![]() |
73
Akvaryum Yayınevi
Çeviri: Sevil İnan Sönmez
454 sayfa
|
Postuma kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum yoksa
kitaba haksızlık olur. Notre Dame’ın Kamburu’nu çok sevdim!
Kitap, Cansu ile ortak okuma listemizdekilerden biriydi.
Küçükken çocuklar için olan basımını okumuştum, tam versiyonunu merak
ediyordum. Reading slump döneminde olduğumuzu söylemiştim. O yüzden ilk
sayfaları uzun sürede okudum.
Her şerde bir hayır vardır sözü bu hafta yine kendini gösterdi.
2-3 saat süren ders aralarım var –sürekli şikayet ettiğim aralar- ve o aralarda
kendimi kitaba kaptırdım. Tadını alınca, elinizden bırakamıyorsunuz.
Notre Dame’ın Kamburu’nu Akvaryum Yayınevi’nden okudum. Biraz tereddütle başladım; kitap evde bu yayınevinden mevcuttu, yenisini
almadan denemeye karar verdim. Hasan Ali Yücel’le karşılaştırdığımda bölüm başlıkları
eksik mesela, sadece numaralandırılmış. Başka ne gibi farklar var bilmiyorum.
Bu yüzden ileride farklı bir yayınevinden tekrar okumayı planlıyorum.
“Gün
ışığı, herkesin malıdır. Ne diye bana yalnız geceyi veriyorlar?”
“Bazen
karanlık o kadar koyu olur ki, Tanrı bizi görmüyor sanırız. İşte böyle zamanlarda,
kendimi sorguya çekmiştim hep.”
“Oysa
ben, zindanı içimde taşıyorum. İçimde kış var, buz var, umutsuzluk var. Ruhumu
gecenin zifiri karanlığı kaplamış. Çektiğim acıyı biliyor musun?”
“Çünkü
sevgi denen şey, bir ağaca benzer. Kendiliğinden yetişiverir, köklerini bütün
benliğimize salar. Anlaşılmaz yanı şudur ki, bu sevgi ne kadar körse, o kadar
da inatçıdır. Akıl, bilinç gibi şeylere sahip olmadığında da inadına güçlenip
sağlamlaşır.”

