ahmet cemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet cemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2019 Pazartesi

BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU - STEFAN ZWEIG


13
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Ahmet Cemal
62 sayfa

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nu okumaya sevgili Birpembesever’in yorumuyla karar verdim. Vizelerin bitmesiyle memlekete dönerken de yolda bitirdim.

Kitap annesinden sevgi görmeyen küçük bir kızın, karşı dairede oturan yazara ‘aşık’ olmasını anlatıyor. Adını öğrenemediğimiz karakterimiz büyümesine rağmen bu aşkı hiç solmuyor ve en sonunda yazara her şeyi anlatan bir mektup yazıyor: “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” İşte kitabımız bu mektuptan oluşuyor.

Diğer okuduğum Zweig eserlerine göre bir tık daha iyi olsa da, yıldızımın hala yazarla barışmadığını söylemeliyim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu yazardan okuduğum üçüncü kitap ama hala seçtiği konuları sevmiyorum. Karakterimizin yaşadığı duygunun aşktan çok hastalıklı bir tutunma hali olduğunu düşünüyorum. Bence çıkarılması gereken ders, insanlar eğer çocuklarına gereken özeni veremeyeceklerse, dışarıda sevgi aratacaklarsa anne baba olmasınlar. Yazık.

Zweig biyografileriyle ünlü olduğu için belki ileride bir biyografi kitabını okurum… Belki… İleride…

“Yalnızca seninle konuşmak istiyorum. Sana ilk defa her şeyi söylemek istiyorum; bütün hayatımı bilmelisin, o hayat ki, hep senindi ve sen onu asla bilmedin.”

“…çünkü daracık hayatları olanlar, kapılarının önüne gelen her yeni karşısında meraka kapılırlar.”

“Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.”

“Senden elimde senden elimde tek bir satır yok şu son saatlerimde, hayatımı vermiş olduğum insandan tek bir satır bile yok. Bekledim, çaresizlik içinde kalmış biri gibi bekledim. Ama sen beni çağırmadın, tek bir satır yazmadın … bir tek satır bile…”



29 Aralık 2016 Perşembe

84) SATRANÇ - STEFAN ZWEIG

kağıt salıncak, kitap

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Ahmet Cemal
83 sayfa


Zweig, okumak istediğim yazarlardan biriydi ve bu yıl okuduğum 49. Kitap ona ait.

O yazımda da söylediğim gibi, Zweig kitaplarına Satranç’la devam ettim. Karşınızdayım. 😇

Yazar, Goethe’nin “klasik öykü kuramına” bağlı kalmış ve bu kuramın temel koşulu olan “duyulmadık bir olayın sanatsal düzlemde işlenmesi” ilkesiyle Satranç’ı yazmış. (bknz: sonsöz)

Kitap, bence yazarın hayatından da parçalar taşıyor. İkinci Dünya Savaşı gibi, Gestapo gibi… Ayrıca intihar etmeden önce yazdığı son eseridir. Bir günde okunuyor, hatta tek oturuşta bitirilebilir ancak malum final haftam.

kağıt salıncak, kitap yorumu


Satranç’a başlamadan önce, konusu hakkında fikrim yoktu. Arka kapağını da okumamışım. Farklı bir konu bekliyordum. Zweig konusunda yüksek umutlarım oluyor ama beklediğimden daha değişik şeylerle karşılaşıyorum.

Kitap aynı zamanda alegorik bir eser. Kişilerin, ülkeleri temsil ettiğini düşünüyorum.

Sonuç olarak, ‘Zweig ne yazsa okurum’ tarzı okurlar arasına katılamıyorum ama yine de eserlerini okumaya devam edeceğim.

Not: Yılın son kitabı da Satranç olacak gibi görünüyor. 😊

“… çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir.”

“… bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.”

“Anlaşıldığı kadarıyla beynimizde düzenleyici işlev gören esrarlı güçler var ve bunlar ruhu rahatsız edici ve tehlikeye sokucu şeyleri kendiliğinden devre dışı bırakıyor…”