15 Temmuz 2017 Cumartesi

60) MAJESTELERİNİN EJDERHASI - NAOMI NOVIK

pegasus yayınları

Pegasus Yayınları
Çeviri: Gürkan Genç
399 sayfa

Majestelerinin Ejderhası’nı kış okuma şenliğinin “herhangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap” maddesi için almıştım. Kendisi 2007 yılında Hugo ödülüne aday olup kaybetmiş.

Temeraire Serisi, 9 kitaptan oluşuyor ve ilki Majestelerinin Ejderhası. İlk 4 kitabı Pegasus tarafından çevrilmiş ve ardından seri yine yarım bırakılmış. Tamamını çevirseler şaşırtırlardı zaten. -.- Pegasus’u buradan kınamak istiyorum.

Neyse. Kitap, Napolyon Savaşları zamanında geçiyor. Yazar, tarih ve fantastiği ustalıkla harmanlamış, gerçekten ejderhalar varmış gibi hissediyorsunuz. Fantastik unsurlar bile normal geliyor.

İngiltere ve Fransa arasında savaş var ve biz İngilizlerin açısından savaşa bakıyoruz. Kitapta birçok değişik ejderha türü var. Hatta “Ejderhaların ateş püskürttüğü doğru mu?” sorusuna verilen cevabı beraber okuyalım:

“…bu yetenek aşırı derecede nadir. Şahsen ben sadece bir kere gördüm: Nil savaşında bir Türk ejderhasında ve işe yaradığını gördüğümde Türklerin bizim tarafımızda olmasına çok sevindiğimi söyleyebilirim.”

Majestelerinin Ejderhası’nı genel olarak sevdim, konusu harikaydı –biliyorsunuz, ejderhaları seviyorum-. Sadece anlatımı durgundu. Belki sıcaklardan dolayı bana böyle gelmiş olabilir ama heyecanlı olması gereken yerleri bile durağandı.

Çok aksiyonlu bir kitap beklememenizi tavsiye ederim. Büyük kısmı eğitimlerini anlatıyordu.

383’üncü sayfadan sonra serinin ikinci kitabı Yeşim Taht’tan bir bölüm vardı. Basım hatası olarak 388’inci sayfayı basmak yerine 398’i basmışlar. Böylece Pegasus benden bir eksi daha aldı.

Sonuç olarak, ben seriyi sevdim, Temeraire adlı ejderimizi sevdim ama devamı çevrilmediği için ikinci kitabını alma konusunda tereddütteyim.


Keyifli okumalar 🐉


12 Temmuz 2017 Çarşamba

59) LENİN - RICHARD APPIGNANESI & OSCAR ZARATE

yeni başlayanlar için

Yeni Başlayanlar İçin
Agora Kitaplığı
Çeviri: Osman Akınhay
169 sayfa


Lenin – Yeni Başlayanlar İçin fuarlarından birinde gözüme çarpan, ardından inceleyip aldığım bir kitap –ki bu fuarın üstünden biraz(!) zaman geçmiş olması muhtemel. :D Benim için kitap fuarlarının en güzel yanı, farklı kitapları keşfetme şansı. Lenin’de bunlardan biri oldu.

Kitap, illüstrasyonlarla zenginleştirilmiş, aslında çizgi roman tarzında diyebiliriz.

Rus Devrimi Takvimi’yle başlayan kitap, 1870’de Vladimir İlyiç Ulyanov yani Lenin’in doğmasıyla devam ediyor. Marksizim, enternasyoneller, bolşevikler, menşevikler, devrim hepsi içinde var. Ayrıca içinde diğer tanıdığımız isimler Troçki, Stalin, Bakunin, Çernişevski, Gorki vs. mevcut.

Alırken kitabın çizimlerden dolayı rahat okunacağını düşünmüştüm ama fazla açıklama olmaması ve her sayfada farklı olay olması nedeniyle okumam uzun sürdü. Bazı bilgileri durup, 2-3 kez okuduğum da oldu.

Keyifli okumalar :)


“Burjuvazinin devrilmesi ancak proletaryanın yönetici sınıf olmasıyla başarılabilir.”



10 Temmuz 2017 Pazartesi

58) KAN BÜYÜSÜ - NORA ROBERTS ( The Cousins O'Dwyer Triology #3)


Epsilon Yayınları
Çeviri: Gözde Soykan
415 sayfa


Kan Büyüsü serinin üçüncü kitabı. Böylece bir seriyi daha bitirmiş bulunuyorum.

Üçüncü kitap, ilk ikisine göre daha iyiydi.

Tabii yine de siz şaşırtıcı bir son, aksiyonlu bir savaş falan beklemeyin. Diğer iki kitabı gibi asıl olay son 17 sayfada anlatılıyordu.

Üçlü grubun aralarında geçen sohbetler de standarttı, sadece Fin’i sevdiğim için daha güzel gelmiş olabilir.

Seriye genel olarak bakarsak, yazarın çok özen göstererek yazdığını düşünmüyorum. Birbirine çok benzeyen 3 kitap yazıp, seri yapmış. Bu da bazen aynı şeyleri okuyormuşsun gibi hissettiriyor.

Serinin diğer kitapları:

“Aşk güçlüdür ve çok önemlidir ama her şey anlamına gelmiyor.” /168

“Suçlu olanların uykusu çok az kaçar.” /355


“Unutma, sevginin büyünün de ötesinde güçleri vardır.” /362


8 Temmuz 2017 Cumartesi

57) HAYALİ CEMAATLER - BENEDICT ANDERSON


Milliyetçiğin Kökenleri ve Yayılması
Metis Yayınları
Çeviri: İskender Savaşır
227 sayfa


Kitabın varlığını Political Sociology dersimde öğrendim. Sınavda sorumlu olduğumuz makalelerden biri de Imagined Communities’di –yani kitabın giriş kısmıydı.

Makaleyi okuyunca ilginç geldi, ardından kitabını okumaya karar verdim.

Hayali Cemaatler, milliyetçiliğin aslında varolmadığını, inşa edildiğini anlatıyor. Hayali, kurgulanmış anlamında kullanılıyor.

Benedict Anderson ulusların oluşumu ve yayılmasını; kitapların, yayınların milliyetçiliğe etkisi, dil, emperyalizm gibi açılardan açıklamış.

Kitabın dili biraz ağır ve sürekli verilen örnekler benim konudan uzaklaşmama neden oldu. Uzun İngilizce cümleler, bölünerek mi çevirilse daha iyi olurdu diye düşünmeden edemedim.

Alıntılarıma bakacak olursak:

“Ulus sınırlı olarak hayal edilir, çünkü belki de bir milyar insanı kapsayan en büyüğünün bile, ötesinde başka uluslara mensup insanların yaşadığı, esnek de olsa sonlu sınırları vardır. Hiçbir ulus kendisini insanlığın tümü ile örtüşüyor olarak hayal etmez.”

“Budizm, Hristiyanlık ve İslam’ın düzinelerce farklı toplumsal oluşumda, binlerce yıl şaşırtıcı bir şekilde varlık sürdürebilmesi, insanoğlunun büyük ıstıraplarına –hastalığa, sakatlığa, keder, yaşlılık ve ölüme- gösterdiği hayali tepkinin bir kanıtıdır.”

“Belli diller ölebilir ya da yeryüzünden silinebilir ama insanlığın dilsel birleşmesinin imkanı yoktur ve yoktur.”

“Dil dışlayıcılığın tam tersine, temelde içericidir ve içericiliğini sınırlayan tek şey Babil’den devraldığımız yazgıdır: Kimse bütün dilleri öğrenebilecek kadar uzun yaşamıyor. Milliyetçiliği icadeden belli bir dilin kendisi değil, yayın dilidir.”





5 Temmuz 2017 Çarşamba

56) GÜZEL VE ÇİRKİN FİLMİN ÖYKÜSÜ


Uyarlayan: Elizabeth Rudnick
Doğan Egmont Yayıncılık
Çeviri: Tuğba Kırca Alptekin
269 sayfa


Kütüphaneniz bu küçücük dünyamızı kocaman hissettiriyor.

Güzel ve Çirkin; geçenlerde izleyip, çok beğendiğim, Emma Watson’ın oynadığı filmin öyküsü… Film yorumu için: Beauty and the Beast.

Kitabının çıktığını gördüğümde, dayanamayıp aldım. İnternetten sipariş olduğu için, elime ulaştığında biraz şaşırdım, çünkü puntosu oldukça büyük!

Yani yine bir çocuk kitabıyla karşınızdayım. 😇



Güzel ve Çirkin, filmle neredeyse* birebir gidiyor. Kitabı okurken film müzikal olmasaydı, daha güzel olurdu diye düşündüm. *Kitap ve film arasında gözüme çarpan tek fark, filmin sonunda görülen eş cinsel aşkın olmamasıydı.

Kitabın senaryodan uyarlanmasını da başarılı buldum. ‘Uyarlanma’ gibi değil, roman gibi hissettirdi.

Verdiği mesajlarla, hikayesiyle çocuklar gibi büyüklerin de sıkılmadan okuyabileceği bir kitap olmuş.

Keyifli okumalar 💚

“Görünüşe aldanmamalısınız (…) Güzellik insanın içindedir.”


“Geçmişte kalmak, keşke demek sadece zaman kaybıydı.”


4 Temmuz 2017 Salı

Mim: Elimin Gitmediği Kitaplar


Bir kısmını gördüğünüz bu kitaplık, okunmuşlar kitaplığı 😊

Elimin Gitmediği Kitaplar mimiyle herkese merhaba! Beni KitapEylemi mimlemiş, ona teşekkür ediyorum. :D

Okunacak çok fazla kitabım var ve gün geçtikçe azaldığı kadar, artıyor da. Belki de denge noktamı bulmuşumdur? :D



Kargaların Ziyafeti’ni seriyi okurken okumamıştım çünkü içinde Arya yoktu, şimdi ise seriyi unutmuşumdur diye okumaya çekiniyorum.

Aynı neden Kana Susamış’da da geçerli. İlk kitabı Cehennem Taşı’ydı ve lisede okumuştum.

Ted Dekker’dan Siyah’ı okumuştum ama seriyi tamamlamayı düşünmüyorum. Yeşil de ilk ve son kitap olabiliyor. Okuma konusunda tereddütteyim.

Sol Ayağım’ı neden bilmiyorum ama pek sevmemiştim, ikincisine de elim gitmiyor.

Mutsuz Çocukların Tanrısı’nı ne zaman aldığımı hatırlamıyorum bile. :D



Bu raf da uzun zamandır okumadığım ve ertelediğim kitaplar. Aslında okunacaklar kitaplığımı size çekmek isterdim ama o kadar dağınık ki, toplamak boşuna bir çaba gibi göründü.

Elimin gitmediği bir diğer kitap ise Silmarillion idi. Birkaç yıl önce başlayıp, yarım bırakmıştım ama bu yaz tatilimi Tolkien’e ayırmayı planladığım için, yakın zamanda başlayacağım.

Umarım Tolkien maratonumu başarıyla tamamlarım çünkü önümde yaz okulu gibi bir engel var. -.-



Mimlenenler:

Ve mimi cevaplamak isteyen herkes :)

3 Temmuz 2017 Pazartesi

55) GURUR VE ÖNYARGI - JANE AUSTEN


Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Hamdi Koç
424 sayfa


Gurur ve Önyargı / Aşk ve Gurur’un bu sefer de İş Bankası versiyonunu okudum. Değişik çevirilerini okumaktan keyif alıyorum.

Hamdi Koç çevirilerinden pek hoşlanmasam da, ‘herşey’ sürekli birleşik yazılmış olsa da Gurur ve Önyargı yine bir harika!

Kitap hakkındaki düşüncelerimi daha önceki okumamda uzun uzun yazmıştım, tıklayıp okuyabilirsiniz: Aşk ve Gurur – Jane Austen

“Kimseyi yargılamak konusunda acele etmek istemem; ama düşündüğümü de her zaman söylerim.” /18

“Ben de gururunu kolayca affedebilirdim, benim gururumu yaralamasaydı.” /23

“Gurur daha çok kendimizle ilgili görüşümüze bağlıdır,  gösteriş ise bizim hakkımızda başkalarına ne düşündürtmek istediğimize.” /23

“İnsanların ahmaklıklarını, kötülüklerini gereğince çabuk unutamıyorum, ya da bana yönelik kabalıklarını. Kimse duygularımı kolay kolay kışkırtamaz. Yaradılışım için kinci diyebiliriz belki. –Birinden bir kez soğuyunca ilelebet soğurum.” /67

“Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.” /153

“Boşuna mücadele ettim. İşe yaramayacak. Duygularım bastırılır gibi değil. Size ne büyük bir tutkuyla hayran ve aşık olduğumu söylememe izin verin.” /212

Okuduğum Diğer Austen Kitapları: