40
Yapı Kredi Yayınları
Çeviri: Kâmuran Şipal
104 sayfa
|
Knulp’ı İstiklal’deki YKY’den almıştım. Arka kapaktaki “Tüm
yaşamı yollarda geçen ve yine yollarda sona eren bir göçebenin hikâyesi.” cümlesiyle
kitabı seveceğimi düşünmüştüm. Gezmeyi seviyorum ben de, değişik şehirler,
ülkeler görmek beni mutlu ediyor. Erasmus’ta sıkıntılı zamanlarım olmuştu ama
trene binip soluğu başka bir şehirde almak gerçekten harikaydı. Buna rağmen
evde olmayı da çok seviyorum. Arkadaşıma göre hala evde durmaktan hoşlanan tek
ben kalmışım. Koronanın verdiği stres, üzüntü dışında bu süreç bana merak ettiğim
bir sorunun cevabını verdi. Canım dışarıya çıkmak istemediği zamanlarda evden
çıkmadan hayatıma devam edebilir miyim diye düşünüyordum. Edebilirmişim.
Kitaba dönecek olursak, Hesse’nin kalemini gerçekten seviyorum.
Betimlemeler sayesinde kendimi Knulp’la sarı buğday tarlaları boyunca aheste
aheste yürürken ya da serin bir ceviz ağacı altında uzanıp dinlenirken buldum.
Ceviz ağacının yaprağının kokusunu da pek severim.
Kitap Knulp’a dair öykülerden oluşuyor ve sonunda Hesse’nin
ölümünden sonra bulunan Knulp’la ilgili yazılar da var. Knulp yerleşik bir
hayatı olmayan, göçebe, insanlarla iyi anlaşan, şen şakrak ve onları genelde
mutlu eden bir karakter. Hikâyelerde Knulp’ın maceralarını ve iç dünyasını
okuyoruz.
Kitabı sevdim. Hayatın bir amacı, bu dünyaya gelmenin bir nedeni
olması gerektiğini düşürdüm –bu dünyada olma nedenimi keşfedememiş olmam da
beni üzerdi- ama belki de amaç olmak zorunda değildir ya da amaç hayatın
kendisidir. Belki de bütün mesele bir “şey” olmaktan ziyade kendin olmaktır. Bir
süre bu konu üzerinde düşünürüm artık. Knulp’ın Tanrı’yla olan konuşmasından
bir alıntıyla bitirelim o zaman postu: “Her
şeyin hayırlı bir yol izleyip olması gerektiği gibi olduğunu, hiçbir şeyin
başka türlü olamayacağını gerçekten göremiyor musun?”
“Her şey güzeldir kısaca, yeter ki uygun saati
yakalayıp bakalım ona.”
“İnsanlar arasındaki ilişkilerde saklı acıyı henüz
tatmamış, kendilerini birbirine bağlayan bağ ne kadar sıkı olursa olsun iki
insan arasında her zaman bir uçurumun var olduğunu, bunu ancak sevginin, o da
zaman zaman oluşturacağı geçici bir köprüyle aşabileceğini henüz yaşamamıştım.”
“…düşündüğü gibi davranmıyor kimse, attığı her
adımı aslında hiç düşünüp taşınmadan, o anda canı nasıl istiyorsa öyle atıyor.”