suç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2017 Cumartesi

106) SHERLOCK HOLMES GİZEMLİ SUÇLARIN PEŞİNDE - SIR ARTHUR CONAN DOYLE

Sir Arthur Conan Doyle

Yakamoz Kitap
Çeviri: Begüm Öztürk
416 sayfa


Bildiğiniz gibi, Sherlock Holmes’un tüm hikayelerini –Martı Yayınları- okumuştum ancak bu hikayeler Kızıl Soruşturma’yı içermiyordu.

Kızıl Soruşturma ise Sherlock ve Watson’ın tanışmasını konu alan uzun hikaye oluyor -ya da roman diye adlandırabiliriz sanırım-.

D&R’da indirimli kitaplar içinde görünce, almadan edemedim. Kokulu olması dikkatimi çekmişti ama okurken bu durumdan hoşlanmadım, kokusu beni rahatsız etti.

Sherlock’un dizisini çok sevmeme rağmen, hikayeleri benim için tatmin edici olmuyor. Gizemli Suçların Peşinde de düşüncemi değiştiremedi.

sir arthur conan doyle


Kitap beş hikayeden oluşmakta: Kızıl Soruşturma, Benekli Kurdele, Zümrüt Taç, Sherlock Holmes Tehlikede, Mühendisin Başparmağı.

Kızıl Soruşturma dışında kalanları zaten okumuştum.

Kitabın 416 sayfa olduğuna da bakmayın, her bölüm bitişinde 2,5 - 3 sayfalık boşluk var ve puntoları acayip büyük.

Eğer ilk kez Sherlock okuyacaksanız Kızıl Soruşturma/Dosya/Takip’le başlayabilirsiniz ama bana kalırsa dizisini izleyin yeterli. :D

“Hayal gücünü kamçılayanın ne olduğu esrarengizdir; hayal gücünün olmadığı yerde korku da yoktur.”

“Büyük bir zeka için, hiçbir şey küçük değildir.”

“Şiddet, caniye geri döner ve entrikacı her zaman başkası için kazdığı kuyuya düşer.”


“Şahsi sıkıntılar her insanın kaderinde vardır ama bazen hepsi bir arada geliyor. Ve insanın karşısına o kadar korkunç şekillerde çıkıyor ki ruhunun derinliklerinde hissediyorsun bunu.”


7 Ekim 2016 Cuma

64) KIZIMIN KATİLİNE MEKTUPLAR - CATH STAINCLIFFE

Letters to My Daughter's Killer

Yabancı Yayınları
Çeviri: Ceren Alkan
307 sayfa


Kızımın Katiline Mektuplar’ı Kış Okuma Şenliği’nin çekilişinde kazanmıştım. Yıllanmadan okumalıyım dedim. :D

Kızımın Katiline Mektuplar, son 100 sayfasına kadar benim tramvay kitabım oldu. Genelde yolda okuduğum için de bitirmem uzun sürdü.

Kitap, kızı öldürülen bir anne olan Ruth’un yaşadıklarını konu alıyor. Adından da anlaşılacağı üzere, kızının katiline mektup yazmaya karar veriyor.

Yazar, mektupların arasına olayları açıklayan bölümler de eklemiş.

Akıcı, pek yormayan, biraz ‘suç’lu polisiyeli kitap arıyorum diyorsanız Kızımın Katiline Mektuplar sizin için ideal olabilir.


“Ölüm böyle bir şey işte: İçgüdüsel olarak, tesellinin ve içtenliğin bedensel olarak rahatça dışa vurulmasına sebep oluyor.”

“Hiç kimse tek kişi değildir, hepimiz oynadığımız rollerin toplamıyız diyorlar ama ben bu rolden çok ama çok yoruldum.”

“Sartre’ın bir sözü vardır: Özgürlük bize yapılanlarla ne yaptığımızdır. Ben özgür değildim.”


“Yara iyileşiyor, fakat izi hep derin ve orada olacak. Kapsamlı ve hayatımızı değiştiren bir iz.”


1 Temmuz 2016 Cuma

53) ÖRÜMCEK AĞINDAKİ KIZ - DAVID LAGERCRANTZ


Pegasus Yayınları
Çeviri: Ali Arda
514 sayfa

Örümcek Ağındaki Kız, Millennium serisinin 4. kitabı. Bildiğiniz üzere 3. kitaptan sonra yazar öldü ve 4. kitabı David Lagercrantz yazdı. Kendisi İsveç’te başarılı bir yazar ve suç araştırmaları yapan bir gazeteciymiş.

Şimdi asıl sorumuz şu: Yazar değişince, seride çok farklılık oldu mu? Öncelikle anlatım değişti, her yazarın kendine ait yazım tekniği var ve farkı hissediyorsunuz. Stieg Larsson yazdığında, merak duygusu ön planda oluyor ve kitapları standart suç romanlarından kendisini ayırıyor.

Örümcek Ağındaki Kız, Millennium serisine sonradan katılan küçük kardeş gibi olsa da, karakterleri özlediğim için kitabı sevdim. Lisbeth Salander okuması çok zevkli olan bir kişilik. Mikael Blomkvist’le harmanlanınca tadından geçilmiyor. Sanırım en sevmediğim karakter Erika.

Kitap, devlet sırlarını ve yapay zekayı konu alıyor. Yer yer çok fazla teknik ayrıntı olduğunu da söylemeliyim.

Sonundan anlaşıldığı üzere, yazar serinin devamını getirecek gibi görünüyor.

Not: Dört kitabın kapağında da kızın dövmesi farklı yerde. Birinde omzundan görünüyor, öbüründe sırtında… Birinde çok büyükken, diğerinde küçük… Kitaptaki yerine uygun yapsalarmış ya hepsini :D

“İktidar denilen şeyin, özellikle de denetimden uzak iktidarın insanı nasıl ahlaken çökerteceğini bizzat kendileri tecrübe etmişlerdi.”

“Halkı gözetleyenler, en sonunda halk tarafından gözetlenirler. Demokrasinin en temel mantığı bu.”

“Hep yanlış insanlar vicdan azabı çekiyor, acılara neden olanların vicdanları yok.”

“İçinde çalıştığınız kültür hastalıklıysa kendiniz de hastalığa yakalanma riski taşıyordunuz.”

“Bugünlerde bütün manyaklar ve katiller neden imanlı oluyorlar anlamıyorum.”


“Yasayla suç arasındaki çizgiler iyice silikleşmişti bu dünyada.”


8 Nisan 2016 Cuma

33) VİLLA - NORA ROBERTS


Epsilon Yayınevi
Çeviri: Mine Atafırat
480 sayfa

Nora Roberts Eve Dallas serisiyle sevdiğim bir yazar. Tek kitaplarının bir kısmını okudum ama beklediğimi bulamamıştım. Dallas’la yükselen çıtaya maalesef ulaşamamışlardı.

Villa’yı indirimde bulup almıştım. Uzun zamandır kitaplığımda duruyordu. Grip olduğum için de kolay okunan bir romana ihtiyacım vardı. İmdadıma Villa yetişti.

Kitap bir aile şirketini konu alıyor: Giambelli Şirketi. Dünyaca ünlü şaraplar üretiyor. Bu süreçte bağlarda geziyorsunuz, üzümlerin olgunlaşmasını bekliyorsunuz, şarap tadıyorsunuz. Kitaptan nasıl etkilendiysem, rüyamda bile şarap gördüm. :D

Ailede ise çok ilginç karakterler var. Benim favorim Eli oldu. :D



Kitapta beni rahatsız eden nokta harf hataları oldu. Bir iki tane olsa neyse der geçerdim ama dikkat dağıtacak derecedeydi. Kapağı da onayımdan geçemedi, eski basımın kapağı daha güzelmiş. :D

Sonuç olarak -kapak ve harf hatalarına takılmazsak- Villa, Nora’nın tek kitaplarına karşı olan önyargımı yıktı. Keyifle okudum. Polisiye ve aşkı akıcı bir şekilde harmanlamış yazar. Son sayfasına kadar heyecan devam ediyor. Hatta bitirirken okula geç kalma tehlikesiyle karşı karşıya geldim. Neyse ki yetiştim. :D

“Birçok şey, bir süre kendi haline bırakıldığında gerçek kimliğine kavuşur.”


“Merdivenin alt basamağından başlamanın en iyi yanı daha aşağı inmenin mümkün olmayışıdır.”