türk kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2019 Pazartesi

NARNIA GÜNLÜKLERİ SERİSİ - C. S. LEWIS



Narnia Günlükleri serisini sonunda bitirdim! Hatırlarsanız, müzikaline gitmeden önce seriyi okumaya başlamıştım. Araya başka kitaplar da sokunca bitmesi zaman aldı.

Yazarımız C.S. Lewis yakın arkadaşı Tolkien’le birlikte 2. Dünya Savaşı’nı anlatma kararı almış. Böylece Narnia 1949 ve 1954 yıllarında kaleme alınmış.

Seride Türk kültüründen esintiler olduğunu biliyor muydunuz? Mesela kitaptaki Aslan’ın adının çeviri değil, orijinalinde de Aslan olması, Edmund’un Türk lokumu yemesi, Tash(Taş) diye bir karakterin varlığı…

Türk lokumunun seçilmesinin nedeni, yurtdışında kıvamının tutturulamaması ve savaşın getirdiği yokluk olarak açıklanmış.

Narnia Günlükleri’ni genel olarak sevmeme rağmen bana göre bile çocuksuydu. Aslında yaratılan dünya, imgeler güzel ama daha fazla betimleme, daha karmaşık olaylarla seri zenginleştirilmeliydi. Yazarın araya girip açıklama yapmasından da hoşlanmadım. Bu durum sizin hikayeye kapılmanızı önlüyor ve kitabın dışında hep bir okuyucu olarak kalıyorsunuz.

Garip de olsa, filmleri kitaplardan daha çok sevdim. Kitaplar fazla basitti.

Seriyi okurken aldığım küçük notları ve alıntıları bırakıyorum aşağıya.



23) Büyücünün Yeğeni / İlk kitap (136 sayfa): Narnia’nin nasıl kurulduğunu ve Cadı’nın Narnia’ya nasıl gittiğini anlatıyor. Evrenin şarkıyla kurulması aklıma Silmarillion’u getirdi.

“Ey Ademoğulları, size iyilik yapacak şeylere karşı nasıl da kendinizi kapatıyorsunuz!”

“Herkes istediğini elde eder; fakat bu her zaman hoşlarına gitmez.”

“Bir şey kötüye gitmeye başlarsa, bir süre için her şeyin daha da kötüye gittiğini görürsünüz; fakat o şey yeniden iyi gitmeye başladığında genellikle her şey çok daha iyi olur.”

24) Aslan, Cadı ve Dolap / İkinci kitap (126 sayfa): Asıl bildiğimiz macera bu kitapla başladı. Peter, Susan, Lucy ve Edmund Narnia’yı keşfettiler.

“Gerçeklik nereden baktığına bağlıdır.”

25) At ve Çocuk / Üçüncü kitap (149 sayfa): Denizde bulunan bir köle çocuğu anlatıyor. Ana dörtlümüz arka planda.

“Asla canınıza kıymayın. Çünkü yaşarsanız şansınız açılabilir. Oysa bütün ölüler birbirine benzer.”

“Çünkü kral olmak şu demektir: Her umutsuz saldırıda en önde olmak ve her umutsuz geri çekilişte en arkada olmaktır. Ve ülkede açlık olduğunda (kötü geçen yıllarda arada bir olacağı gibi), iyi giysiler giyip fakir bir sofrada, ülkedeki herhangi bir adamdan daha yüksek sesle gülmektir.”

26) Prens Caspian / Dördüncü kitap (150 sayfa): Bu kitap ve sonrasındakiler benim için biraz hüzünlü.

27) Şafak Yıldızının Yolcuğu / Beşinci kitap (163 sayfa): Deniz yolculuklarını sevenler, keyif alacaktır. Uzun bir yolculuk kitabı.

28) Gümüş Sandalye / Altıncı kitap (153 sayfa): Ana kahramanlarımız tamamen değiştiğinden tereddütle okudum, fena değildi ama ilk dörtlü benim için daha özel.

29) Son Savaş / Yedinci kitap (135 sayfa): Platon’a bağlanması güzeldi.

🌸🌸🌸

Kitaplı ve büyülü günler dilerim! Hayal gücümüzü kaybetmeyelim, belki bir gün biz de dolabımızdan başka bir dünyaya geçebiliriz!