17 Ağustos 2017 Perşembe

74) KAFESTEKİ KALP - KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

potkal kitap

Potkal Kitap
224 sayfa

Kafesteki Kalp yazarın ilk kitabı ancak ben yayınlanmış kitaplarını en yeniden eskiye doğru okudum.

Diğer kitapları hikaye iken, Kafesteki Kalp roman türündeydi.

Yazar, hikayeleri gibi romanında da ‘kadın’ı anlatmış. Olaylar evlilik teması çevresinde gelişiyor: çocuk gelinler, doğru kişiyi seçme, kuma problemi, şiddet… Bunların yanında eskiden ailelerin çocuklarını okutmaması, sosyal çevrenin uyguladığı baskı hatta anarşi ve darbeden bahsediliyordu.

Herkesin kendinden bir şey bulacağı geniş konu yelpazesi vardı ama… Kitap 3-4 sayfalık bölümlerden oluşuyordu, tam konuya kaptırmışken hemen bitiyordu. Bu yüzden üstünkörü geçilen konularda oldu. Keşke daha uzun olsaydı dediğim birçok bölüm vardı. Bazen de ‘ders verici’ kısımlar romanı kişisel gelişim türüne yaklaştırıyordu.

Bu ‘ama’larım, yazarın ilk kitabı olduğu için çok doğal. Hatırlarsanız, diğer iki kitabında hiç ‘ama’m yoktu.

Umarım dünya, yazarın tasvir ettiği gibi, kendine güvenen, mutlu olması için ne yapması gerektiğini bilen, hatalarını görüp düzeltebilen, ders alabilen, kendini ezdirmeyen kadınlarla dolar.

Yazarın Okuduğum Diğer Kitapları:

“Oysa bu ana kadar, hayatını kendi yazacağı kurguda başrol oynayacak bir oyuncu gibi düşünmüştü. Çok direnmişti başkalarının yazdığı kurgularda yardımcı oyuncu olmayayım diye.”

“Her şey zamanında yaşanmalı, sonra hep eksikliği duyulur kızım.”

“Aynaya baktığımızda bulduğumuz ile görmek istediğimiz arasında bir fark yoksa sorunda yoktur. Bu fark büyükse, yaşamda kabullenemediğimiz gerçekler var demektir. Asıl olan; aynaya bakma isteğimizin asla kaybolmaması ve aynada gördüğünü kabullenen kendisiyle barışık ve gözlerinde mutluluk ışıltısı okunan insanı orada bulmamızdır.”

“…yüreklerde sevgi bırakan insan hep mutlulukla hatırlanıyordu.”

“Biz insanlar aslında eksiklerimiz ve yaşayamadıklarımızla hep kaldığımız yerden yaşamaya çırpınan yaratıklarız.” 


14 Ağustos 2017 Pazartesi

73) BİR YAZ GECESİ RÜYASI - WILLIAM SHAKESPEARE

a midsummer night's dream

İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Özdemir Nutku
95 sayfa

 
Shakespeare'i ilk kez okuduğumda, tüm kitaplarını edinmek istemiştim. O dönem sadece 3 kitabını okuyabildim: Romeo ve Juliet, Hamlet, Venedik Taciri. Şimdi bu listeye Bir Yaz Gecesi Rüyası da katılacak. Kendisi Shakespeare’in erken dönem komedyalarından biri.

Geçen yıl, Cambridge Shakespeare Festival 2016’ya katılma imkanı bulmuştum. King’s Collage’ın bahçesinde, açık havada A Midsummer Night’s Dream’i izlemiştim. Konusu hakkında az biraz araştırma yaptıktan sonra, oyunu zavallı İngilizcemle anlamaya çalışmak zorlayıcıydı ama çok güzeldi.

king's collage garden

Bu nedenle kitabını okurken, oyun gözümde canlandı ve daha anlamlı bir hal aldı. :D

Bir Yaz Gecesi Rüyası dönemin perilere ve simgelere dayanan popüler oyunlarından biri. Metinde Mayıs Şenlikleri ve yaz dönümü gecesinden bahsediliyor. Bu gece -23 Haziran-, inanca göre büyülüymüş ve her şey olabilirmiş.

Bu oyun, Shakespeare’in en sevdiğim eserlerinden biri oldu. Keyifle okudum.

cambridge, united kingdom


“Okuduğum kitaplara, duyduklarıma göre,
Asla dikensiz olmazmış gerçek aşkın yolu”

“Aşk, basit ve değersiz şeyleri bile
Biçimlendirip onu değerli yapabilir.
Aşk gözleriyle değil, hayaliyle görür,
Ve kanatlı Cupid resimlerde bu yüzden kördür.”


“Niteliği değil, emeği değerlendirir soylu düşünce”


12 Ağustos 2017 Cumartesi

72) KIZIL KRALİÇE - VICTORIA AVEYARD


Pegasus Yayınları
Çeviri: Onur Kınacı Birler
388 sayfa


Kızıl Kraliçe, çıktığında kapağıyla dikkatimi çekmişti. Buraya kapaklardan etkilenen Salıncak çizelim.

Bu yılın başında Eylemcan kitabı takasla edindi, benim okumam yine geç oldu ama güç olmadı. :D Güç olmadı diyorum çünkü kitap çok kolay okunuyor. Ne ara başladım, ne ara bitti anlamadım bile.

Kızıl Kraliçe bana kitap boyunca Açlık Oyunları’nı anımsattı. Sadece üç kitap yerine iki kitap yazılmış gibi. :D Bu yüzden benim için Açlık Oyunları’nın gölgesinde kalmaya mahkum oldu.

red queen, pegasus yayınları


Kitap, distopik ve fantasik karışımı. İnsanlar kan rengine göre sınıflara ayrılmış ve gümüşler tarafından yönetiliyorlar. Fantastik kısmı ise, gümüşlerin özel yetenekleri var.

Kızıl Kraliçe iki kitaplık bir seri, biz de henüz ikincisi yok. Bu nedenle devam edebilirim de, etmeyebilirim de… Göreceğiz. :D

“Bizi birbirimizden en azından dış görünüş olarak farklı kılan Gümüşlerin dik duruşlarıydı. Bizim sırtlarımızsa çalışma, karşılıksız kalmış umutlar ve kaçınılmaz hayal kırıklıklarıyla dolu hayatımız yüzünden bükülmüştü.”


“Ben onlardan biriydim. Özeldim. Ben bir kazayım. Bir yalanım.”


9 Ağustos 2017 Çarşamba

71) HOBBIT - J.R.R. TOLKIEN

ithaki yayınları

İthaki Yayınları
Çeviri: Gamze Sarı
425 sayfa


Hobbit’i okumaya başlarken biraz tereddütteydim. Biliyorsunuz, gözümde canlanmama sorunsalı, karmaşık soy ağaçları… bkz: Silmarillion

Tereddüte düşmeyin. Muhteşem.

Kendisine Yüzüklerin Efendisi’ne başlangıç kitabı da diyebiliriz. Okurken zaman zaman Silmarillion’a başvursam da, Hobbit ardından gelen ilaç gibiydi. 

Hobbitleri gerçekten çok sevdim! Serideki ırkları genel olarak Silmarillion’dan biliyorum ve üçlemeyi okuduğumda fikrim değişmezse, şimdilik en çok benzediğim ırk, Hobbitler; hem huy hem de boy olarak…

Ana kahramanımız Bilbo Baggins ise çok samimi ve –zorunda kaldığında- cesur bir karakterdi. Favorilerimden biri olarak kalacak.

Hobbit, Tolkien tarafından çocukları için yazılmış olsa da, her yaşa hitap edeceğini düşünüyorum. Akıcı, heyecanlı, maceralı… İlk cümlesiyle kendimi Hobbitköy’de buldum. İki günde bitti.

Umarım siz de benim kadar keyif alarak okursunuz :)

“Keşke güzel kovuğumda ateşin yanında olsaydım, çaydanlıkta şarkı söylemeye yeni başlamış olsaydı!”

“Şimdi bu tuhaf bir şeydir, ama yaşanması iyi olan şeylerle geçirilen güzel şeyler çabucak anlatılır ve dinlemesi pek keyifli değildir; öte yandan rahatsız, yürek oynatan, hatta dehşet verici şeylerden iyi bir hikaye çıkabilir, her halükarda anlatılmaları uzun sürer.”

“Bir şey bulmak istiyorsan, aramak gibisi yoktur. Aradığında çoğu zaman bir şey bulduğun doğrudur, ama bu her zaman peşinde olduğun şey değildir.”


“Daha çoğumuz yemeğe, neşeye ve şarkıya saklanan altınlardan daha fazla değer verse idi, dünya daha neşeli olurdu.”



7 Ağustos 2017 Pazartesi

Mim: Kitap İsimleriyle Espriler

Sevgili İrem, beni ‘Kitap İsimleriyle Espriler’e mimlemiş ve ben de küçük bir gecikmeyle mimi yapıyorum. İrem’in blogu için: Kitabın DNA’sı.



Sizi ultra komik(!) esprilerimle baş başa bırakıyorum. Bu sıcak havalarda sizi serinletecektir. :D

1) Kargaların Ziyafeti – George R. R. Martin


-   Ne yapıyorsun?
-   Kargaların Ziyafeti’ne göz atıyorum anne.
-   Neeeeee?! Kargalar balkondaki biberlerimi mi yiyor?

2) Ateşle Oynayan Kız – Stieg Larsson



 -Neden ateşle oynuyor ki, küçükken ona ateşe yaklaşılmayacağını öğretmemişler mi?

3) Bilge Adamın Korkusu – Patrick Rothfuss



-Bu kitabın adı ne?
-Bilge Adamın Korkusu.
-Aaa Dumbledore’u mu anlatıyor?

4) Dövüş Kulübü – Chuck Palahniuk



-   Bu kitapta insanlar dövüşüyor mu? Niye bu tarz kitaplar okuyorlar anlamıyorum.
-   Keşke yorum yapmadan okumayı denesen. –Ben Joe’nun ağrıyan başıyım-

5) Vampirle Görüşme – Anne Rice



-Saat kaçta, nerede görüşüyoruz? Ben domates suyu içerim, sorun olmaz!

Kutuplara gitmiş kadar oldunuz değil mi? Umarım penguenlere benden de selam söylemişsinizdir.

O zamansa yazımı Misty Mountains Cold’la sonlandırıyorum.



Mimlenenler:

ve yapmak isteyen herkes..

4 Ağustos 2017 Cuma

70) LEYDİ SUSAN - JANE AUSTEN


Altın Bilek Yayınları
Çeviri: Meryem Kutlu Yıldız
136 sayfa


Bir Jane Austen kitabıyla daha merhaba!

Leydi Susan, Jane Austen’in 1794’de yazdığı ama 1871’e kadar yayınlanmayan kısa romanı. Kendisi Jane’imizin tarzından biraz farklı, mektuplardan oluşuyor!

Mektup türünü sevdiğimi biliyorsunuz. Eh, bir de Jane Austen yazınca ballı kaymaklı oluyor.

Kitap, Leydi Susan’ın kocasının kardeşinin yanına kalmaya gitmesiyle başlıyor. Konusu bana biraz Aşk-ı Memnu’yu andırdı, bire bir değil tabii ki. :D

altın bilek yayınları, kitap yorumu, kağıt salıncak, lady susan


Ayrıca Leydi Susan’da bir ilk yaşadım, erkek karakterleri sevmedim. Şaşırdınız mı değil mi? Kendi kendimi bile şaşırttım, aslında Austen’in romanlarındaki erkek karakterleri severim.

Sonuç olarak Jane Austen seviyorsanız, Leydi Susan’ı da es geçmeyin, keyifli okumalar :)

Not: Kitabın filmi de varmış, Love and Friendship. Yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum.

“… zaten birini sevmek istemiyorsan her zaman bir bahane bulabilirsin.”


“…zira bir insan ne kadar namuslu olsa da iftiranın çaldığı karadan kurtulamaz.”


1 Ağustos 2017 Salı

69) SILMARILLION - J.R.R. TOLKIEN

ithaki yayınları

İthaki Yayınları
Çeviri: Berna Akkıyal
689 sayfa


Yazıma şu cümleyle başlamak istiyorum: “Sonunda Silmarillion’u bitirdim.”

Kaç yıl önce bilmiyorum- elimdeki basımı 2010 2. baskı- Silmarillion’a başlamış ve 180. sayfada yarım bırakmıştım. Benim gibi, yarım kitap bırakmayı sevmeyen biri için anormal ve rahatsız edici bir durum.

İlerleyen zamanlarda indirimde buldukça Tolkien kitaplarını aldım ve artık okumam zorunluluk halini aldı, çünkü seriye tarihi olarak en başından yani Silmarillion ile başlamak istiyordum.

Kitap, Arda’nın yani dünyanın ilk çağını anlatıyor. Ainulindale, Valaquenta, Quenta Silmarillion, Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair ve Üçüncü Çağ’a Dair bölümlerinden oluşuyor. –Yüzüklerin Efendisi üçüncü çağda geçiyor-

Silmarillion’u okurken, ders çalışır gibi not aldım. Kitabın arkasında verilen soy ağaçlarına ve isim indeksine defalarca dönüp baktım. Kişi ve mekan sayısı çok fazla, üstelik hepsinin birden fazla ismi var.

kitap, kitap yorumu, kağıt salıncak


Kitap muazzam bir hayal gücünün ürünü ancak olaylar, mekanlar, kişiler gözümde canlanmadı. Bir kitabı okurken, kendinizi içinde buluverirsiniz, gerçek gibidir ya… Silmarillion’da ben böyle hissetmedim. Destansı anlatımı belki de buna neden oldu, bilmiyorum.

Ortadünya hakkında hiçbir şey bilmeyen birisi olarak, -filmleri de izlemedim- sıkıldığım yerler olsa da, akıcı bölümler de vardı. Bu kitapta önemli olan sabretmek sanırım.

Zorlayıcı bir kitap olsa da, Orta Dünya'yı anlamak için gerekli olduğunu düşünüyorum. Seriyi okurken sık sık geri dönüşler yapacağımdan eminim.

Tolkien kitaplarına Hobbit’le devam edeceğim.

Kitaplı günler :)

“Oysa insanlar ölmeye ve dünyayı terk etmeye mahkumdur, bu yüzden Misafirler ve Yabancılar denir onlara. Kaderleri ölümdür onların, Iluvatar’ın ihsanı, öyle bir hediye ki Zaman geçip de yıprandıkça Güçler bile imrenir.”


“Kederden geçireceğiz yolumuzu neşeye kavuşmak için, en azından özgürlüğe ulaşacağız.”