dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2016 Pazar

29) DANS EDEMEYECEKSEM BU BENİM DEVRİMİM DEĞİLDİR - EMMA GOLDMAN

Agora Kitaplığı
Çeviri: Necmi Bayram
138 sayfa

Kitabın yorumuna geçmeden, bu kitapla birlikte kış okuma şenliği listem –okuyabildiğim kadarıyla- tamamlanmış oluyor. Puan hesabım için: TIK

Emma Goldman 19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl başlarında yaşamış feminist ve aynı zamanda anarşist bir kişiliktir. Yaşamı ve düşünceleriyle ilgimi çeken Emma Goldman’ın kitabına Tüyap’ta rastlamıştım.

Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir aslında karma bir kitap. Konuşmalarından, makalelerinden örnekler var. Emma Goldman’ın evlilik, aşk, kıskançlık, anarşizm, kadınlar, vatanseverlik, ateizm gibi konularda görüşlerini okuyoruz.

Özgürlüğü özellikle kadın özgürlüğünü konu alan Kızıl Emma bu konuda bazı çözümlemeler yapıyor.

Kitap biraz konuya hakim olunarak okunmalı ya da yeri geldiğinde küçük araştırmalar yapılarak –benim gibi- :D

İyi okumalar :D

“Bugün dünyada ne özgürlük var, ne de güvenlik: Zengin olsun yoksul olsun, toplumsal statüsü yüksek ya da alçak olsun, hiçbir insan, dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir.”

“’Mülkiyet’, şeyler üzerinde hakimiyet kurarak başkalarının bu şeyleri kullanmasına izin vermemektir.”

“Camdan kalelerine çekilenler, oradan bakıp başkalarına taş atmakla hata ediyorlar, oysa camdan kaleler de incedir ve kolay kırılır.”


“Biz Amerikalılar, barışsever bir halk olarak geçiniriz. Kan dökülmesinden nefret eder, şiddetten rahatsız oluruz. Gene de uçan makinelerden, savunmasız bir şehir halkı üzerine dinamit bombaları atma ihtimali bizde haz spazmları yaratır. Ekonomik gereklilikten dolayı, sanayi patronlarından herhangi biri üstüne, kendi hayatını tehlikeye atan bir girişimde bulunan herhangi bir kişiyi asmaya, elektrikli sandalyeye oturtmaya ya da linç etmeye hazırızdır. Kalplerimiz Amerika’nın, dünyanın en güçlü milleti olması; en sonundaysa, diğer bütün milletlerin enselerine kendi demir ayaklarını çakacağı düşüncesinin gururuyla çarpar.”