oğuz atay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oğuz atay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2020 Çarşamba

TEHLİKELİ OYUNLAR - OĞUZ ATAY

13
İletişim Yayınları
480 sayfa


“İnsan korktuğu halde yaşıyor. Bir şeyler yapmak istediği için, korkunun gölgesinde kendini oradan oraya vuruyor. Çok acıklı durumlara düşüyor insan, dostlarım!”

Oğuz Atay kitapları hakkında yazmak beni her zaman zorluyor. Keşke hissettiklerimi, düşüncelerimi aktarabilmek için kelimeleri kendisi gibi kullanabilsem. Belki o zaman anlatmak daha kolay olurdu.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’dan okuduğum üçüncü kitap. Biraz Tutunamayanlar’a benzer, bir nevi devamı gibi. İki kitapta da kendimden parçalar buldum. Hikmet’le ortak noktalarımız daha bile fazla olabilir. Benzer kafa karışıklığını taşıdığım, içsel dünyama daha dönük olduğum için karakterleri anlayabiliyorum.

Cansu’yla birlikte okuduk kitabı. Zamana yayarak, sindirerek, düşünerek…

Kitabın sonunda Tehlikeli Oyunlar Üstüne diye bir kısım var, değişik fikirler okumak ve kitaba farklı yönlerden de bakmak için güzel olmuş. Oğuz Demiralp’ten bir alıntı bırakayım: “İsa simgeseli billurlaşıyor. Hikmet Benol-Hüsamettin Tambay- Nurhayat Hanım: İşte kutsal üçgen.”

“İnsan nasıl kaybolabilir? Kimseye görünmeden bir yerden çıkıp gitsem. Bir köşede ölüp kalsam sonra da.”

“Bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.”

“Bir türlü sonuna gidemiyorduk rüyalarımızın. Korkuyorduk. Korkuyordum. Hayallerinde bile korkar mı insan?”

“Bazı insanların, bazı şeylere hiç hakları yoktu: ne var ki, insanlar da en çok, bu hiç hakları olmayan şeyleri yapıyorlardı.”

“Bizi biz olduğumuz için sevmezler; sağlam olalım.”


15 Eylül 2017 Cuma

84) KORKUYU BEKLERKEN - OĞUZ ATAY


İletişim Yayınları
196 sayfa


Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay’ın tek hikaye kitabı ve içinde sekiz hikaye barındırıyor.

Kitap ismini, aynı isimli hikayeden almış ki benim favorilerimden biri kendisi. Korkuyu Beklerken’le birlikte, Unutulan’da benim için üst sırada yer alıyor. Kitabı okumadan önce, Unutulan hikayesinin kısa filmini izlemiştim. Eğer izlemek isterseniz: tık

Korkuyu Beklerken, benim için hikayelerden oluşan Tutunamayanlar gibiydi.

Okurken önsözü sakın es geçmeyin. Önsözün kitabı, Oğuz Atay’ı çok iyi anlattığını düşünüyorum.

Not: Kitabı Kitap Eylemi ile okuduk, şu anda blogunda çekiliş var, katılmak isterseniz ismine tıklamanız yeterli.

“Seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?”

“Yalnız yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.”

“İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı.”

“Yalnızlığa dayanmanın en önemli şartı, her şeye karşı hazırlıklı bulunmaktır.”

“Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi.”

“Hep kötü olaylar, can sıkıcı yaşantılar tekrarlanıyordu; güzellikler, bir kere görünüp kayboluyordu.”


“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”


Fotoğraf: Saraybosna / Bosna - Hersek


27 Nisan 2017 Perşembe

30) TUTUNAMAYANLAR - OĞUZ ATAY


İletişim Yayınları
724 sayfa


Tutunamayanlar, çok uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Hakkında sayısız yazı, makale okudum. Çünkü Tutunamayanlar üzerinde ne kadar yazılıp çizilse de tükenmeyecek bir roman. Birikimli bir okuyucu istiyor…

Şu anda size bu kitabı anlatabilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.*

Tutunamayanlar’ı iki aylık bir sürede okudum. Garip tesadüfler yaşadım. Arkadaşlarımla bugün konuştuğum konuları, ertesi gün okurken kitapta buldum…

İçinde Kafka’nın Dava’sından tutun da Goethe’nin Palto’suna, James Joyce’un Ulysses eserine kadar her şey var. İsa var. İroni, mizah, hiciv, imge var. Selim Işık, Turgut Özben var. Olric var. Aydın kesim var.

İyice anlayabilmek, içselleştirmek için tek sefer okumanın yetmeyeceği kanaatindeyim.

İşaretlediğim çok fazla cümle, paragraf var… Bazıları:

“Evinizde Türkçe bir şey kalmamıştı. Bana anlayış gösterecek yerde büfeyi gösterdin.”

“Kendini çözemeyen kişi, kendi dışında hiçbir sorunu çözemez.”

“Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim.”*

“Dünyaya bir daha gelişinde
Çocuk ve korkusuz yaşamak isterdi sürekli.
Büyümek, yalnız tutunanlara gerekli.”

“’Önce Kelime vardı,’ diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce Yalnızlık vardı. Ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık.”

“Benim için bütün oyunlar, romanlar, hikayeler herkesin anladığından başka bir anlam taşıyor. Bütün hayat, bütün insanlık bu kitaplarda anlatıldı, bitirildi. Yeni bir şey yaşamak, yeni bir kitap tanımak oluyor benim için.”

“Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok.”

“İnsan Kafka’yı okuyamazsa… bitiktir işi. Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşun kalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım.”


Not: İngilizce’ye de –sanıyorum ki bu yıl- Sevin Seydi tarafından çevrilmiş: The Disconnected