.

Ağaçlar bitmesin diye çabaladım desem yeridir. Genelde sabahları ve yatmadan önce 1-2 başlık okudum.

İyi ki tanıştık seninle Hesse, ağaçlara, doğaya dair hislerimizi paylaştık. Ben yazılarını çok sevdim, umarım sen de okurundan hoşlanmışsındır!

“Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.”

“Her ağacın tek başına yaşadığını, kendi özel biçimi, kendine özgü gölgesi olduğunu görüyordum.”

“Yüzünde maske takan değişken insanın, doğada büyüyen her varlığa ciddiyetle bakmaya başladığı anda ürkmesi kaçınılmazdır.”

“Latif ve narin ne vardıysa içimde,
Hoyratça kırdı geçirdi dünya”

“Yaşamak yalnız olmaktır,
Hiç kimse bilmez diğerini,
Yalnızdır her biri.”



17 Ocak 2020 Cuma

YANSIMA NADVEN - DENİZ ERBULAK

3
Dex Plus
408 sayfa


Yansıma serisinin üçüncü ve son kitabı Nadven’i de bitirmiş bulunuyorum. Aslında serinin bitip bitmediğinden emin değilim çünkü açık bir son vardı.

Seriyi genel olarak sevdim, her kitapta favori karakterim değişti. İlk kitapta Nadven’i sevmiştim ama sonra onun çok fevri ve şiddet yanlısı olduğuna karar verdim. Böyle kişilik özellikleri pek benlik değil. İkinci kitapta Mate’i sevmiştim ve üçüncü kitapta ise favorim İta Sinistra oldu. İstikrarımı koruyamadım ama en azından yan karakterleri sevme konusunda dirençliyim. :D

Yansıma’nın sonunda olaylar hemen çözüldü, aslında genel olarak serilerde olan bir problem bence bu. Giriş ve gelişmenin kitaplara yayılması, sonuç kısmının kısacık olması…

Yansıma serisi sınav dönemim boyunca bana kaçılacak bir dünya oldu, Hande gibi kitapların içine girebilmeyi çok istedim.

Sevgi ve kitapla kalın.

“Beklemek İta, bizim asıl hapishanemiz.”

“Benim dünyamda Nadven… her şey serbest gibi görünür ama yasaklar insanların içine en baştan yerleştirilmiştir. Kimse istese de onların dışına çıkamaz.”



10 Ocak 2020 Cuma

Kadın Hakları



Bu dönem Kadın Hakları dersi aldığımdan bahsetmiştim (bahsetmemişsem de biliyormuş gibi davranın :D). Ders bitince de bu konuda bir yazı yazarım diye düşünmüştüm. Bakalım kısaca kadın hakları kapsamındaki temel sözleşmeler ve kanunlar nelermiş?

1979 tarihli CEDAW yani Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesine Dair Sözleşme ile başlayalım. 3 Eylül 1981 tarihinde yürürlüğe girdi. Aslında adından da anlaşılabileceği gibi kadın ve erkek arasındaki her türlü ayrımcılığın ve görünümlerin tasfiye edilmesini amaçlıyor. Kadın satışının yasaklanması, hükümeti temsil hakkı, vatandaşlık hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı gibi hakları düzenliyor. Denetim mekanizması olarak Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Tasfiye Edilmesi Komitesi kuruluyor. Bu komitenin 19 sayılı tavsiye kararıyla da toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti kabul ediyor. Önlenmesi için gereken tedbirlerin alınması gerektiğinden bahsediyor.



İstanbul Sözleşmesi yani Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi 2014 yılında Türkiye’de yürürlüğe giriyor ve Türkiye ilk imzalayan devlet olma özelliğini taşıyor. Burada kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratma hedefleniyor. Kadına karşı şiddeti, kadınlara karşı bir insan hakları ihlali olarak tanımlıyor ve ister kamu ister özel yaşamda meydana gelsinler, söz konusu eylemlerde bulunma tehdidi, zorlama veya özgürlüğün rastgele bir biçimde kısıtlanması da dahil olmak üzere, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar ve acı verilmesi sonucunu doğuracak toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri olarak anlaşılması gerektiği belirtiliyor.

Kadına karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet kavramı ise bir kadına karşı, kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları orantısız bir biçimde etkileyen şiddet olarak tanımlanıyor. Kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırılması gerekiyor. Ayrıca kültür, töre, din, gelenek veya sözde namus gibi kavramların şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasının temin edilmesini istiyor. Soruşturma ve kovuşturmaların mağdurun ifadesine veya şikâyetine bağlı olmaksızın ve mağdurun ifadesini veya şikâyetini geri çekmesi durumunda dahi devam edilmesi gerektiğini de içeriyor. Bu sözleşmenin izleme mekanizması ise GREVIO olarak adlandırılıyor.


Mevzuatımıza gelirsek, 6384 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 2012’de kabul ediliyor. İstanbul Sözleşmesi’ndeki düzenlemeleri esas alıyor. Amacı şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesidir.

Sizi çok teknik detaylara boğmak istemiyorum. Bu yüzden tedbir kararlarına ve ne yapabileceğimize geçelim. Öncelikle tedbir kararları hakim, mülki amir ve gerektiğinde kolluk görevlileri tarafından istem üzerine ya da resen verilir. Tedbir kararlarını ikiye ayırıyoruz: Koruyucu ve önleyici olarak. Koruyucu tedbir kararları şiddet mağdurunun şahsına ve özgürlük alanına dair kararlardır. Mülki amir (barınak sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, geçici koruma altına alınması vs.) ve hakim (işyerinin değiştirilmesi, aile konutu şerhi konulması, hayati tehlike durumunda ve tehlikenin önlenmesi için tedbirler yeterli olmayacaksa kişinin aydınlatılmış rızasıyla kimlik ve ilgili belgelerin değiştirilmesi vs.) tarafından verilebilir.

Önleyici tedbir kararları ise sadece hâkim tarafından verilebilir ve failin özgürlük alanına ilişkindir. Bunlar uzaklaştırma kararı, korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve iş yerine yaklaşamaması, korunan kişiyi iletişim araçlarıyla rahatsız edememesi, bir sağlık kuruluşunda tedavisinin sağlanması gibi önlemlerdir.

Şimdi kamuda asıl eleştirilen noktaya gelelim. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Koruyucu tedbir kararları kim üzerinde etkiliydi? Şiddet mağdurunun. Koruyucu tedbir kararları için şikâyet yeterli ve mağdurun beyanı mutlaktır. Devamında önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir denilmiştir. Önleyici tedbir kararı, failin şahsına ilişkindir ve burada delil aranmayacağından bahsedilmemiştir. Derste gördüğümüz üzere, çıkan sorunlar kanunun yanlış uygulanmasından da kaynaklanmaktadır. Ayrıca verilen karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde itiraz edilebilir.

Son olarak unutmamalı ki şiddet ve şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes bu durumu resmi makam ve mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan “kamu görevlileri” görevlerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.  

Böylece ana hatlarıyla kadın haklarına dair olan düzenlemelerden bahsetmiş oldum. Umarım faydalı olmuştur.

Sevgiyle kalın. 🍀



8 Ocak 2020 Çarşamba

YANSIMA LUDA KUKA - DENİZ ERBULAK

2
Dex Plus
320 sayfa

Yansıma serisinin ikinci kitabı Luda Kuka’yı da bitirmiş bulunuyorum.

İlk kitap heyecanlı bir noktada bittiği için aklım seride kalmıştı, bu yüzden Luda Kuka’ya hevesle başladım.

Editörümüz Hande, bu kitapta da maceralarına devam ediyor. Seriye yeni karakterler girdi ki birini çok sevdim: Mate! Kibar ve sakin karakterlere karşı zaafım var.

Luda Kuka’yı elimden bırakamasam da ilk kitap Lande’nin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Hande’nin ilk kitabın sonunda kabullendiğini düşündüğüm ikilemleri biraz fazlaydı.

Son olarak hoşuma giden bir detayı belirtip, postumu bitireyim: Kitapta geçen gölün adı -Veleno Verde- İtalyanca, yeşil zehir anlamına geliyor. Canım İtalyanca!

Kitaplı günler :)

“İyileştikçe düzelmişti, düzeldikçe sıradanlaşmış. Giderek kapana kısılmıştı. Toplum kurallarına kelepçeli yaşadığında akıllı sayıldığı boğucu bir düzenin içindeydi artık.”

“Duyulduğunu bilince insan kelimelerine dikkat eder… ve gerçekleşeceğini bilince de ne dilediğine!”



4 Ocak 2020 Cumartesi

CEHENNEM ÇİÇEĞİ - ALPER CANIGÜZ

1
April Yayıncılık
221 sayfa

Bir kitabı bitirirsiniz ve sonra hayata nasıl devam edeceğinizi bilemezsiniz. Boşlukta kalmak gibi bir his. Cehennem Çiçeği’nin kapağını kapattım ve öylece oturuyorum. Duvara bakmaktansa word sayfasına bakayım dedim, buradayım.

Cehennem Çiçeği, Alper Canıgüz’den okuduğum ikinci kitap ama kendisi çoktan gönlümü fethetti. İlk kitabım Oğullar ve Rencide Ruhlar’dı, kendisi aynı zamanda Alper Kamu serisinin de birinci kitabı. Seri Cehennem Çiçeği ile devam ediyor. Alper Kamu yine 5 yaşında, yine hazırcevap ve sivridilli, yine boyundan büyük işlere kalkışıyor ve bu durum ona çok yakışıyor.

Kitabın içinde babasının Alper’e anlattığı çok güzel bir hikaye var: Karanfil Kız. “… dünya da küçük bir kızın omuzları üzerinde dönermiş.”

Cehennem Çiçeği ilk kitaba göre biraz daha karamsar sanki ama ben bu durumu sevdim. Keşke üçüncü kitabı olsa diye iç geçirmekten kendimi alamıyorum.

“Herkes göründüğünden daha tehlikelidir.”

“Verilemez! Edilemez! Bildirildi! Cumhuriyet tarihimiz edilgen kiplerden ve gizli öznelerden ibaretti.”

“Sevdiğin kişiye asla iyi geceler dilememelisin. Uykunun aranıza gireceğini düşündürürsün.”

“Siz de düşünürseniz, seçme özgürlüğü zannettiğiniz şeyin ekseriyetle ölümlerden ölüm beğenmek olduğunu fark edersiniz.”

“… ilk ve en önemli felsefi sorun hayatın yaşanmaya değer olup olmadığıydı elbette; bir kez devam etmeye karar verdikten sonra, diğerlerinin cehennemi olmayı da ağlayıp sızlamadan kabullenmek gerekiyordu.”

“Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.”



31 Aralık 2019 Salı

ÖZET 2019


2019’un sonuna geldik. İstatistikleri çıkartırken fark ettim ki bu yıl bana bir yıldan daha uzun gibi gelmiş. Sanki okuduklarımı bu yıl içinde değil de uzun zaman önce okumuş gibi hissettim. Neyse ki bitti. Bakalım Salıncak bu yıl neler yapmış?

Bloguma 111 –bununla beraber 112- post girmişim, büyük çoğunluğu kitap yorumu... Bu yıl istediğim kadar tiyatroya gidemedim, haliyle de hakkında yazamadım. Film açısından verimli bir yıldı ancak bloguma genellikle film yorumları yazmıyorum.

94 kitap okudum, toplamda 24.892 sayfa ediyorlar. Yani günde ortalama 68 sayfa okumuşum. (Ders kitaplarını katsak artar bence :D) En çok Nisan’da okumuşum: 3.207 sayfa. En az ise –bunu söylemek beni üzüyor ama- Ocak’ta… En az derken hiç demek istiyorum. Erasmus’taydım hala. Okuduğum aylardan en az olanı ise Ekim: 1.633 sayfa.



2019'da en çok görüntülenen postum Abdülmecid Efendi Köşkü İçimdeki Çocuk Sergisi olmuş.

Bu yıl aslında bir sürü dizi izledim, çoğunu da beğendim ama benim için en özeli Yeditepe İstanbul oldu. Film olarak seçim yapmak çok zor, o yüzden rastgele beğendiğim birkaç taneyi bırakayım buraya: Ulysses’ Gaze, La Meglio Gioventu, Kafernahum, Bir Zamanlar Anadolu’da

2019'a bakışım, temsili

İstatistiklerimiz bu kadardı. Genel olarak 2019’da çok fazla şey yapmadım sanki ama ruhsal olarak yıpratıcı bir yıldı. Erasmus’u bitirdim, Eskişehir – Ankara gibi güzide Anadolu kentlerimizi gezdim, yazın Ege’de biraz vakit geçirdim, bol bol Sarman’la takıldım, sitede Tekir kızımı baktım, ağaçlara sarıldım, güldüm, ağladım, şikayet ettim, hayal kurdum…

2020 Hedeflerim’i okumak isterseniz tık. Tekrar buraya yazmayayım, sadece bir madde daha ekleyeyim. Çevremdeki olumlu insan sayısı artsın, negatifliklerden etkilenmemeyi öğreneyim.

2020 güzel olsun. Mutluluk, sağlık ve şans getirsin çünkü hepimizin buna ihtiyacı var.


YANSIMA LANDE - DENİZ ERBULAK

94
Dex Kitap
424 sayfa


Realiteden uzaklaşma isteği duyduğum bugünlerde Yansıma imdadıma yetişti.

Konuyu ve yaratılan dünyayı çok başarılı bulduğumu söylemek istiyorum. Bir kitabın dünyası veya bir kitabın içine girmek gibi deyişleri hep kullanırız, Yansıma’da bu deyişler somutlaşıyor ve editör kızımız Hande’nin bakalım başına neler geliyor?

Yayınevi ortamını merak ettiğim için de kitap benim için daha ilginç olmuş olabilir.

Yansıma’da Türk mitlerinden esintiler görmek de keyifliydi. Bunu hep konuşurduk kendi aramızda, aslında masallarımızda, mitlerimizde fantastik kitaplara yansıyabilecek güzel öğeler var. Bunlar neden kullanılmıyor? Neyse, Yansıma’da okumak sevindiriciydi.

Seri üç kitaptan oluşuyor. Yakın zamanda ikincisine başlamayı düşünüyorum.

Sevgi ve kitapla kalın.

“Toplumları inandıkları şeyin saçma oluşuyla yargılayamazsın.”

“Yine o ait olmama hissini duyuyordu içinde. Ne tuhaf bir etkiydi bu. Ne vazgeçilmez. Ne korkutucu.”

“Bittiğini zannettiğin anda da bırakıyorsun zaten her şeyi,” dedi Nadven. “Sonra tekrar toparlanmak daha büyük bir cesaret gerektiriyor.”



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...