Yapı Kredi Yayınları
664 sayfa
|
Edip Cansever’i nasıl sevdim?
Sorunun cevabı için edebiyat bilincimin geliştiği lise yıllarıma
dönmemiz gerekir. İkinci Yeni’den ilk tanıdığım isim Cemal Süreya olmuştu. Önce
Sevda Sözleri’ni okudum ardından eşi Zuhal’e yazdığı On Üç Günün Mektupları’nı.
İsimce tanıdığım Edip Cansever ise Tomris Uyar’ın anısıyla ilgi
alanıma girdi. Her doğum gününde yazdığı şiirler ve peçeteye yazılmış bir yazı…
“Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”
Öyle biriydi işte Cansever. Önce arka planımda kalıp, zamanla,
onu okumaya hazır olduğumda kendini fark ettirdi.
Sonrası Kalır 1 ilk okuduğum kitabı. Aslında 10 şiir kitabının
toplanmış versiyonu.
Sözlerine, sevdasına hayran olduğum şairi okumak… Anlamaya
çalışmak… Hislerine dokunmak… Belki de daha önce okumalıydım.
Favori şiirlerime değinirsek oldukça uzun bir liste olur. Yine
de “Yangın”a ve “Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka”ya göz atın derim.
HAYATIN
İÇİNDEN KARANLIK NOT: Bu sabah yarım kitaplarımı tamamlayacağım hevesiyle
uyandım. Sonrası Kalır’ı bitirdim ve taze taze yorumunu yazıyordum. Sınıf
grubundan mesaj geldi. “İyi misiniz arkadaşlar?” İçimde bir karamsarlıkla devam
mesajları okudum. İstiklal’de patlama olmuş. Devamlı gittiğim İstiklal’de olan
patlama… Evde olduğuma ve nefes alabildiğime mi sevinsem, ülkenin haline mi
üzülsem?
Yaşamaya çalışıyoruz. Yaşayacağız.
Mısralarla
anlatacak olursak:
“Çok karanlık
bir cümlede durmuş gibiyiz
Herkesin, ama
herkesin yanılıp bir yerlere gittiği
Bir cümlede
durmuş gibiyiz.”
Öyle değil
miyiz?
Belki de
çözüm ya da kaçış yolu edebiyattır.
“Bizim derdimiz yalnızlık,
Bizim derdimiz başka.”
“Adam olamadım bu şehirde,
Adam olamadım.
Akşamları yalnızlıktan,
Sabahları işsizlikten,
Ve senin yüzünden,
Deniz kenarı…”
“Hiçbir şeyin hiçbir şeyliği gibi bir şeydim. Bir ara
Hiç kimsenin tutmadığı oyunlara giderdim
Tiyatrolar ki benim en sevdiğim boşluklarımdır.”
“Ve yürürlükten kalkmış bir sözü tekrarlıyorum: sevin ki her şey
olur
Sevin ki her şey olur
Olmuyor, biliyorum.”
