Kar temalı yazılar görünce benim de içimden hemen yazmak
geldi. Eveeet, kar Trakya’ya ulaştı! :D
Mevsim başlangıcından beri karın yağmasını bekliyordum. Perşembe
günü hava durumu köyde kar yağacağını gösterince çok heveslenmiştim, gidecektik
ama maalesef ki yağmamış. Ertesi gün de yağmaz diye düşünmüştüm –hatta ben
yokken İstanbul’a kar yağması biraz kalbimi kırdı-. :D
Cuma gecesi odamda dizi izliyordum. Bu sıralar fazla dizi
izliyorum. Dienchantment’ın izlemediğim
bölümlerini, Anne with an E’nin son sezonunu, Atiye’yi ve Sex Education’un 2. sezonunu
izledim. Babamın seslenmesiyle karın başladığını gördüm. Pijamaların üstüne
mont giyip, şal-şapka-eldiven üçlüsüyle babamla birlikte kendimizi dışarı attık.
Kar küresinin içinde olmak gibiydi, lapa lapa kar yağıyordu. Biz
ilk dışarı çıkanlardandık, sonra etraf kalabalıklaştı.
Kar yağarken sanki bütün sorunlar bir süreliğine siliniyor –ya da
üstü karla kaplanıyor- gibi hissediyorum. Kısa da sürse dünya bembeyaz oluyor.
Kar yağdığı zaman anı hissedebiliyorum. O dakika yağan karın altında
duruyorum ve kar tanelerinin elime konuşuna gülümsüyorum. Kendi kar küremde
olduğum düşüncesi hoşuma gidiyor.
Kar yağışı bir saat kadar sürdü. Bugün genelde buza dönmüşlerdi,
ilerleyen saatlerde çoğu eridi. Yine de bize büyülü bir gece armağan etti.
