![]() |
68
Yapı Kredi Yayınları
227 sayfa
|
İstanbul değişik bir sevda, bunu yıllar önce sevmeyen biri
olarak söylüyorum. İstanbul’un gezmek için güzel olduğunu ama asla yaşamak
istemeyeceğimi belirtiyordum. Şimdi ise, yaşamak için zor bir şehir olduğunu
kabul etmekle birlikte uzaklaştığımda özlüyorum. İnsanlar olarak ne kadar
çirkinleştirmeye çalışsak da hala kişiliğini koruyan bir şehir; hala asil, hala
gözbebeği… Yabancı arkadaşımı gezdirirken tepkilerini gözlemlediğimde, bir kez
daha ne kadar özgün olduğunu anladım.
İstanbul’un Kuytu Köşeleri, Aydın Boysan’ın anılarından
oluşuyor. Günümüzde o köşeler kuytu değiller ama kitaptaki İstanbul’u düşünün,
nüfusu bir milyonu aşmamış… Kulağa harika gelmiyor mu?
Boysan’ın anılarıyla o günün İstanbul’una göz atmış oldum.
Birkaç yerde kadınlara bakışı beni rahatsız etti ama çok didiklemeden genel
hatlarına odaklandım. İstanbul hakkında bilmediğim şeyleri, mesela semtlerin
isimlerinin nereden geldiğini, öğrenmek hoşuma gitti.
Keyifle okudum.
Günün Şarkısı: Sonbahar ve İstanbul ikilisini birleştiren şarkı:
Teoman – İstanbul’da Sonbahar
“Bayramlar, yaşamın kilometre taşlarıdır,
yüreklerin temizlenme günleridir. Yüreklerin kapısı, penceresi açılır,
durağanlaşmış ruh haletleri dışarı atılır, içeri temiz hava doldurulur.”
“Su kenarında yaşamak… Bu yaşama biçimi,
tiryakilik doğurur. İstanbullu, su tiryakisidir. Su görmediği yerde yaşamak,
ona zevk vermez “Leb-i derya”da yaşamak gibi kavram, yani “denizin dudaklarında”
yaşamak, eski İstanbullunun aşkıdır.”
“İnsan mutluluk arar. Mutluluğu şimdiki toz duman
yaşayışta bulamayınca, çocukluğumuzun çağrışımlarından medet umuyoruz.” /Haldun
Taner
“En belalı zamanın bile, iyi bir yanı bulunur. Örneğin
kötü zamanlarda, mizah gelişir. Daha ne istersin? İnsan kafasında mizah
şimşekleri çaktıkça, ortalık aydınlanır…”
“Bir ağacın, bir çiçeğin kökleri gider gider,
durur. Bir insanın ruhsal kökleri gider, gider… Durmaz… Dünyanın da dışına,
aya-güneşe gider… Yine durmaz. Bugüne yarına değil, ışığın vardığını öğrendiği
yerlere kadar uzanır.”
