![]() |
51
Doğan Kitap
Çeviri: Eren Yücesan Cendey
358 sayfa
|
“Ne çok
yol var dünyada, ne çok engel ve yokuş, ne çok hoş iniş. Kendimizi bir umut
kulesine kapatmalı ve orada kalmalıyız, çünkü yaşadıkça zedeleniyoruz.”
Parıltı’yı okumaya başlamam Pride haftası civarlarına denk
geldi, tesadüftü ama hoş oldu. Böyle rastlantıları severim.
İlk defa Mazzantini okudum. Parıltı bana sıcak, sarı bir İtalya
havasını ve içerdiği o bunalmış sızıyı hissettirdi. Konum olarak sadece İtalya’da
geçmedi, mevsim hep yaz kalmadı ama bana verdiği his değişmedi. Londra
yağmurunda veya Yunanistan melteminde de güneşin kavrukluğu ve iç sızısı vardı.
Kitap iki oğlanın beraber büyümesini, arkadaşlığını, birbirlerine
olan aşkını anlatıyor. İtalya’dan Yunanistan’a, İngiltere’ye uzanan bir hikaye…
Toplumun kurallarına hatta kendi yaşadıkları hayata aykırı bir şekilde büyüyen
bir sevgi… Ayrıca ebeveynlik hatalarına da değinmiş yazar.
Herkes sever mi kitabı bilmiyorum. Ben konusunu da yazarın
kalemini de etkileyici buldum.
Nefretin değil, sevginin hakim olduğu bir dünya dileğiyle…
Not: Arka kapak yazısı resmen özet niteliğinde. Kitap hakkında
fikir vermekle yetinmeleri gerekirken, olayların gelişimini ve sonunu dahi
anlatmışlar. Spoilersız okumak istiyorsanız, arka kapağı es geçin.
“Kendime
doğru bir adım atıyorum. Kendi bedenime sığınıyorum. Hayatta kaç adım atacağım
kendime doğru?”
“Hayatın
en iyi yanı yaşayamadığımız yanıdır Guido.”
“Çok iyi
biliyordum ki sevgi hiç beklemediğin anlarda gelen lokmalarla beslenir,
direnmeni sağlayan, dişlerinin altındaki hasrettir.”
“Önemli
yolculuklar için kestirme yollar yoktur. Geniş dönemeçler kader küreleridir,
pek çok atın düşürdüğü naldır.”
