Bu sene tiyatro sezonunu Kendi Gök Kubbemiz ile açtım. Vizeler
bitince kendimi ödüllendirmek istedim, böylece hala bilet olanlardan seçim
yaptım.
Arkadaşlarıma teklif ettim ve Aslı benimle gelmeyi kabul etti.
Kendisi edebiyatla pek ilgili değil, o yüzden konusunu sevip sevmeyeceğinden
emin olmadığımı söylediğimde, bana önemli olanın beraber vakit geçirmek
olduğunu söyledi. İyi ki var, iyi ki dünyada güzel insanlar var.
![]() |
| Kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr/DevletTiyatro/oyundetay/2448?a=kendi-gok-kubbemiz-yahya-kemal |
Oyundan bir gün önce Yahya Kemal’in Kendi Gök Kubbemiz eserini
okumaya başladım ve oyun öncesi de bitirdim.
Oyunu Mecidiyeköy Stüdyo Sahne’de izledik, biliyorsunuz yeni
açıldı ve sahneyi hiç beğenmedik. Koltuk numarası yok, sıra olarak salona
giriyorsunuz. 50 dakika önce binada bulunmamıza rağmen sıra vardı. Sahne
zeminde ve amfi sistemi kullanılmamış, sanırım sadece üç tane basamak var,
basamakların arka sıralarında oturanların sahneyi göremediklerine eminim.
Ayrıca salon aşırı sıcaktı.
![]() |
| Kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr/DevletTiyatro/oyundetay/2448?a=kendi-gok-kubbemiz-yahya-kemal |
Oyuna gelirsek, Yahya Kemal’in son gecesini konu alıyor. Öncelikle
dekor çok güzeldi. Okday Korunan’da başarılı bir performans sergiledi, Yahya
Kemal’in bilmediğim yönlerini öğrendim. Aralara serpiştirilen şiirleri sevdim.
Edebiyat ve şiir severler için güzel bir oyundu ama eğer uzaksanız biraz sıkıcı
olabilir. Oyun bana bile zaman zaman durağan geldi.
Yahya Kemal’den bir dörtlükle bitirelim o halde yazıyı:
“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”


