25 Mayıs 2019 Cumartesi

Film: Les Poupées Russes



Geçen sene Floransa’ya gitmeden önce L’Auberge Espagnole filmini izlemiştim. Erasmus’a gitmeden önce izlenmesi tavsiye edilmişti. Serinin devam filmi Russian Dolls ise ana karakterimiz Xavier’in beş yıl sonraki hayatını anlattığı için Erasmus dönüşü izlemeye karar vermiştim. İzledim.

Filmi beğendim. İlk filmde hissettiğim -nasıl tarif edeceğimi bilmediğim- duyguyu, bu filmde bana vermeyi başardı. Sanki o senaryodan biri olabilirmişim gibi. Bazı sahneler ve replikler benim içsel sorunlarıma değiniyor gibi. Eski dostlarla buluşmak gibi.

Xavier’in çok sevmediği ekonomiden uzaklaşıp, hayalindeki meslek olan yazarlık için çabalaması filmin beğendiğim yönlerinden biriydi. Bir sürü insan hoşlanmadığı işlerde çalışıp mutsuz olurken, sevdiği iş için çabalaması gerçekten değerli benim gözümde. Ben de kendim için evrene mesaj yollayayım Xavier yoluyla.



Tabii ki hayat yine sorunsuz ilerlemiyor. Bu sefer de aşk hayatı, ilişkiler su yüzüne çıkıyor. Burada Xavier’i çok anladığımı söyleyemem. Filmi izleyenler Moskova’da geçen günleri kast ettiğimi anlamışlardır. Buraya standart bir söz bırakalım: erkekleri anlamak mümkün değil.

Ana karakterimiz dışında diğerlerinin de hayatlarını, değişimlerini izlemek güzeldi.

Film harika şehirlerde geçti: Paris, Londra, Moskova. Ayrıca bolca tren sahnesi vardı. Çok severim.

Serinin üçüncü filmi de var, bakalım onu ne zaman izleyeceğim? Göreceğiz.

“Bir kızla bir hikayeye başlamak, bir yolculuğa çıkmak gibidir. Ne kadar yakın olduğunuzu ancak beraber uzaklara gittiğinizde anlarsınız.”



28 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Bi Çaylak,
      Bunu hep yapıyorum, genelde işe yaramıyor ama olsun :D

      Sil
  2. Hayalimizdeki mesleklere yönelebilseydik keşke. Bırak yönelmeyi hayalimixin ne olduğunu bile bulamıyoruz koşturup dururken.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan,
      Ne kadar haklısın :(( Keşke küçükken yeteneklerim keşfedilmiş olsaydı diyorum hep, belki de yeteneğim yoktur tabii :D

      Sil
  3. Erasmus istediğime göre benimde izlemem gereken bir film desene. :) Listeye aldım izleyeceğim kesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rafaelaybuke,
      İlk filmden başla, keyifli seyirler :))

      Sil
  4. Güzel bir filme benziyor. Listeme ekledim. Teşekkürler güzel öneriniz için :)

    YanıtlaSil
  5. Fransa yapımlarına bir türlü ısınamadım nedense gerçi çok da izlemedim ama bir de bu seriyi deneyeyim bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ebrar,
      Fransız filmlerini ben de sevmediğimi düşünüyordum ama sonra fikrim değişti :D

      Sil
  6. Güzel bir filme benziyor. Tanıtım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Önce ilk filmi izlemeli o halde, tabi doğal olarak öyle yapmalı :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlkay Özgür,
      İlk film daha güzel zaten ama ben seriyi sevdim genel olarak gibi :D

      Sil
  8. Mesleğiyle barışamayan biri olarak, filmi kesinlikle izleyeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Febris,
      Önce ilk filmden başlarsan daha anlamlı olur :))

      Sil
  9. Sayenizde İspanyol Pansiyonu' nu izlemeye başladım. Sonra da bu filmi izleyeceğim. Keyifli bir öneri oldu benim için. :) Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Momentos,
      Umarım seversiniz, ben keyif almıştım :))

      Sil
    2. Çok beğendim.. şimdi de rus bebekleri izleyeceğim :))

      Sil
    3. Momentos,
      Çok sevindiim :))

      Sil
  10. Bu filmi bilmiyordum. Konusu güzelmiş. Hayallerinin peşinden gitmesi iyiymiş. :)

    YanıtlaSil
  11. Ne ilginçtir ki Yönetmen Sineması Meydan Okuma için seçtiğim üçüncü haftanın yönetmeni Klapisch'ti ve serinin son iki filmini izledim dün :). İlk filmi de bir ay önce falan izledim ve bence serinin en güzeli ilkiydi. Diğerleri de eğlenceliydi ama ilk film daha sıcak ve samimi bir hikayeydi sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneri Makinesi,
      Ne güzel tesadüf :)) İlki daha güzeldi bence de ama karakterleri genel olarak seviyorum :))

      Sil
  12. ayyy en sevdiklerimdeeen. üç filmi de çok seviyom. yönetmen de süpeer. bak bi dee, bu serideki oyuncular şimdilerde hepsi fransız sinemasının en iyileri oldular ve ingiliz :) duris, de france, reilly :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deeptone,
      Ben de çok sevdiiim, oyuncular gerçekten iyi :))

      Sil
  13. Hayalindeki mesleği kovalamak genellikle filmlerde kalıyor maalesef. Gerçek hayat daha acımasız :-(

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...