![]() |
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Regaip Minareci
57 sayfa
|
Kafka okumaya Milena’ya Mektuplar’la başlamıştım. İç dünyasını
anlamaya çalışmıştım. Romanlarını okurken, mektuplarıyla başlayarak doğru karar
vermiş olduğumu düşündüm.
“Bu arada özünde iyi kalpli ve
yumuşak bir insansın (…) ancak her çocuk iyiliği bulana kadar arama
kararlılığına ve cesaretine sahip değildir.”
Şimdi diyorum ki, keşke önce Babaya Mektup’u da okusaymışım.
Babasıyla arasındaki ilişki ‘iyi’ değil, biliyorum ama ruhunu bu kadar
etkilemiş olduğunu düşünmemiştim.
“Huysuz, dikkatleri dağınık,
söz dinlemeyen çocuklar olmuştuk, çoğunlukla içimize doğru olmak üzere aklımız
sürekli kaçıştaydı.”
Kafka’nın babasına yazdığı 57 sayfalık mektubu ona hiç
verememiş.
Şimdi bu mektubu okuduktan sonra, eserlerini daha iyi anladığımı
düşünüyorum. Dönüşüm’deki aileyi, Dava’daki mahkemeyi, babasının Kafka
üzerindeki etkisini, yabancılaşma kavramını…
“Cimrilik derin mutsuzluğun
en sağlam belirtilerindendir.”
Bu mektup Kafka’yı daha iyi tanımak için, birinci ağızdan
okuyabildiğimiz bir nimet. Ayrıca her ebeveynin –Kafka sevsin ya da sevmesin-
bu mektubu okumasını isterdim.
“Yazdıklarımın konusu sendin,
öyle ya, senin göğsüne yaslanıp yakınamayacaklarımdan yakınıyordum orada
yalnızca.”
Sonuç olarak, eserlerini okudukça Kafka’yı seviyorum. Sevdikçe
anlamaya çalışıyorum. Anlamaya çalıştıkça da daha çok seviyorum.
“Muhtemelen kalıtımsal olarak
tembel değilim hiç, ancak yapabileceğim bana göre bir iş yoktu. Yaşadığım yerde
dışlanmış, işi bitirilmiş, mahkum edilmiş, yenilgiye uğramıştım, başka bir yere
kaçmaksa beni aşırı zorluyordu…”
