31 Ağustos 2017 Perşembe

81) DİLEK ŞURUBU - MICHAEL ENDE

kabalcı yayıncılık

Kabalcı Yayıncılık
Çeviri: Leman Çalışkan
200 sayfa



Son zamanlarda Michael Ende ismi sık sık karşıma çıkıyordu. Kabalcı’nın da durumu ortada, yazarın kitaplarını bulmak çok kolay değil artık. Bu nedenle sanıyorum ki Kadıköy Kitap Günleri’nde Dilek Şurubu’nu görünce almadan geçememiştim.

Kitaba başladığımda fark ettim ki, ilkokulda ben kendisini okumuşum. Dilek Şurubu bir çocuk kitabı. İblis Şarlatan ve teyzesi Zalime Vampirsoy’a karşı dünyayı korumaya çalışan kedi ve kargayı anlatıyor.

Gerek konusuyla gerek çizimleriyle iyi bir çocuk kitabı olduğunu düşünüyorum. Beni ilkokul günlerime götürdü.

Yılbaşı zamanında geçen hikaye bence tam bir kış kitabı ama bu sıcaklarda kışı özleyenler için de biçilmiş kaftan. Keyifli okumalar :)

Not: İyi bayramlar 💚

“O sana hiç iyi davranmadı ki! Sadece seni evcilleştirdi, buraya alıştırdı.”

“Tutto é ben’ quel’ che finisce bene…”


29 Ağustos 2017 Salı

80) CRESS - MARISSA MEYER (Ay Günlükleri #3)

bir ay günlüğü kitabı

Artemis Yayınları
Çeviri: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
548 sayfa



Cress, serinin üçüncü kitabı ve kapağından da anlaşıldığı üzere Rapunzel’i anlatıyor.

Tabii Cress’in yanında, Cinder, Kai, Scarlet, Wolf ve Thorne –yani kahramanlarımız- da maceralarına devam ediyorlar.

Cress’i karakter olarak Cinder ve Scarlet kadar çok sevemedim. Bu nedenle kitabın ilk yarısı da, bana diğer kitaplara göre sönük kalmış geldi. İkinci yarısında olaylar başlayınca elimden bırakamadım o da ayrı. :D

Ay Günlükleri genel olarak sevdiğim bir seri oldu, devamını da merakla okuyacağım.

Serinin Diğer Kitapları:
1. Kitap: Cinder
2. Kitap: Scarlet

“Biliyor musun, ben çocukken prenseslerin taç takıp çay partileri düzenlediğini sanırdım. Artık gerçek bir prenses tanıyorum ve doğrusunu istersen biraz hayal kırıklığına uğradım.”


“Belki de kader diye bir şey yoktur. Belki kader dedikleri, bize sunulan imkanlar ve onlarla ne yaptığımızdır.”


27 Ağustos 2017 Pazar

79) TIFFANY'DE KAHVALTI - TRUMAN CAPOTE


Sel Yayıncılık
Çeviri: Meral Alakuş
125 sayfa


Tiffany’de Kahvaltı kitabı kadar filmiyle de tanınan bir eser.

Film izlemek için rastgele bir siteye girerseniz karşınıza çıkar, sosyal medyada replikleri döner, Audrey Hepburn’ün klasikleşmiş pozunu görmeyen yoktur.

Bunların üzerine, Bülbülü Öldürmek’de yazar Dill karakteri için Truman Capote’den esinlenince kitabı okumanın zamanı geldi diye düşündüm, ardından da filmini izlerim. –Dill’i pek sevmediğimi belirteyim-

Kitap, Holy Golightly üzerinden Amerikan rüyasını anlatıyor. Aslında Amerikan edebiyatında böyle kitapları severim. Ancak Tiffany’de Kahvaltı beni hayal kırıklığına uğrattı.

Sosyal medyanın her şeyi abartmasını bu yüzden sevmiyorum işte. Okumadan/izlemeden önce beklenti tavan yapıyor ve sonra eser kendinden beklenenleri karşılayamıyor.

Kitaptaki karakterleri de pek sevemedim. Yazarın diline, yaptığı edebiyata, eleştirdiği yaşama bir şey demiyorum ama Tiffany’de Kahvaltı benim için çok kalıcı bir eser olmadı.


“Onun değerini anlayabilmek için duygusal olman gerek; biraz şair gibi.”

“Sana güven veren kim olursa olsun ona çok şey borçlu sayılırsın.”

“Kalbini bir yabaniye vermemelisin: Onları ne kadar çok seversen, onlar da o kadar kuvvetlenirler. En sonunda ormana kaçacak kuvveti kazanırlar.”


“Vatan dediğin rahat ettiğin yerdir. Ben hala öyle bir yer arıyorum.”


25 Ağustos 2017 Cuma

78) SCARLET - MARISSA MEYER (Ay Günlükler #2)

bir ay günlüğü kitabı

Artemis Yayınları
Çeviri: Deniz Arı
486 sayfa


Ay Günlükleri serisine devam ediyorum, Scarlet serinin ikinci kitabı ve bilin bakalım kimi anlatıyor?

Masal kahramanlarını aklınıza getirin… Babaannesi ve kırmızı pelerini olan bir kız… Bir de kurt var tabii. Evet bildiniz, Scarlet kırmızı başlıklı kızdan esinlenilmiş.

Serinin ilk kitabı Cinder gibi, Scarlet’de çok akıcı, hızla okunan, kendini merak ettiren bir hikayeye sahip.

Eğer kitap okumada duraklama dönemindeyseniz, ilaç gibi gelebilir.

Ben gidip, üçüncü kitabı Kero’dan alayım.

Keyifli okumalar :)


“Scarlet’in dünyası tepesine yıkılıyordu ve kimse bir şeyin farkında değildi.”


22 Ağustos 2017 Salı

77) İTALYANCA AŞK BAŞKADIR - MAEVE BINCHY


Doğan Kitap
Çeviri: Lale Bulak
415 sayfa


Ciao a tutti!

İtalyanca kursuna başladığım şu günlerde temaya uygun bir kitap okuyayım dedim ve İtalyanca Aşk Başkadır’ı Kitap Eylemi’nin kütüphanesinden tırtıkladım.

Ve kitaba ba-yıl-dım!

İrlandalı yazarımız Maeve Binchy’den okuduğum ilk roman İtalyanca Aşk Başkadır. Okuma hızımın yine düştüğü bu günlerde bile elimden bırakmak istemedim.

Kitap birçok farklı karakteri barındırıyor ve hepsini ayrı ayrı sevdim. Benim için çok rahat okunan, mutluluk veren bir roman oldu. İtalyancaya olan hevesimi arttırdı.

doğan kitap, evening class, kitap, kitap yorumu


Orijinal adı Evening Class olsa da ben Türkçe adını daha çok beğendim. İtalyanca Aşk Başkadır daha sempatik ve albenisi yüksek bir isim…

İtalya/İtalyanca sevenlere, Dublin’i merak edenlere, akıcı kitap arayanlara tavsiye edilir. Umarım siz de keyifle okursunuz.

“Birisini sevince onu değiştirmeye kalkmak yanlış bir şeydi.”

“Tek bir hayatın var. Bunu unutma.”

“Kötü talihine küserek geçirdiği saatler, geriye kalan zamanını nasıl daha dolu dolu yaşayabileceğini hesapladığı saatlerden çok daha azdı.”

“Gerçek aşk kulisten seyredildiğinde insanı yoran ve dışlayan bir şeydi.”



20 Ağustos 2017 Pazar

76) EGO HAYATIN KAYNAĞI, MANASI VE HAYSİYETİ - AYN RAND


Plato Film Yayınları
Çeviri: Şerif Yıldız
65 sayfa


“ ‘Biz’ kelimesi ilk kelime, bilinen ilk şey olamaz, olmamalıdır. Bu kelime insanların ruhuna ‘Ben’den önce yerleştirilmemelidir. Yoksa bir canavar haline gelir.”

Bence kitabı anlatan en iyi cümle bu alıntı.

Ayn Rand, objektivizmin kurucusu olarak tanınıyor ve Hayatın Kaynağı yazardan okuduğum ilk kitap.

Burada parantez açayım, aslında Kitap Eylemi’nin sayesinde Ayn Rand’ın kim olduğunu, hangi görüşü savunduğunu biliyordum. Bu kitapta Eylemcan’ın kütüphanesinden.

Hayatın Kaynağı aslında bir distopya. Tabii distopya derken young adult türünde yazılan, fantastikle harmanlanmış türden bahsetmiyorum. Belli bir felsefesi, amacı olan distopyayı kastediyorum. Kendisi ders verici niteliğinin yanında aslında bir nevi kolektivizmin eleştirisi niteliğinde.

Kısa ama öz oluşuyla Ayn Rand’a başlamak için iyi bir kitap gibi geldi bana. Şu an yeni basımları bulunmuyor, ben Eylemcan sayesinde okudum ama eğer elinize geçerse farklı bir bakış açısı için kaçırmayın derim.

“Bu dünyanın sırları herkese açık değil, sadece onları arayanlara ve bulmasını bilenlere açıktır.”

“Mutluluk o kadar yüksek bir değer ki, daha üstün bir hedefin bile peşinde koşmaya ihtiyacım yok. Mutluluğum herhangi bir sona giden bir araç da değil. O gidilebilecek en son nokta, ulaşılabilecek en büyük hedef. Kendi kendimin hedefi, kendi kendimin sebebi…”

“Ahlaktan yoksul kişilerin, iyi insanların erdemine ve güçsüzlerin, güçlü insanların kuvvetine el uzatmasını; ahmakların, düşünen kafaların irfanına ortak olmasını, kısaca meziyetin alabildiğine alçaltılıp kabahatin alabildiğine yüceltilmesini temin eden tek şey yine bu ‘Biz’ kelimesidir.”


19 Ağustos 2017 Cumartesi

75) SEFİLLER - VICTOR HUGO

can çocuk

Can Çocuk
Çeviri: Leyla Gürsel
188 sayfa


Sefiller, arkadaşımın doğum günümde aldığı kitaplardan biriydi.

Küçüklüğümde yine kısaltılmış versiyonunu okumuştum. Can Çocuk basımı da oldukça kırpılmış ancak eser kaliteli olunca müdahaleler etkileyiciliğini azaltamıyor.

Filmini de izlemiştim. Sevdiğim oyuncular vardı. Gözümde tek eksi yanı müzikal olmasıydı…

İleride tam metnini okumak dileğiyle…

Bol kitaplı günler :)  

“Değil mi ki Tanrı birleştirdi, hangi insani güç ayırabilir bizi? Ölünceye kadar seveceğim seni.”

“Çocukların bir parça nankör olmaları, kendilerinin kusuru değildir. Doğa “önüne bakar”. Gidenler karanlığa, gelenler ışığa dönüktür.”


“Ölmek hiçbir şey değil (…) yaşamamak korkunç.”