17 Ekim 2019 Perşembe

KIRDIĞIMIZ OYUNCAKLAR - SUNAY AKIN

76
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
182 sayfa


Bu yaz Sunay Akın’ın programını izleme fırsatım oldu. Canlı izleyince ayrı sevdim ve İş Bankası’nın kitapevinde dolaşırken Kırdığımız Oyuncaklar’ı almaya karar verdim. Bilirsiniz ki oyuncakları hala pek severim.

Kitap aslında Sunay Akın’ın konuşması gibi ilerliyor. Bir konuyla başlıyor, oradan başka konular geliyor, ilk konuyla son bulabiliyor. Aslında izlerken çok keyifli ama okurken ben konuların daha sistematik bir biçimde ilerlemesini seviyorum.

Kırdığımız Oyuncaklar’da her bölüm bizi farklı kişilerin ve oyuncakların hikayesine götürüyor. Güzel bilgiler öğretiyor, hepsi aklımda kalmaz muhtemelen ama heybemizdekilerle yola devam edelim.

“Kış, beyaz bir oyuncaktır çocukların ellerinde. Karın yağmadığı, saçakların buzdan dişlerini takmadığı bir kış mevsimi, oyuncaksız bir çocuk odasından farksızdır.”

“Yaşamın katılığı, kirliliği karşısında bir ada ararız sığınacak… Sanço Panço, bir ada bağışlayacağı umuduyla koşmamış mıdır Don Kişot’un ardından?..”


15 Ekim 2019 Salı

ALDATMA LİSANSI - R.J. RED + ÇEKİLİŞ SONUCU


An itibariyle çekilişimiz sonlanmıştır. Kazanan: Sevdiğim Günlük. Tebrik ederim! J Şansı hep açık olsun.


75
Postiga Yayınevi
Çeviri: Ali Dündar
176 sayfa

Aldatma Lisansı‘nı bitirdim. Öncelikle kapak yazısında dikkatimi çeken iki cümleyi sizinle paylaşayım:

1) “Psikanalizin casusluk ve karşı-casusluk faaliyetleriyle etkin şekilde kullanışı kitabı hayretler içinde ve soluksuzca okumanızı sağlayacaktır.” Maalesef sağlamadı, psikanalizi de etkin kullandıklarını düşünmüyorum.

2) “Sigmund Freud, Erich Fromm ve Alfred Adler gibi pek çok duayenden yapılan alıntılar kitabı tekrar tekrar okunmaya değer kıldığı gibi kurguların gerçekçiliğini de ortaya koymaktadır.” Ben bu alıntıların hikayeye yedirilmiş bir biçimde olacağını düşünmüştüm, psikanalizden de bahsedince psikolojiyle harmanlanmış bir ajan hikayesi olabilir mi demiştim kitap elime geldiğinde. Alıntılar olayların arasına çat diye yazılmış, ardından hikaye devam etmiş.

Yazarın dilinden mi çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum ama çok amatör olmuş. Betimleme yok diyebiliriz. Ayrıca “angaje ve demaske olmak” sözcükleri saplantılı derecede kullanılmış.

Konusuna hiç değinmiyorum bile. Normalde ajan hikayelerini severim.

Kapakta kişisel gelişim özelliği taşıdığı da belirtilmiş, demek ki kurguya psikolog ekleyince yanında bonus olarak bu özellik de geliyor.

Kitaplı günler!

“Suçluluk duygusu geçmişi düzeltmez. Bu nedenle yararsız bir duygudur.”

“Bir insanın en iyi psikologu, en yakın arkadaşıdır; bunu unutmayın.”


9 Ekim 2019 Çarşamba

ÇEKİLİŞ + ÜNİVERSİTENİN GÜZEL YANI



Merhaba blog severler! Bugün buraya bir çekilişle ve üniversitemin güzel yanıyla geldim.

Önce çekilişten bahsedeyim. Kitap Aldatma Lisansı – R.J. Red. Okumaya yeni başladım, o yüzden yorumumu muhtemelen çekilişten sonra okuyacaksınız.


Çekilişe katılmanız için yorum yapmanız yeterli, 15 Eylül’de son bulacak. Profilinizden mail adresinizi göremiyorsam yorum olarak bırakırsanız sevinirim.

Not: Kargo alıcıya aittir.

Arka kapak: Değersizlik duygusu ile başa çıkmaya çalışan Galina’nın, Rus Dış İstihbaratı SVR’ye girdikten sonra nefret, şehvet ve aşk üçgeninde psikolojik, fizyolojik ve cinsel yöntemleri birlikte kullanarak işlediği cinayet ve komploların sürükleyici bir şekilde anlatıldığı roman aynı zamanda aldatma- aldatılmanın temellerine inerken, olumsuz duyguların kafanızda silinip atılması ve sorunların çözümün nereden  başlamanız gerektiğini anlatan kişisel gelişim kitabı özelliği de taşımaktadır. Psikanalizin casusluk ve karşı-casusluk faaliyetleriyle etkin şekilde kullanılışı kitabı hayretler içinde ve soluksuzca okumanızı sağlayacaktır.
 
Kendi hayatınızdan kesitler bulacağınız romanda, Galina’nın hatalarının derinliklerine inerken hatalarının gerçekten hata olup olmadığı tartışılırken kendi “hatalarınızı” da değerlendirmeye imkan bulacaksınız.
 
Gerilim, tehlike, belirsizlik ve tüyler ürperten aldatmacaların ustaca ve baş döndürücü şekilde kurgulandığı romanda olayların gelişim ve sonuçlanma hızı duygu durumunuzun sürekli değişmesi sonucunu doğuracaktır.
 
Sigmund Freud, Erich Fromm ve Alfred Adler gibi pek çok duayenden yapılan alıntılar kitabı tekrar tekrar okunmaya değer kıldığı gibi kurguların gerçekçiliğini de ortaya koymaktadır.


Şimdi gelelim üniversitemin güzelliklerine. Genel olarak okuldan şikayet eden biriyim, yine de beni mutlu eden yönleri de var. Aslında öğrenci olmayı seviyorum ama yakınmadan da olmuyor. :D Okulun en sevdiğim iki yönü kampüsü ve KEDİLERİ.

Fakülteye girip çıkarken ya da derslerde kedilerle iç içe olmayı seviyorum. Bazen kendisini sevdiren bazense dönüp arkasını giden bu canlılar kampüsün olmazsa olmazı…


Bizimle derslere de giriyorlar; bugün hocalardan biri derse “Sevgili öğrenciler ve kedilerimiz…” diye başladı. Onlar da arada miyavlayarak derse eşlik ediyorlar ve blok derslerde sıkılıp kapının önünde durup birinin ona kapıyı açmasını bekliyorlar. :D Her an masaya bir kedinin atlayabilme olasılığı dersleri benim için daha ilginç kılıyor.

İyi ki varlar, iyi ki kampüsteler.


7 Ekim 2019 Pazartesi

OĞULLAR VE RENCİDE RUHLAR - ALPER CANIGÜZ

74
İletişim Yayınları
204 sayfa

Bir süredir Alper Canıgüz okumak istiyordum. 30 Ağustos’ta memlekette bir festival havası vardı ve stantlar kurulmuştu. Doğa ve Hayvanları Koruma Derneği de ikinci el kitap satıyordu. Hikayenin gidişini anladınız değil mi? Oğullar ve Rencide Ruhlar’ı orada görüp aldım.

Kitabın giriş paragrafı favori girişlerimin içinde yerini aldı. “Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.”

Kahramanımız Alper Kamu çok orijinal ve ilginç bir karakter olmuş. Kendisi büyümüş de küçülmüş, gerçi çoğu büyüğün sahip olmadığı bilgi hazinesine sahip bence. Kitabı polisiye diyerek sınırlamak istemiyorum çünkü içinde yok yok!

Oğullar ve Rencide Ruhları okurken aklımdan sürekli “Neden daha önce okumadım?” sorusu geçti, yazarın diğer kitaplarını da alacağım, umuyorum ki kısa zamanda.

“Okulda insanın asıl öğrenmesi istenen, anlatılan dersler değil ders anlatılırken susması gerektiğidir.”

“Gerçek acı sessizdir.”

“Hiçbir şey, hiçbir zaman iyiye gitmezdi. Sadece insan için daha rafine sarhoşluk yöntemleri geliştirmek mümkün olabilirdi.”



4 Ekim 2019 Cuma

NOTRE DAME'IN KAMBURU - VICTOR HUGO

73
Akvaryum Yayınevi
Çeviri: Sevil İnan Sönmez
454 sayfa


Postuma kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum yoksa kitaba haksızlık olur. Notre Dame’ın Kamburu’nu çok sevdim!

Kitap, Cansu ile ortak okuma listemizdekilerden biriydi. Küçükken çocuklar için olan basımını okumuştum, tam versiyonunu merak ediyordum. Reading slump döneminde olduğumuzu söylemiştim. O yüzden ilk sayfaları uzun sürede okudum.

Her şerde bir hayır vardır sözü bu hafta yine kendini gösterdi. 2-3 saat süren ders aralarım var –sürekli şikayet ettiğim aralar- ve o aralarda kendimi kitaba kaptırdım. Tadını alınca, elinizden bırakamıyorsunuz.

Notre Dame’ın Kamburu’nu Akvaryum Yayınevi’nden okudum. Biraz tereddütle başladım; kitap evde bu yayınevinden mevcuttu, yenisini almadan denemeye karar verdim. Hasan Ali Yücel’le karşılaştırdığımda bölüm başlıkları eksik mesela, sadece numaralandırılmış. Başka ne gibi farklar var bilmiyorum. Bu yüzden ileride farklı bir yayınevinden tekrar okumayı planlıyorum.

“Gün ışığı, herkesin malıdır. Ne diye bana yalnız geceyi veriyorlar?”

“Bazen karanlık o kadar koyu olur ki, Tanrı bizi görmüyor sanırız. İşte böyle zamanlarda, kendimi sorguya çekmiştim hep.”

“Oysa ben, zindanı içimde taşıyorum. İçimde kış var, buz var, umutsuzluk var. Ruhumu gecenin zifiri karanlığı kaplamış. Çektiğim acıyı biliyor musun?”

“Çünkü sevgi denen şey, bir ağaca benzer. Kendiliğinden yetişiverir, köklerini bütün benliğimize salar. Anlaşılmaz yanı şudur ki, bu sevgi ne kadar körse, o kadar da inatçıdır. Akıl, bilinç gibi şeylere sahip olmadığında da inadına güçlenip sağlamlaşır.”



30 Eylül 2019 Pazartesi

ISSIZ ADA - GIULIO GALLI

72
Yakamoz Kitap
Çeviri: Güliz Akyüz Yıldırım
335 sayfa

Issız Ada’yı annem aldığında arkasına bakıp “Okurken korkarsın bak” demiştim. Birazcık korkmuş. :D Neyse, aradan zaman geçti, ben de macera okuyayım diye bakınırken Issız Ada’yı gördüm ve başladım.

Kitap, on yarışmacının hakkında pek bir şey bilmedikleri bir reality show’a katılmasını anlatıyor. Tüm bildikleri, adada geçtiği ve kazananın büyük miktar paraya sahip olacağı… Yani kitap kısaca şu: ıssız ada, dokuz yarışmacı ve bir katil.

Annem de ben de okurken Açlık Oyunları’na benzettik. Kitapta Agatha Christie’nin On Küçük Zenci romanına atıf var. Romanı okumadığım için, Issız Ada’yı bitirip araştırdığımda fark ettim ki konular epeyce benziyor. Bu nedenle özgünlüğünden çok emin olamasam da kitabı sevdim. Akıcıydı.

Issız Ada Son Hedef diye devam kitabı da varmış. Bakalım, belki okurum…

“Hayatta kötü yanlışlar yapıldığında bunların izlerini üstünden tamamen silmek zordur. Geçmiş silinemez ve hep ordadır. Birlikte yaşamak zorunda olduğun daimi bir rahatsızlık.”



28 Eylül 2019 Cumartesi

Yaşamdan Kareler: Beyoğlu Sahaf Festivali ve Diğer Şeyler


Merhabalar blog-severler! Kitap okuyamıyorum, blogum boş kalıyor, ne yapayım diye düşündüm ve karma yazı yazayım dedim. Tamam, aslında sahaf festivalinde fotoğraf çekmeyi unuttum, böylece festival yazısı karma bir yazı halini aldı. Neticeye bakalım. :D

Ganimetler ve oyuncak kedim Merlin

Cuma günü Cansu’yla bu yıl on üçüncüsü yapılan Beyoğlu Sahaf Festivali’ne gidelim dedik. Aslında fark etmeden ilk gün gitmişiz, çok iyi oldu. Güzel kitaplar tükenmeden alacağımızı aldık. (Ben çok kitap almadım, okunacak çok kitabım var diye.) Fiyatlar ne istediğinize göre değişiyordu ama bu sefer 5 TL’liklerin içinden de istediğimiz kitaplar çıktı. Ayrıca çok güzel kartpostallar ve eski fotoğraflar da var. Gitmek isterseniz festival 13 Ekim’e kadar sürecek. Pera Müzesi'nin önünde yapıldığı zamanları daha çok sevsem de, bu yıl da Taksim meydanda gerçekleşiyor.

Cansu'nun Ganimetleri

Cansu demişken onun beni sevindiren hediyesinden bahsetmemek olmaz. Kendisi kitap sipariş etmişti, listesindeki Feminist Bir Yaşam Sürmek çok hoşuma gitmişti. Biliyorsunuz, bazı kitapları beraber okuyoruz. “İstersen seni beklerim” demişti, ben de “Almam uzun sürer” diye yanıtlamıştım. Doğum günü hediyeme kitabı da eklemiş. Buradan ona sarılıyorum, bu ince düşüncesi için.

Uni uni uni corn, keşke gerçek olsalar gerçek olsalardıııı :D
Agnes'den dinlemek için tık

Güzel haberlere, nazar boncuğu niyetinde deprem haberini de ekleyeyim. Bir miktar(!) korkmuş olabilirim, saniyeler benim için dakikalara dönüşmüş de olabilir. Neyse, İstanbul’un depreme hazırlıksız olduğunu görmüş olduk, binalarından operatörlere kadar.

En başta kitap okuyamıyorum dedim çünkü ne yapıyorum? Sevgili İrem’in önerdiği Arsenal Military Academy’i izliyorum. Okuldan gelince hemen izleyesim geliyor, dersler ağırlaşmadan bitireyim. Elimde de Notre Dame’ın Kamburu var, yine Cansu’yla beraber okuyoruz ama ikimiz de yavaşladık, reading slump belası herhalde!

Yazıyı bolca kitap okuyabildiğimiz günler dileğiyle bitirmek istiyorum. Sevgiyle kalın.

Canım Sarmancım


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...