blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Kopyalanan Blog İçeriğim


Daha önce yine blog yazılarım kopyalanmıştı ve şikayetlerim üzerine o blog kapatılmıştı. Bugün yine fark ettim ki yazılarım benden izinsiz olarak kopyalanmış. Talebe Mektebi(https://www.talebemektebi.com/category/kitap/) adında bir site itinayla yazdıklarımı çalmış. Bir insan bunu neden yapar, gerçekten anlayamıyorum. Kendisi yazamıyorsa niye site açar? Ne anlamı var? Takdir edersiniz ki kendi yazılarınızı başka bir sitede görmek hiç hoş bir durum değil.



Önceki yazımda yazdıklarımı tekrarlamak istemiyorum ulaşmak isterseniz: Kopyalanmış Yazıyla Blog Yazarı Olunmaz

İnsanı yazmaktan soğutan ve özgün bir içerik üretecek beceriye sahip olamayan kişiyi şikayet etmek (spam olarak bildirmek) isterseniz: tık
İçeriği Google’dan kaldırmak için ise: tık

Siteyi incelemenizi tavsiye ederim, umarım kendi yazılarınızı da içinde görmezsiniz ama yine de tedbir amacıyla bakın derim.

Sevgiyle kalın.

25 Ocak 2020 Cumartesi

Mim: Blog Yazmaya Nasıl Başladın?


Sevgili Bir Pembe Sever, beni mimlemiş. Mutlu oldum ama o ara sınavlarım devam ediyordu –perşembe günü bittiler. Ben de blogunda “…aklımı yitirmezsem sınavlarım bitince mimi cevaplayacağımı…” belirtmiştim. Umudum aklımı yitirmediğim yönünde. :D

O zaman bakalım blog yazmaya nasıl başlamışım?


Blogger olarak önümde örnek Kitap Eylemi vardı. O zamanlar da kitap okuyordum, aslında okumayı söktüğümden beri az çok –dönemine göre- kitap okuyorum. Kitapları tamamen bıraktığım bir dönem aklıma gelmiyor, hep sığınak oldular benim için.

2012 yılında heveslenip blog açmıştım, sonra devamı gelmedi. Adı Kitaplıktaki Dünya idi, hala duruyor, silmeye kıyamadım ama amatörlüğüm beni üzüyor. Yazım hataları da yapmışım ki bu daha da kırıcı, geçmişe dönüp lisedeki Elif’i sarsma isteği duyuyorum. :D

2015 yılında tekrar blog açmaya karar vermiştim ve karşınızda Kağıt Salıncak. Aslında ismi Kırık Asa olacaktı, lisede ödev olarak böyle bir gazete hazırlamıştık. Sonra Google’a bir arattım ki Kırık Asa diye bir şarkı varmış, bu durum biraz kalbimi kırdı tabii ki.(Aynı ismi şimdi arattım, şarkı çıkmadı. Bu sefer de 2019’da yazılmış bir şiir çıktı :D) Ben de farklı bir isim koymaya karar verdim. Bir sürü kombinasyon denedim, liste yaptım. Balkonda salıncakta kitap okurken Kağıt Salıncak aklıma geldi ve böylece blogum ismini buldu.

O gün bugündür blog yazıyorum. Okuduğum kitaplar hakkında ne düşündüğümü hatırlamama yardımcı oluyor, zaman zaman başka konularda da fikrimi beyan ediyorum.

Blogumu seviyorum, okumayı seviyorum, fotoğraf çekmeyi seviyorum ve sonra dönüp postlarıma bakmayı seviyorum!

O halde iyi ki blog yazıyoruz.

Mimi geç cevapladığım için kim yapmadı bilemiyorum ama yapmak isteyenler kendilerini mimlenmiş saysın.



25 Ekim 2017 Çarşamba

Kopyalanmış Yazıyla Blog Yazarı Olunmaz

Bugün blogger’da hiç yaşamak istemediğim bir olayla karşılaştım. Nazlıhan ve Sümeyye beni uyardılar, teşekkür ediyorum onlara.

Yazar Kadraj adında Aziz Kaynar tarafından yazılan bir blog, benim yazılarımı ve Nazlıhan’ın yazılarını kopyalamış.

Maalesef ki çalıntı yazıyla blog yazarı olunmuyor.



Öncelikle her özgün eser 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nu ile korunmakta. 71. Maddesine bakacak olursak:
“Madde 71 – (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.) Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek:
1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.

3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.

 4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.”

Ayrıca bu şahıs Büyükada: Hatırla Sevgili yazımı kopyaladığı için Türk Ceza Kanunu’nun 135. Maddesine bakmakta da fayda görüyorum.

“Özel hayatın gizliliğini ihlal
(1) Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.”

İnsanların başkalarının fikirlerini alıp, kendi fikirleri olarak gösterme çabalarını anlamıyorum.

Amaçları konusunda ise hiçbir fikrim yok, bildiğim tek şey;
İster sizin olmayan bir eşyayı çalın , isterseniz fikirleri adınız HIRSIZ‘dır başka bir şey değil.


Google’dan şikayet etmek isterseniz: tık 

Daha fazla bilgi edinmek isterseniz: