izledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2019 Salı

ÖZET 2019


2019’un sonuna geldik. İstatistikleri çıkartırken fark ettim ki bu yıl bana bir yıldan daha uzun gibi gelmiş. Sanki okuduklarımı bu yıl içinde değil de uzun zaman önce okumuş gibi hissettim. Neyse ki bitti. Bakalım Salıncak bu yıl neler yapmış?

Bloguma 111 –bununla beraber 112- post girmişim, büyük çoğunluğu kitap yorumu... Bu yıl istediğim kadar tiyatroya gidemedim, haliyle de hakkında yazamadım. Film açısından verimli bir yıldı ancak bloguma genellikle film yorumları yazmıyorum.

94 kitap okudum, toplamda 24.892 sayfa ediyorlar. Yani günde ortalama 68 sayfa okumuşum. (Ders kitaplarını katsak artar bence :D) En çok Nisan’da okumuşum: 3.207 sayfa. En az ise –bunu söylemek beni üzüyor ama- Ocak’ta… En az derken hiç demek istiyorum. Erasmus’taydım hala. Okuduğum aylardan en az olanı ise Ekim: 1.633 sayfa.



2019'da en çok görüntülenen postum Abdülmecid Efendi Köşkü İçimdeki Çocuk Sergisi olmuş.

Bu yıl aslında bir sürü dizi izledim, çoğunu da beğendim ama benim için en özeli Yeditepe İstanbul oldu. Film olarak seçim yapmak çok zor, o yüzden rastgele beğendiğim birkaç taneyi bırakayım buraya: Ulysses’ Gaze, La Meglio Gioventu, Kafernahum, Bir Zamanlar Anadolu’da

2019'a bakışım, temsili

İstatistiklerimiz bu kadardı. Genel olarak 2019’da çok fazla şey yapmadım sanki ama ruhsal olarak yıpratıcı bir yıldı. Erasmus’u bitirdim, Eskişehir – Ankara gibi güzide Anadolu kentlerimizi gezdim, yazın Ege’de biraz vakit geçirdim, bol bol Sarman’la takıldım, sitede Tekir kızımı baktım, ağaçlara sarıldım, güldüm, ağladım, şikayet ettim, hayal kurdum…

2020 Hedeflerim’i okumak isterseniz tık. Tekrar buraya yazmayayım, sadece bir madde daha ekleyeyim. Çevremdeki olumlu insan sayısı artsın, negatifliklerden etkilenmemeyi öğreneyim.

2020 güzel olsun. Mutluluk, sağlık ve şans getirsin çünkü hepimizin buna ihtiyacı var.


10 Nisan 2019 Çarşamba

Tiyatro: Akciğer




Rastgele gözüme çarpan ve çok beğendiğim bir oyunla geldim bugün size: Akciğer. Amacım başka bir oyuna bilet almaktı ama yer kalmadığı için Moda Sahnesi’nin aylık çizelgesine göz attım.

Akciğer önce oyuncularıyla dikkatimi çekti: Engin Hepileri ve Nergis Öztürk (kendisi hala gözümde Hatırla Sevgili’deki Ayla). Sonra konusunu okudum ve izlemem gerektiğini anladım.

Çocuk yapmalı mı yoksa yapmamalı mı konusu ele alan oyun, bir çiftin gelgitlerini anlatıyor; kalabalık nüfus, yeni bir bebeğin yaratacağı karbon ayak izi gibi toplumsal çekincelerin yanında çocuk sahibi olmanın olumlu yönleri de tartışıyorlar. Oyun doğru ya da yanlış gibi bir sonuca ulaşmıyor ama konuyu sorgulamanızı sağlıyor.



Dekor olarak sadece ışıklar ve düz bir zemin kullanılmış. Bu zemin beyaz kalın bir çerçeveye sahip ve seyirciler yerlerine geçerken basmamaları konusunda uyarıldılar. Ardından oyun başlarken aynı uyarıyı oyuncular da aldı. Derin bir anlamı mı var yoksa bir mağazada olduklarını anladığımız oyunculara eşyalara dokunmayın gibi bir uyarı mı emin olamadım.

Sahnenin bu şekilde olması, oyunculara daha çok odaklanmama neden oldu ve gerçekten iki oyuncu da harika bir performans sergilediler. Nergis Öztürk’ün bu kadar başarılı olduğunu fark etmemişim.


Akciğer’de beni etkileyen replikler vardı ama en çok beğendiğim –kelimesi kelimesine yazamamış olabilirim-: “Ben senin yanında evimde gibiydim.”

Zaman zaman kalp kıran anlar olsa da bolca güldüğüm bir oyun oldu. Bu yıl çok tiyatroya gidemedim ama izlediklerimin içinde en beğendiğim diyebilirim.

Yazan: Duncan Macmillan 
Çeviren: Barış Arman 
Yöneten: Mehmet Birkiye 
Oynayanlar: Nergis Öztürk, Engin Hepileri
Süre: Tek perde 90'
+18


13 Haziran 2018 Çarşamba

Neler Yaptım?



Finallerimin bittiği müjdesini vermiştim. Bütüm de bitti, böylece resmi olarak yaz tatiline başlıyorum!

Son günlerde yaptıklarımı ayrı ayrı yazmak yerine, bütün bir post yapmaya karar verdim. O zaman bakalım neler yapmışım?

İzlediklerim

Ahlat Ağacı



Arkadaşım Cansu ile İstiklal’e Ahlat Ağacı’nı izlemeye gittik. Çok fazla Nuri Bilge Ceylan izlemediğim için, uzun bir yorum yapamayacağım. Öyle olmasa daha mı iyiydi sahneleri ve oyuncuları çok sevmemem dışında, genel olarak güzeldi.

Hamlet



Bilge, doğum günüm için Hamlet biletleri aldı ve Moda Sahnesi’ne gidip izledik. Hamlet’in kitabını uzun zaman önce okumuştum. Olayları net hatırlamasam da, beklediğim uyarlama bu değildi. Neden Hamlet’i modernleştirdiniz? Eğer kostümler döneme uygun olsaydı, komedi eklenmeseydi daha güzel olurdu çünkü oyuncuları sevdim. Onur Ünsal ve Timur Acar oldukça iyiydi.

Gezdim

İdari Yargı sınavımdan çıkınca Eylemcan, Kero ve ben Beşiktaş’a gittik. Biraz takıldıktan sonra, Kanlıca’ya doğru yola çıktık. Hocalarımdan biri sürekli Kanlıca’ya gidip yoğurt yemeden üniversiteyi bitirmeyin gibi yorumlarda bulunuyordu. Bu nedenle merak ediyordum.




Beşiktaş İskelesi’nden kalkıp Kanlıca’ya uğrayan vapurla yaklaşık bir saat içinde vardık. Çevrede biraz yürüdük ama ilgimizi çeken bir şey olmayınca, “asırlık Kanlıca yoğurdu” yemek için deniz kıyısına oturduk.

Pudra şekerle servis edilen yoğurdu, meyveli yoğurt sevenlerin beğeneceğini düşünüyorum. Ancak uyarayım, bence tek başına yemek için fazla ekşi, abartılacak bir yönü yokmuş.



Kanlıca’dan sonra uzun bir otobüs yolculuğuyla Kadıköy’e vardık. Ali Suavi Sokak’ta Kadıköy Sahaf Günleri vardı, son yarım saatine yetiştik. Eylemcan birkaç tarih kitabı aldı. :)

Böylece günümüzün ve yazımızın sonuna geldik. Siz neler yaptınız?


6 Nisan 2018 Cuma

Film: Ready Player One


Yönetmen: Steven Spielberg
Tür: Bilim kurgu


Kısa bir aradan sonra merhaba! Sonunda vizelerim bitti, bir miktar beni de bitirmiş olabilirler ama bu detayı boş verelim. Önemli olan burada olmam, öyle değil mi? :D

Bugün Kero’yla Ready Player One / Başlat’ı izledik. Kendisi kitabını çok seviyor, zilyon kere de okumuş olabilir. Bense hala okumadım ama okumayı planlıyorum.

Film, 2045 yılında geçiyor ve insanların bağımlı olduğu OASIS adındaki sanal gerçeklik evrenini konu alıyor. Burada belirtmeliyim ki bilgisayar oyunlarını gerçekten severim. Zamanında çok oynadım ve kendimi bıraksam hala da oynarım. Bu yüzden yorumumu okurken bunu göz ardı etmeyin çünkü izlerken OASIS evreniyle tanışmayı cidden istedim.

Başlat geçmişte geçse de içinde 80’ler, 90’lardan parçalar taşıyor. Görsellik, aksiyon tam kıvamında ve biz 4Dx izledik. Tavsiye ederim, filmin efektleri 4Dx olarak izlenmeyi hak ediyor.

Fragmanda oyunculardan pek hoşlanmamıştım ama filmi izleyince hepsini sevdim. Aslında filmi beğendim. Son zamanlarda geleceğe dair bu tarz çok film çekilse de, bence Başlat aralarından sıyrılır.

Şöyle bir durum da var, kuzenim kitabını okuduğu için filmde konuyu çok değiştirmiş olduklarını ve beklediğini bulamadığını söyledi. Kitaba göre film ‘berbatmış’. Ama kitabı okumasaymış, söylediğine göre filmi sevebilirmiş.

İşte size iki bakış açısı :D Sınavlardan kurtulan 4 hafta kadar özgür olan Salıncak için, film güzeldi. Fantastik, bilim kurgu ne olursa hayatımdan uzaklaşabileceğim şeylere ihtiyaç duyuyorum ve Başlat bu açlığımı biraz doyurdu. :D

Siz izlediyseniz ne düşündünüz?

💙