almanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
almanca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2017 Cumartesi

19) BABAYA MEKTUP - FRANZ KAFKA

kağıt salıncak, iş bankası

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Regaip Minareci
57 sayfa



Kafka okumaya Milena’ya Mektuplar’la başlamıştım. İç dünyasını anlamaya çalışmıştım. Romanlarını okurken, mektuplarıyla başlayarak doğru karar vermiş olduğumu düşündüm.

“Bu arada özünde iyi kalpli ve yumuşak bir insansın (…) ancak her çocuk iyiliği bulana kadar arama kararlılığına ve cesaretine sahip değildir.”

Şimdi diyorum ki, keşke önce Babaya Mektup’u da okusaymışım. Babasıyla arasındaki ilişki ‘iyi’ değil, biliyorum ama ruhunu bu kadar etkilemiş olduğunu düşünmemiştim.

“Huysuz, dikkatleri dağınık, söz dinlemeyen çocuklar olmuştuk, çoğunlukla içimize doğru olmak üzere aklımız sürekli kaçıştaydı.”

Kafka’nın babasına yazdığı 57 sayfalık mektubu ona hiç verememiş.

Şimdi bu mektubu okuduktan sonra, eserlerini daha iyi anladığımı düşünüyorum. Dönüşüm’deki aileyi, Dava’daki mahkemeyi, babasının Kafka üzerindeki etkisini, yabancılaşma kavramını…


“Cimrilik derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir.”

Bu mektup Kafka’yı daha iyi tanımak için, birinci ağızdan okuyabildiğimiz bir nimet. Ayrıca her ebeveynin –Kafka sevsin ya da sevmesin- bu mektubu okumasını isterdim.

“Yazdıklarımın konusu sendin, öyle ya, senin göğsüne yaslanıp yakınamayacaklarımdan yakınıyordum orada yalnızca.”

Sonuç olarak, eserlerini okudukça Kafka’yı seviyorum. Sevdikçe anlamaya çalışıyorum. Anlamaya çalıştıkça da daha çok seviyorum.


“Muhtemelen kalıtımsal olarak tembel değilim hiç, ancak yapabileceğim bana göre bir iş yoktu. Yaşadığım yerde dışlanmış, işi bitirilmiş, mahkum edilmiş, yenilgiye uğramıştım, başka bir yere kaçmaksa beni aşırı zorluyordu…”