![]() |
76
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
182 sayfa
|
Bu yaz Sunay Akın’ın programını izleme fırsatım oldu. Canlı
izleyince ayrı sevdim ve İş Bankası’nın kitapevinde dolaşırken Kırdığımız
Oyuncaklar’ı almaya karar verdim. Bilirsiniz ki oyuncakları hala pek severim.
Kitap aslında Sunay Akın’ın konuşması gibi ilerliyor. Bir
konuyla başlıyor, oradan başka konular geliyor, ilk konuyla son bulabiliyor.
Aslında izlerken çok keyifli ama okurken ben konuların daha sistematik bir
biçimde ilerlemesini seviyorum.
Kırdığımız Oyuncaklar’da her bölüm bizi farklı kişilerin ve
oyuncakların hikayesine götürüyor. Güzel bilgiler öğretiyor, hepsi aklımda
kalmaz muhtemelen ama heybemizdekilerle yola devam edelim.
“Kış,
beyaz bir oyuncaktır çocukların ellerinde. Karın yağmadığı, saçakların buzdan
dişlerini takmadığı bir kış mevsimi, oyuncaksız bir çocuk odasından farksızdır.”
“Yaşamın
katılığı, kirliliği karşısında bir ada ararız sığınacak… Sanço Panço, bir ada
bağışlayacağı umuduyla koşmamış mıdır Don Kişot’un ardından?..”
