![]() |
1*
Pan Yayıncılık
Çeviri: Kari Çağatay – Yasemin Çağatay
136 sayfa
|
“Evrende canlı bir beyin olmak ilginç bir duygu
olmalı. Bu, büyük evrende, kendine has küçük bir evren olmak gibi.”
Aynadaki Muamma’yı Kadıköy Sahaf Festivali’den almıştım. Aslında
Pireneler’deki Şato’yu arıyordum. Bulamadım.
Öncelikle Aynadaki Muamma’yı okumak için iyi bir zaman seçmişim
çünkü kitap Christmas’da başlıyor. Norveç’te geçen kitabımızın konusu hasta bir
kız ile meleğin konuşmaları. Biraz hüzünlü bir hikaye.
Jostein Gaarder okuyanlar bilir, türü çocuk kitabı olsa da asla
tam olarak çocuk kitabı olmaz eserleri. İçinde bir mesaj, felsefe vardır.
Yazarın okuduğum diğer kitaplarının yanında bir tık altta kalsa
da, kendini bana sevdirdi.
Okurken Tanrı ile Sohbet’in basitleştirilmiş versiyonuymuş hissettim.
Aynadaki Muamma’da hayata, tanrıya yönelik sorgulama vardı ama Hristiyan
inancının etkisinden kurtulamamıştı.
Sonuç olarak eğer yazarı seviyorsanız, okuyabilirsiniz ama
yazara başlangıç olarak tercih etmenizi önermem.
*Artık kaçıncı kitapta olduğumu burada belirteceğim, sevgiler 💗
“Dünyaya gelmek, bir anlamda gündüzleri güneşin,
geceleri ayın ve yıldızların mavi gökyüzünü süslediği bir dünyayı hediye almak
demek.”
“Bir dünya yaratmak elbette küçük bir sanat işi
değil, ama her zaman boş bir sayfadan başlanır.”
“Bazen Tanrı çaresizce kollarını açar ve kendine
der ki: ‘Birinin veya diğerinin farklı olabileceğinin bilincindeyim ama olan
olmuş ve ben de o kadar mükemmel değilim.’”
“Bazen bir şeyler o kadar güzel olabilir ki
neredeyse canını acıtır.”
“Doğada olan her şey yavaş bir yangın gibidir. Tüm
yaratılış için için yanmaktadır.”
















