| 5
Can Yayınları
152 sayfa
|
Sonbahar günü, hava serin, Ankara’dayız. Gittiğimiz kitabevinde
harika bir bölüm var: yasaklı kitaplar. Belli dönemlerde yasaklı olan
kitapları, üzerine neden yasaklandıklarını yazıp bir kısma toplamışlar. Çok
beğendik, haliyle buradan bir kitap alınmadan gidilmez… Cansu’nun önerisiyle
Asılacak Kadın’ı aldım, iyi ki bana önermiş, ona buradan teşekkür sarılması
gelsin.
Asılacak Kadın, gerçek bir olaya dayanıyor ve Pınar Kür’ün kendi
sözleriyle “… toplumumuzun eski ve hala kapanmamış bir yarasına parmak basan bu
roman, Türk edebiyatının en acıklı, en trajik öykülerinden biridir…” Konu bir
cinayetin etrafında şekilleniyor ve hakim-mağdur-katil bakış açısıyla bize
sunuluyor. Aslında bu sıfatlar kelimenin anlamını yansıtmıyor; kişiliği,
gerçekleri belirlemiyorlar.
| Bu şekilde yasaklanma nedenleriyle paketlemişler. |
Asılacak Kadın’ı okurken dilini çok başarılı bulduğumu not aldım
öncelikle. İki karakter arasında dildeki geçiş muazzam. Bilinç akışı tekniğiyle
yazılmış ve yazar iki kahramanın da karakterine bürünebilmiş. Yalçın’ın bölümü
ise kendisinin yazdığı bir metinden oluşmakta.
Kitabın sonunda Pınar Kür’ün savunması da var. Böyle bir romanın
nasıl “cinsel tahrik” ve “ahlaksızlığı” anlattığını savunabilmişler, hayret!
Ahlaksız olan savunmasız bir kıza bunu yapanlar ve seyirci olan toplumdur.
Kitabı çok beğendim. Okunması gerektiğini düşünüyorum.
“…sevmek
işte bi türküymüş demek ak saçlı bi dedenin türküsü bi çaresiz ihtiyarın çatlak
sesiymiş…”
“Oysa
gün gelecek yıkılacaktır elbet, yalı da moruk da, simgesi oldukları yoz düzenle
birlikte.”
“Bize
her şeyi yanlış öğrettiler belki; belki de yanlış anladık, eksik anladık.
Başımıza gelen tüm akla sığmaz şeyler kaçınılmaz mıydı gerçekten? Bilmediğimiz,
daha öğrenemediğimiz yasalara göre?”

