yerli roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yerli roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2019 Pazartesi

KARANLIK KÖY - GÜRGEN ÖZ

38
Yitik Ülke Yayınları
266 sayfa


ÇOK KORKTUM ARKADAŞLAR, GERÇEKTEN GERİLDİM! Benim gibi korkak biri için korku kitabı okumak niye? Kendime bunu sordum ama zaman zaman korkmayı mı seviyorum yoksa?

Son yazmam gereken cümleyle postuma başladığım günden merhaba! Dün Yaprak Öz’ün kardeşi ve aynı zamanda oyuncu olan Gürgen Öz’ün Karanlık Köy romanına başladım. Yaprak Öz’ün Şeytan Disko’sunu okumuştum hatırlarsanız ve beni korkutmamıştı, her şey yerli yerindeydi. Bu nedenle Karanlık Köy hakkında da aynı şeyi düşünüyordum.

Kitaba sabah başladım, geceye kadar biter ya da gece okumam diye düşündüm ama tabii ki planlarım sadece Tanrı’yı güldürmüş olmalı. Heyecanlı bir noktada kaldığım için kitaba gece devam ettim ve kendi kendime korktum.

Konusuna bakacak olursak, kahramanımız Murat ve kameramanı Kerem Sümela Manastırı’na belgesel çekmeye gidiyorlar. Rehberleri Serhat sayesinde, o bölgede yer alan, Karanlık Köy diye isimlendirilen, bir gecede Rumların ve Türklerin birbirini öldürdüğü terk edilmiş köyden haberleri oluyor. Belgesellerine bu köyü de eklemek istiyorlar. Olaylar gelişiyor.

Korku filmlerine aşina olanların okurken korkacağını sanmıyorum çünkü konu aslında klasik, sadece daha fazla yerel unsurlar barındırıyor.

Karanlık Köy akıcı bir roman ama Gürgen Öz’ün kalemi biraz acemi geldi bana. Diyaloglarda bir ders verme havası vardı, “abi” gibi hitapları günlük konuşmaya benzetmek için sıkça kullanmış olabilir diye düşündüm. Diğer dikkatimi çeken nokta kitapta bolca yemek yendi, yemek muhabbeti yapıldı, ülkece midemize düşkünüz. Seviyorum bu huyumuzu. :D

Karanlık Köy aynı zamanda Gezi’ye, basındaki sansüre de değinmiş. Gürgen Öz, Davranış Psikolojisi ve Farkındalık Teknikleri üzerine çalışmış ve bunun etkisini kitapta görmek mümkün.

Son satırları okuyup kapağı kapattığımda, aklımda hala soru işaretleri vardı. Net sonları daha çok seviyorum.

İşte böyle sevgili blogdaşlar, korku türü okumayı seviyorsanız şans verebilirsiniz ama alışkın olduğunuz için korkmayabilirsiniz de! Bu ikircikliğin çözümünü size bırakıyorum.

“Tarihteki kötü olayları hafızalarından silmek için insanlar yerlerine yeni şeyler uydururdu. Hurafeler, hikayeler…”

“Adeta gerçeküstü bir durum, bir anormali yaşıyoruz ama artık bu bizim normalimiz haline gelmiş, kanıksamışız yani bunu. İçinde kaybolmuşuz anlıyor musun?”