![]() |
| 82
Can Yayınları
Çeviri: Aykut Derman
216 sayfa
|
Kitabı adına vurularak aldım: Piedra Irmağı’nın Kıyısında
Oturdum Ağladım. Uzun zamandır Coelho okumamıştım, iyi olur diye düşündüm.
Başlangıçta çok severek okuyordum, ortalama ilk yüz sayfa
anlamlıydı. İşaretlediğim çok paragraf oldu, etkileyiciydi ama ilerledikçe dini
bütün bir kişisel gelişime dönüştü. Böylece neden bir süredir Coelho
okumadığımı hatırladım. Seveceğim diye kitaplarına başlıyorum, güzel ilerliyor,
sonra içimizdeki sevgi, mistik güçler, Tanrı, mucizeler, iyileştirme gücü, Tanrının
kadın yüzü gibi konulara girince bana hitap etmemeye başlıyor. Kitap klişe olsa
da güzel bir aşk romanı olabilecekken, gerçeklikten uzaklaşıp mistisizme
yöneliyor, içine kişisel gelişim kalıpları giriyor ve beni kendinden
uzaklaştırıyor. Buna rağmen, çok kolay okunuyor.
Olay örgüsünde de kopukluklar var. Kitap ilk 100 sayfa gibi
ilerleseydi bunu göz ardı edebilirdim. Ayrıca kitabın adı Eski Ahit “Mezmurlar”dan
esinlenilmiş: “Babil ırmakları kenarında, orada oturduk ve ağladık.”
Dini hikâyeler, konuşmalar ve bunlara eşlik eden aşk konusu
ilginizi çekiyorsa, belki kitabı sevebilirsiniz. Benim içinse okumasam da
olurdu kıvamındaydı. Neyse, kitaptan bana güzel alıntılar kaldı.
“Her
şeye karar veren kendi yüreğimizdir; onun karar verdiği şeyse, artık bizim
yasamızdır.”
“Gözlerinin
ta içine bakıldığında kimse yalan söyleyemez, kimse karşısındakinden bir şey
saklayamaz. Ve azıcık da olsa duyarlılığa sahip bir kadın, aşık bir erkeğin
duygularını gözlerinden okuyabilir.”
“Çocuktuk
ikimiz de, birlikte büyüyorduk ve dünyayı birbirimizin elinden tutarak
tanıyorduk.”
“Seven
insan, önce kendinden vazgeçmeyi, sonra kendini bulmayı özler.”
“Tanrılar
zarlarını atar ve bunu yaparken bize, oynamak isteyip istemediğimizi sormazlar.”
“Pencereyi
açtım. Ve de yüreğimi. Odaya güneş doldu, ruhuma aşk…”
