![]() |
Ayrıntı Yayınları
Çeviri: Aslı Takanay
91 sayfa
|
Geçenlerde Kero’yla sohbet ederken, konu öğretmeninin
hazırladığı kitap listesine gelmişti. Palto’yu okuduğundan bahsetti ve hikayeyi
de anlattı.
Aradan bir buçuk ay gibi bir süre geçti. Tutunamayanlar’a
başladım, Başmaçkin ismiyle karşılaştım. Bakınız sayfa 57: “Beni kızdırma!
Başmaçkin ve Çiçikov derim sonra; kendine gelemezsin. Seni Dostoyevski bile
kurtaramaz.”
“Eee Elif” dedim kendi kendime “madem fırsatın var, tanış
Basmaçkin’le!” Kero’dan Palto’yu aldım. Sonunu da unutmuşum, keyifle başladım. Önsözü
okurken ne oldu dersiniz? Sonunu öğrendim! Neden önsözde kitabın sonundan
bahsedilir ki? Neyse, eğer Ayrıntı’dan tercih edecekseniz, önsözü de hikayeden
sonra okuyun.
Akakiy Akakiyeviç’le tanışınca, neden Tutunamayanlar’da yer
aldığını da anladım. Kendisi sıradan bir memur, ‘küçük insan’lardan.
Palto, Rusya’nın bürokratik yapısına da tanık olabileceğimiz
kısa bir kitap ama beni çok etkiledi. Basmaçkin herkesin kendinden bir şeyler
bulabileceği bir karakter.
Ayrıntı Yayınları son söz olarak Belinski’nin Gogol’e Mektup’unu
vermiş. –Tutunamayanlar’da bundan da bahsediliyor.- Belinski bu mektubu Gogol’ün
Dostlarla Mektuplaşmalardan Seçilmiş Parçalar kitabı üzerine yazıyor. Gogol burada
diğer eserlerindeki düşüncelerini umursamayarak Ortodoksluğu ve Çarlık düzenini
ön plana çıkarmış. (bknz:sonsöz)
Palto, okumak için biraz gecikmiş olsam da sevdiğim bir eser
oldu. İyi okumalar dilerim.
“’Bırakın beni! Neden bana böyle eziyet ediyorsunuz?’ (…) Hayatı
boyunca bu sahne gözünün önüne geldikçe, genç adam elleriyle yüzünü kapatıp
insan denilen varlığın ne kadar acımasız olabildiğini; ince, kültürlü,
terbiyeli kişilerde, (Tanrım!) hatta toplum tarafından asil ve şerefli insanlar
olarak kabul görmüş kişilerde bile ne kadar gaddarca bir yan olabildiği gerçeğini
gördükçe, derinden sarsıldı.” /28
