| 81
Tübitak
Çeviri: Ülker İnce
662 sayfa
|
Şimdi size bir kötü ve bir iyi haber vereceğim: Vize haftam bu
cumartesi başladı ve uzun süreli okumalarımdan biri olan Tüfek Mikrop ve Çelik’i
bitirdim. Haydi, iyi olana odaklanalım ve postumuza başlayalım. :D
Tüfek Mikrop ve Çelik, Yali adlı Yeni Gineli bir siyasetçinin
sorusuyla ortaya çıkıyor: “Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var,
bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve biz siyahların kendi kargosu neden bu
kadar az?” (Kargo: “Beyazlar geldiler, merkezi yönetimi getirdiler, çelik
baltalardan, kibritten, ilaçtan giyim kuşama, meşrubata, şemsiyeye kadar
çeşitli mallar getirdiler: Yeni Gineliler bu malların değerini hemen anladı.
Yeni Gine’de bütün bu malların hepsinin toplu adı “kargo” idi.”)
Daha önce insanlık tarihine dair Sapiens’i okumuştum. İkisini
kısaca karşılaştırmam gerekirse Sapiens kolay okunan, daha basit popüler bir
kitapken; Tüfek Mikrop ve Çelik dili yalın olmasına rağmen çok daha fazla bilgi
barındırdığından dikkatlice okunması gereken bir kitap.
“Gazeteciler
yazarlardan koca bir kitabı bir tek cümleyle özetlemesini isterler her zaman.
İşte bu kitap için o cümle şu: “Tarih farklı halklar için farklı yönde gelişti
ama bu çevresel farklardan dolayı böyle oldu, o halkların biyolojik
farklılıklarından dolayı değil.”
İnsanlık tarihi çok bilgimin olduğu bir alan değil, o yüzden kitabın
içeriğindeki bilgileri eleştirel bir biçimde değerlendiremediğimi belirtmem
gerek. Benim için başarılı bir kitaptı. İlginç şeyler öğrendim umarım aklımda
kalır. Mesela nohutun yaban atasının sadece Türkiye’nin güneydoğusunda
bulunduğunu biliyor muydunuz? Uzun bir zamana yayarak okudum, son 100
sayfasında biraz bunalmıştım kabul ediyorum.
İnsanlık tarihi ilginizi çekiyorsa, Tüfek Mikrop ve Çelik’e şans
vermelisiniz.
Kitaplı günler!
“Çağdaş
dünyayı fetihler, salgın hastalıklar ve soykırımlar yoluyla biçimleyen şey eşit
olmayan halklar arasındaki karşılıklı ilişkilerin tarihidir.”
“Bilgi
güç demektir. Bu yüzden de yazı, çok daha uzak ülkelere ve çok daha eski
zamanlara ait çok daha fazla bilgiyi çok daha sağlıklı ve çok daha ayrıntılı
bir biçimde aktarma olanağı verdiği için çağdaş toplumlara güç kazandırır.”
“Çoğu
kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil.”