| 7
Yapı Kredi Yayınları
81 sayfa
|
Ne zaman İstiklal’deki Yapı Kredi Yayınları’na gitsem gözüme
değişik kitaplar çarpıyor ve denemeye karar veriyorum. Bazen onları okumam
gerektiğini hissediyorum, sanki kitap beni çağırıyormuş gibi; bazen konusu,
kapağı, adı ilgimi çekiyor… Bir Dükkânı Beklemek’de bu kitaplardan biri. Uzun
zaman önce aldığım için tahmini olarak adının ve kapağının ilgimi çektiğini
düşünüyorum. Okurken mütemadiyen kapak resmine bakıp, ateşte elimi ısıtmak
istedim.
Bir Dükkânı Beklemek 14 hikâyeden oluşuyor. Bu hikâyeler birbirine
benziyor ve aralarında bağlantılar var. Aslında birbiriyle bağlantıları olan hikâye
kitaplarını severim ama maalesef Bir Dükkanı Beklemek’ten çok hoşlanmadım. Aynı
cümlelerin değişik şekillerde tekrarlanması sıkıcıydı. Hayalle gerçek
arasındaki perdenin ortadan kalkması da bana pek hitap etmedi. Belki de ben
daha klasik tarzda durum hikâyeleri seviyorumdur.
Belirtmeliyim ki yazarın kalemi güzel, başka tarz yazmış olsa
memnuniyetle okurdum.
Sevgiyle ve kitapla kalın.
“Kaç
saattir yolda olduğumuzu, daha kaç saat yolda olacağımızı unuttuğumuz, umursamadığımız
bir zamandı. Hatırlamak ya da umursamak çaresiz kalıyordu; boşlukta yol alır
gibiydik, ilerleyip ilerlemediğimizi bile bilmiyorduk.”
“Dünyaları
önündeki çay bardağının içine atmıştı İlyas Usta, şıkır şıkır karıştırıyordu.”
“Yolu
bulamamaktan, eve dönememekten de korkuyordu. Korku bir insanın başına bir defa
gelir ömrünce, insan yolu bir defa bulamaz, eve bir defa dönemez.”
“Genç
kadın raftan seçtiği bir avuç kalemi denesin diye, düşüncelerini beyaz bir kâğıt
yaptı da kadının önüne koydu Ferhat Bey.”