| 1
April Yayıncılık
221 sayfa
|
Bir kitabı bitirirsiniz ve sonra hayata nasıl devam edeceğinizi
bilemezsiniz. Boşlukta kalmak gibi bir his. Cehennem Çiçeği’nin kapağını
kapattım ve öylece oturuyorum. Duvara bakmaktansa word sayfasına bakayım dedim,
buradayım.
Cehennem Çiçeği, Alper Canıgüz’den okuduğum ikinci kitap ama
kendisi çoktan gönlümü fethetti. İlk kitabım Oğullar ve Rencide Ruhlar’dı,
kendisi aynı zamanda Alper Kamu serisinin de birinci kitabı. Seri Cehennem
Çiçeği ile devam ediyor. Alper Kamu yine 5 yaşında, yine hazırcevap ve
sivridilli, yine boyundan büyük işlere kalkışıyor ve bu durum ona çok
yakışıyor.
Kitabın içinde babasının Alper’e anlattığı çok güzel bir hikaye
var: Karanfil Kız. “… dünya da küçük bir kızın omuzları üzerinde dönermiş.”
Cehennem Çiçeği ilk kitaba göre biraz daha karamsar sanki ama
ben bu durumu sevdim. Keşke üçüncü kitabı olsa diye iç geçirmekten kendimi
alamıyorum.
“Herkes göründüğünden daha tehlikelidir.”
“Verilemez! Edilemez! Bildirildi! Cumhuriyet
tarihimiz edilgen kiplerden ve gizli öznelerden ibaretti.”
“Sevdiğin kişiye asla iyi geceler dilememelisin.
Uykunun aranıza gireceğini düşündürürsün.”
“Siz de düşünürseniz, seçme özgürlüğü zannettiğiniz
şeyin ekseriyetle ölümlerden ölüm beğenmek olduğunu fark edersiniz.”
“… ilk ve en önemli felsefi sorun hayatın yaşanmaya
değer olup olmadığıydı elbette; bir kez devam etmeye karar verdikten sonra,
diğerlerinin cehennemi olmayı da ağlayıp sızlamadan kabullenmek gerekiyordu.”
“Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte
o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.”
