Martı Yayınları
Çeviri: Selim Yeniçeri
448 sayfa
“Hayat bir piyondur: Şanslı olan kazanır, şanssızlar ise
Tanrı’nın Unutulan Çocukları’dır”
Bu sözü arkadaşıma attığımda, sanırım o biziz dedi. Biz hem
tanrının unutulan çocuklarıydık hem de Oblomov taslağı. Biz,
hissettiklerimizdik.
Kitaptakiler ise bize hissettirenlerdi.
Tanrı’nın Unutulan Çocukları ödüllü kitaplardan biri ama ben kış
okuma şenliğindeki tanrı kategorim için okudum.
Daha ilk sayfada kitabı Suskunlar’a benzettim. Bu sevmemde
önemli bir etken olmuş olabilir.
Kitapta çok fazla detay vardı. Bu benim için tatmin ediciydi.
Kışın ortasında yazı hissetim. Terledim. Sıcağa söylendim. Hoşuma giden
ayrıntılardan biri Charlie’nin tuvalete gitmesiydi. Benim için önemli bir
ayrıntı ve gerçekçiliği arttırıyor. Çoğu kitapta kahramanlar tuvalete gitmez
çünkü onlar insan değiller(?).
Sonu tahmin edilebilirdi ama bu büyük bir problem teşkil
etmiyor. Çünkü kitap durum öyküsü gibi, Charlie ve Jasper Jones’un hayatından
bir kesit.
Kitabı Uçurtma Avcısı’yla karşılaştırmışlar ve sönük kaldığını
iddia etmişler. Ben ikisinin de başarılı romanlar olduğunu düşünüyorum ama beni
daha çok etkileyen Tanrı’nın Unutulan Çocukları oldu.
“Kaybedecek ne kadar çok şeyin varsa, savaştığında o kadar cesursun demektir.”
“Cesur olmak benim için daha zordu. Her şeyi hazmetmek, omuzlarımı dik tutmak, yumruklarımı sıkmak benim için daha zordu. Sanırım ne kadar az kasınız varsa, ne kadar fazlasını bilirseniz, dayağa ne kadar dayanabilirseniz, bu sizi o kadar çok geri tutuyordu. Sıkletiniz düştükçe, daha sık dayak yiyordunuz. Daha fazlasını savundukça, arkanıza bakmadan ilerlemeye devam etmeniz o kadar zorlaşıyordu.”
“Bütün hayatınızı içinde bulunduğunuz tünelin karanlığında ve mumun ışığında gidip gelerek, mağaranın sonundaki gerçek ışığa yönelmek yerine her seferinde o küçük yalanda teselli bularak geçirdiniz.”
“Kendimi bildim bileli başımın çaresine baktım. Yemek, giysi, barınak, her şey. İnan bana kaç yaşında olduğun fark etmez. Herkes yaşlanır. Herkes bir meslek öğrenebilir, vergilerini ödeyebilir ve bir aile kurabilir. Ama bu büyümek değildir. Asıl önemlisi dünyan sarsıldığında nasıl davrandığın ve etrafında neleri ne kadar görebildiğindir.”
“Bazen burada oturup her şeyi izlerken, evrendeki en küçük toz zerresiymişim gibi hissediyorum. Bir hiçmişim gibi. İnsan kendini yalnız hissediyor ama bu aynı zamanda mutlu da ediyor.”