| 13
İletişim Yayınları
480 sayfa
|
“İnsan
korktuğu halde yaşıyor. Bir şeyler yapmak istediği için, korkunun gölgesinde
kendini oradan oraya vuruyor. Çok acıklı durumlara düşüyor insan, dostlarım!”
Oğuz Atay kitapları hakkında yazmak beni her zaman zorluyor.
Keşke hissettiklerimi, düşüncelerimi aktarabilmek için kelimeleri kendisi gibi
kullanabilsem. Belki o zaman anlatmak daha kolay olurdu.
Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’dan okuduğum üçüncü kitap. Biraz
Tutunamayanlar’a benzer, bir nevi devamı gibi. İki kitapta da kendimden parçalar
buldum. Hikmet’le ortak noktalarımız daha bile fazla olabilir. Benzer kafa
karışıklığını taşıdığım, içsel dünyama daha dönük olduğum için karakterleri
anlayabiliyorum.
Cansu’yla birlikte okuduk kitabı. Zamana yayarak, sindirerek,
düşünerek…
Kitabın sonunda Tehlikeli Oyunlar Üstüne diye bir kısım var,
değişik fikirler okumak ve kitaba farklı yönlerden de bakmak için güzel olmuş.
Oğuz Demiralp’ten bir alıntı bırakayım: “İsa simgeseli billurlaşıyor. Hikmet
Benol-Hüsamettin Tambay- Nurhayat Hanım: İşte kutsal üçgen.”
“İnsan
nasıl kaybolabilir? Kimseye görünmeden bir yerden çıkıp gitsem. Bir köşede ölüp
kalsam sonra da.”
“Bütün
hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin
hayaliyle geçirdim albayım. Artık ne olacaksa olsun istiyorum.”
“Bir
türlü sonuna gidemiyorduk rüyalarımızın. Korkuyorduk. Korkuyordum. Hayallerinde
bile korkar mı insan?”
“Bazı
insanların, bazı şeylere hiç hakları yoktu: ne var ki, insanlar da en çok, bu
hiç hakları olmayan şeyleri yapıyorlardı.”
“Bizi
biz olduğumuz için sevmezler; sağlam olalım.”
