 |
77
Yabancı Yayınları
Çeviri: Işıl Karahanoğlu Zaimoğlu
226 sayfa
|
Sokak Kedisi Bob’u az önce bitirdim ve insanın içini sımsıcak
yapan, umut aşılayan kitaplardan birisi olduğuna karar verdim.
Okurken hep kendimi Christmas için süslenmiş bir evdeymiş gibi
hissettim. Kaloriferin yanında, etraf renkli ışıklarla bezeli, huzur içinde
okurken sanki dışarıda da kar yağıyormuş gibiydi. Aslında bu hissin kitapla
ilgisi yok, sadece böyle bir ortamın hayali beni mutlu ediyor ve kitap da aynı
duyguları uyandırdı.
Kitabın bir kısmını köyde okudum. Güneşli ekim günlerinden
biriydi. Babaannemler balkabaklarını toplamış ve evin önüne dizmişler. Sarman
ve yavruları –Peynir ile Zeytin- kabaklarla oynuyorlardı. Kuşların cıvıltıları
duyuluyor, evin karşısındaki kırlık alanda bir at ve eşek geziniyordu. Ben de
sundurmada kitabımı okuyordum. Huzurluydu.
Sokak Kedisi Bob, James Bowen ile Bob’un hikayesi, dünyaya karşı
nasıl birlikte durduklarının, direndiklerinin kanıtı. Hayattaki yol ayrımlarını
ve o ayrımları önümüze çıkaran güzel tesadüfleri kaçırmamamız dileğiyle…
Yazımı bitirmeden fotoğraftaki bebeklerden de bahsedeyim.
Kapağında üstüne yatmış olan Tekir, aslında onlar üç kardeşti. İki tekir ve bir
kara, onlara Kara Kız ve Tekir Kızlar diye seslenirdim. Diğer kardeşleri nerede
bilmiyorum, sahiplenilmişlerdir diye umut ediyorum. Tekir ise bizim apartmanda
takılıyor ve hayvan düşmanı komşulara karşı direnmeye çalışıyor. Kabaklarla
birlikte duran ise Peynir, bu yaz minicikti şimdi neredeyse annesi kadar oldu.
Çevremizde dolaşmasına rağmen hala kendisine dokundurmuyor, yabani prenses :)
Kitapla ve kediyle kalın, güzel pazarlar!
“Bir yerlerde meşhur bir
alıntı okumuştum. Yaşadığımız her günün bize sunulan ikinci bir şans olduğunu
söylüyordu. Bunu değerlendirmek elimizdeydi aslında, ancak çoğunla yapmıyorduk.” /Giriş
paragrafı sizce de çok güzel değil mi?
“Bob ile duygusal yakınlık
kuran sadece ben değilim. Tanıştığı hemen hemen herkesle arkadaş oluyordu
sanki. Bu kendimde de olmasını dileyeceğim bir yetenekti. İnsanlarla iletişim
kurmayı hiçbir zaman o kadar kolay becerememiştim.”