17 Şubat 2019 Pazar

GENÇ PRENS'İN DÖNÜŞÜ - ALEJANDRO GUILLERMO ROEMMERS


4
Timaş Yayınları
Çeviri: Deniz Torcu
128 sayfa


Küçük Prens büyüseydi ne olurdu düşüncesinden hareketle ortaya Genç Prens’in Dönüşü çıkmış.

Küçük Prensi günümüzde okumayan kalmamıştır diye düşünüyorum. Kendisini ben de çok severim hatta zaman zaman açıp tekrar okurum. Genç Prens’in Dönüşü’nü duyunca da heyecanlandım, e-book olarak hemen okumaya başladım.

Üzülerek belirtiyorum ki kitabı sevmedim. Tam bir kişisel gelişim kitabı olmuş. Patagonya’da bir araba seyahati esnasında geçen hikaye, şoförün anlattığı şeyleri Prens’in uygulamasını konu alıyor.

Verilen tavsiyeler o kadar klişe ki, keşke en azından yaratıcı olsaydı.

Kişisel gelişim seviyorsanız “belki” keyif alabilirsiniz ama bence Küçük Prens’de bu kitapta olduğu için üzülürdü.

“…yetişkinlerin bizi korumak amacıyla yaptıkları tüm uyarıların, verdikleri tüm nasihatlerin, bizi insanlardan ne kadar uzaklaştırdığını düşündüm. Öyle ki, birine dokunmak veya gözlerinin içine bakmak dahi içimizde nahoş bir duygu, huzursuzluk yaratıyordu.”

“Bana göre yaşamak, öğrenmektir.”

“İyilik yapma bahanesiyle hayallerini yıkanlardan uzak dur, çünkü genelde yıktıkları hayallerin yerine koyacakları daha iyi bir şeyleri yoktur!”

“Hepimiz prens olarak doğarız; bazıları bunu bilmez, bazılarıysa unutur… Benim krallığım yalnızca içimdedir.”

14 Şubat 2019 Perşembe

SEVME SANATI - ERICH FROMM

3
Payel Yayınevi
Çeviri: Yurdanur Salman
125 sayfa


Sevmek bir sanat mıdır?

Öncelikle kitap psikolojik bir eser. Sevmenin 5 yolu, karşındakini kendine aşık etmenin 8 yolu gibi reçeteler bulundurmamakta.

Aşk ve sevgi üzerine çıkarımlar içeren kitap, sade bir akademik dille yazılmış. Dört bölümden oluşuyor: Sevmek Bir Sanat mıdır?, Sevgi Kuramı, Sevgi ve Çağdaş Batı Toplumunda Sevginin Soysuzlaşması, Sevginin Uygulanması.

Sevgiyi, sevme sanatını dört maddenin birleşimiyle açıklar Fromm: İlgi, bilgi, saygı, sorumluluk. Sevginin türleri de detaylıca işlenmiş ve okurken aydınlanmaya neden oluyor. Ayrıca içinde bolca Freud eleştirisi mevcut.

Bence kitap ortaokul ve liselerde okutulmalı. Toplumca böyle kitaplar okumaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

“Sevgi ta derinden özlenen bir şeyken, öbür şeylerin hepsi sevgiden daha önemli sayılır. Başarı, ün, para, güç – bunları elde etmek için varımızı yoğumuzu veririz; sevmeyi öğrenmek içinse hiçbir şey yapmayız.”

“Birlikte yaşayarak bir olmanın tersine, olgun sevgi kişinin bütünlüğünü, bireyselliğini yitirmeden birleşmesidir. Sevgi insanlarda etken bir güçtür; kişiyi öbür insanlardan ayıran, duvarları yıkan, onu öbür insanlarla birleştiren bir güç.”

“Sevginin etkin özelliği en genel biçimde şöyle tanımlanabilir: Sevgi vermektir, almak değildir.”

“L’amour est l’enfant de la liberté (sevgi özgürlüğün çocuğudur); hiçbir zaman zorbalığın çocuğu olmamıştır.”

“Çocuk sevgisi şu yoldan gider: “Sevildiğim için seviyorum!” Büyüklerin sevgisi şu yoldan gider: “Sevdiğim için seviliyorum.” Olgunlaşmamış sevgi, “Seni, sana gereksinmem olduğu için seviyorum” der. Olgun sevgi, “Seni sevdiğim için sana gereksinmem var” der.”

“Kişi yaratıcı bir sevgiyle sevebiliyorsa, kendisini de sever; yalnız başkalarını seviyorsa, hiç sevemiyor demektir.”

“İnsanda bilinçli bir sevilmeme korkusu varken, gerçek ama çoğunlukla bilinçsiz olan korku, sevme korkusudur.”



13 Şubat 2019 Çarşamba

EVVEL ZAMAN İÇİNDE - TOM McNEAL


2
Pegasus Yayınları
Çeviri: Büşra Balcan
357 sayfa

Çocukluğumdan beri dost hayaletli kitaplardan ve çizgi filmlerden keyif alırım. Casper’ın yeri ayrı olsa da bu kitaptaki hayaletimiz Jacob Grimm’i çok sevdim!

Grimm deyince tanıdık geldi değil mi? Çünkü kendisi Grimm Kardeşler’den biri! Bu durum kitabı benim için enteresan kıldı.

Evvel Zaman İçinde’nin 300 sayfasını bir gecede, kalan 50 sayfasını da ertesi gün tamamladım. Oldukça akıcı ve sürükleyiciydi.

Fantastik bir kurgu da olsa Grimm Kardeşler’in hayatı hakkında bazı bilgiler öğrendim. Keyifli artı verimli zaman geçirmek eşittir en sevdiğim şey.

Reading slumptan kurtulmak için güzel bir seçenek olabilir.

Kitapla kalın!

“Bazen bir şeylerden kaçmak ona gerektiğinden daha da çok anlam yükler.”

“Hayatın boyunca neredeyse her zaman doğru olanı yaptıktan sonra bir defa –yalnızca bir defa- işleri berbat ettiğinde seni şeytan ilan ettiklerini anladım.”

“Ne kadar uzağa gittiğinin önemi yok, nereye gidersen git kendini de yanında götürüyorsun.”

“Masallarda iyi talih çoğu zaman en umutsuz zamanlarda çıkar insanın karşısına.”

10 Şubat 2019 Pazar

HASTALIK - ONUR GÜRLEYEN


1
NotaBene Yayınları
228 sayfa



Türk yazarlardan okuduğum distopyalar bir elin parmaklarını geçmez. Hastalık’da bu kitaplardan biri.

Öncelikle bir distopyada Türk isimleri okumak hoşuma gitti. Keşke daha çok yazılsa çünkü edebiyat yazıldıkça gelişiyor ve güzelleşiyor… İsimlerden bahsetmişken, kitaptaki kahramanlardan çoğunun adı üç harfli: Ata, Ali, Ece, Ulu, Efe… Belli bir anlamı var mı diye sormadan edemedim.

Kitap, ‘hastalık’ süreciyle değişim geçiren insanları ve bu duruma karşı koymaya çalışan halkı konu alıyor. Çabuk okunmasına rağmen distopik romana göre durağan olduğunu düşünüyorum. Merak unsuru çok yoktu hatta kitabın sonunda sorularımın cevabını da alamadım.

Dikkatimi çeken diğer nokta hayatta kalma mücadelesi içindeyken bile ana karakterimizin kızlara bakabilmesi oldu. Böyle bir durumda kızları düşünmek yerine, yemek depolamak daha mantıklı olurdu sanki. Yiyecekleri azalana kadar doğanın verimliliği akıllarına gelmedi ve bu da bana garip geldi.

Dediğim gibi distopik romanlarda ilerleyecek yolumuz var ama ne kadar çok yazılır ve okunursa, bu türün o kadar gelişeceğini düşünüyorum.

“İnsan korkmalı, sizi büyük işler yapmaya sevk eden şey budur. Ancak gerçekten korkabiliyorsanız gerçek cesareti gösterebilirsiniz. Değişimden korkuyorsanız da gerçek acıyı yaşayabilirsiniz!”

“Bombalar şehirleri yerle bir etse de, insanlar savaşıp birbirlerini kıyasıya öldürseler de, kediler daima sokaklarsa geziyordu.”

“Her zaman kitaplar okuyucusunun onlardan alabildiği kadar vardırlar ve insan yaşlandıkça bambaşka birisi olabilirdi.”



8 Şubat 2019 Cuma

ÖZET 2018

Gecikmiş bir 2018 özetiyle geldim!



Önceki yıllara oranla düşen verilerime başlayalım. Bloguma 63 post girmişim ve sadece 63 kitap okumuşum. Toplamda 17.917 sayfa ediyor, yani günde ortalama 49 sayfa…

En çok kitabı Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında bitirmişim: 7 kitap. Sayfa sayısı olaraksa Nisan, 3166 sayfayla birinci!

Bu yıl en çok görüntülenen postum Kırklareli Atatürk Evi olmuş.



Yakın dönemde izlediğim dizilerdense en çok Anne with an E’yi beğendim. İzlemediyseniz şans verin derim.

Yılın büyük olayı Erasmus’a gitmem olmalı. Bu pazartesi döndüm ve artık blogumda daha aktif olmayı istiyorum!


5 Ocak 2019 Cumartesi

BEAUTY SERİSİ - GEORGIA CATES


Not: Bu seriyi yazın okudum ve yorumunu yazdım ama şimdi yayınlayabiliyorum :D 2018 Özet yazımı yazamadım çünkü laptopumun ekranı kırıldı! Erasmus Felaketler Zinciri'min en büyük halkalarından biri :D Bu yüzden yorumlarınıza cevap veremiyorum, Türkiye'ye geri geldiğimde bloguma da döneceğim -az kaldııııı-.
2019 hepiniz için güzel bir yıl olsun! :) 

Yine çerez bir seriyle merhaba! :D

Üç kitaptan oluşan Beauty serisi “kitap okumak” için okuduğum kitaplardan oluşuyor. Elli Ton üçlemesine aşırı şekilde benzediğini belirtmem gerekir.

İlk kitabı Acıtan Güzellik daha akıcı ve hızlı okunurken, üçüncü kitap elimde süründü. Ne zaman bitecek modunda gezdim. Birbirini tekrarlayan benzer olaylar insanı sıkıyor.

Sonuç olarak güzel başlayıp, temposu düşen bir çerez seri.

61) Acıtan Güzellik / 347 sayfa
62) Adanmış Güzellik / 353 sayfa
63) Aşkla Gelen Güzellik / 334 sayfa

14 Aralık 2018 Cuma

FANTASTIC BEASTS THE CRIMES OF GRINDELWALD THE ORIGINAL SCREENPLAY - J.K. ROWLING

60
Little, Brown
287 sayfa

Bu kitabın yorumunu kafanızda Harry Potter giriş müziğiyle okumanızı tavsiye ediyorum çünkü ben de zihnimde dinleyerek yazmaya devam ediyorum.

Yorumum biraz gecikmeli olsa da, sonunda Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald’a kavuştuk. Fragmanlarını izleyip, galalarını takip ederek geçen günler nihayete ulaştı.


Kitabı yayınlandığı gün gidip aldım. Girdiğim ilk kitapçıda yoktu, diğerinde ise sadece 4 kopya ellerine ulaşmıştı. Rafa bile koymamışlar! Neyse, önemli olan benim kitabıma kavuşmamdı.

Filmi kitabı okumadan izlediğim için, okurken kendimce eksiklikleri keşfedebildim. Mesela Tina’nın - Katherine Waterson- senaryodaki duyguları aktaramadığını keşfettim. Bana Ginny ile aynı hissi veriyor. Kitaplardaki Ginny’i çok sevmeme rağmen, filmdeki Ginny bana sönük geliyor.



Belirtmeliyim ki kitap filmin birebir kopyası, senaryoyu süsleyip, çizimler ekleyip basmışlar. Kapağa ve çizimlere bayılmama rağmen, biraz fazla israf olmamış mı sorusu da aklımdan geçmedi değil.

Filmde/kitapta en sevdiğim sahneler Hogwarts’ı gördüğümüz anlar oldu. Eve dönmek gibiydi. Sinemada arkadaşım Melly ile birbirimize bakıp gülümsediğimizi hatırlıyorum. Sanıyorum ki her Harry Potter seven bu hissi yaşamıştır. (Peki kıyafetleri neden değiştirdiniz???)



Filmde neleri sevmedim? Jude Law, Dumbledore olarak seçildiği zaman bu karardan hoşlanmamıştım ve beni yanılmadı. Dumbledore’un muzip ama bilge karakterini yansıtabildiğini düşünmüyorum. (İtalyan versiyonunda Dumbledore’un adının Albus Silente olduğunu biliyor muydunuz?)Johnny Depp’in Grindelwald olmasını da istemiyordum lakin filmdeki performansını beğendim.

Filmin genel olarak aksiyon seviyesi düşüktü ve sonu beni çok tatmin etmedi.

Yine de, her şeye rağmen büyük bir heyecanla izledim ve kitabı okudum. Muhtemelen gelecekte tekrar tekrar izlemeye devam ederim…


“I can’t move against Grindelwald It has to be you.”

Not: Floransa’da altyazılı film izlemek istiyorsanız Odeon güzel bir tercih olabilir.

Not 2: Eddie Redmayne’ı çok sevdiğimden bahsetmeyi unutmuşum ama bunu zaten biliyorsunuz.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...