Yazarımız aynı zamanda ünlü bir yönetmen ve senarist. İrlanda
Tarihi ve İngiliz Edebiyatı bölümünü bitirmiş. Filmlerinden maalesef ki sadece
Vampirle Görüşme ve İlahların Aşkı’nı izledim.
Gölge arkadaşımın bana hediyesi. Arkadaşımın kitaplığını incelerken,
konusuna bakıp “Aaa, ilginç bir kitap gibi, okudun mu?” diye sordum. Arkadaşım da
‘tarzına uymayan bir kitap’ olduğunu söyledi. “Al senin olsun.” dedi. Canıma
minnet! Kocaman teşekkür ediyorum.
Dikkat çekici bir kurguyla başlayan Gölge, devamında aynı
istikrarı gösteremiyor. Okuma hızımı arttıracağını düşünürken, beni hayal
kırıklığına uğrattı.
Olaylar, olay demek ne derece mantıklı bilemiyorum, çok yavaş
ilerliyor ve kitabın başlarında sevdiğim anlatım şekli, düğümleniyor.
Karışıyor. Orijinal dilinde de böyle midir, bilemiyorum.
Bitirince düşündüğüm şey “Evet beklediğim gibi mükemmel değildi
ama okunabilirliği de var.” oldu.
“Miss Havisham, tüm saatleri durmuştu onun. Peki madem zaman durdu, ben hatırlıyor muyum? Hayır; o donmuş kitapların içindeymişcesine, sonunu benim yazmadığım, yazmayı doğru dürüst öğrenememiş birinin benim adıma yazdığı kitabı okuyorum. Bölümlerine başlıklar yazıyorum, var olmayan sayfalarını çeviriyorum, öyküde yaşıyorum, öyküde mutlu oluyor, öyküde ağlıyorum ve öyküde ölüyorum, ama sonunu değiştirebiliyor muyum? Kesinlikle hayır. Onu son başlattı ve başlangıçta bitirdi.”
“Ama anımsamak nedir sence Gregory? Acaba geçmişi, hatırlanan tüm ayrıntılarıyla yeniden ziyaret etmek midir yoksa o kısacık anı, anımsayamadığımız o kısacık hayati anı bulmaya çalışmak mı?”
